Bugun...


Hürriyet Varol

facebook-paylas
Adem'den Hatem'e Mehdeviyet, İnsanlığın Beka ve Zafer Vaadi
Tarih: 28-02-2024 17:15:00 Güncelleme: 28-02-2024 17:15:00


İçerisinde bulunduğumuz zaman diliminin en önemli gündem konusu ve münasebeti mübarek Şabanın ayının 15’inde dünyaya gelen, dünyaya geldikten sonra da zuhuru beklenen büyük kurtarıcı Hz. Mehdi’nin (a.f) insanlık dünyasına damgasını vuran Mehdeviyet mektebidir. Peki bu mektep nedir, ne değildir?

 

Mehdeviyet; evrensel kurtarıcının zuhurunun gerekliliği düşüncesi demektir. Bu düşünceye imanın genel olarak insanlık düşüncesinde ortaya çıkışı, onun insan fıtratından hareket eden güçlü ve sağlam temellere dayandığını gösterir.

 

Bu düşünce, bütün insanların müşterek olduğu fıtri bir ihtiyacın ifadesidir. Evrensel kurtarıcının zuhuru ve onun adil devletini vadedilen günde kurması, beşer toplumunun ideal rüşt ve yetkinlik seviyesine geldiğinin bir ifadesidir.

 

Öyleyse vadedilen Mehdi düşüncesine iman, insanoğulları arasında en yaygın düşüncelerden biridir diyebiliriz. Çünkü en kapsamlı hâliyle kemale ulaşma beklentisi şeklinde ortaya çıkan fıtri bir duyguya dayanmaktadır. Yani fıtri bir ihtiyacın ifadesidir, dolayısıyla bunun gerçekleşmesi de kaçınılmazdır, kesindir; çünkü fıtrat var olmayan bir şeyi talep etmez.

 

İslâm dini dahil semavi dinlerin tümünün müjdelediği Mehdeviyet ve kurtarıcı hususu, dinî bir mesele olmaktan öte insanî bir meseledir de denilebilir. Çünkü bu olay, insanî arzuların tam şekliyle gerçekleşmesi gerekliliğinin dakik bir ifadesidir.  Kısacası Hz. Mehdi’ye (a.f) İman, fıtri ve insani bir ihtiyacın mücessem hâlidir.

 

Şehit Muhammed Bakır es-Sadr (r.a) şunları söylemektedir:

 

"Mehdi (a.f), sadece dinî özellikleri taşıyan bir İslami inancın mücessem hâli değil, aynı zamanda insanlığın farklı din ve mezhepleriyle yönelmiş olduğu arzularının bir ifadesi ve fıtri bir ilhamın karşılığıdır. İnsanlar bu fıtri ilhamla muhtelif inançlara ve gayba ilişkin farklı araçlara sahip olmalarına rağmen insanlık için yeryüzünde vadedilmiş bir günün olduğunu ve bugünde semavi risaletlerin büyük amaçlarının ve nihai hedeflerinin gerçekleşeceğini kavrar. İnsanlık, beşeriyetin tarih boyunca geçirdiği zorlu süreçten sonra vadedilen bugünde sıkıntıların ardından istikrarı, sükûnet ve huzuru bulacaktır.”

 

Evrensel dinî ıslahatçının kesin bir şekilde zuhur edeceğine ve yeryüzünün her tarafında ilahi ve adil bir devlet kuracağına inanmak bütün dinlerin belirgin ortak noktalarından biridir. Bu konudaki görüş ayrılığı, bütün peygamberlerin hedeflerini gerçekleştirecek olan bu evrensel dinî ıslahatçı ve kurtarıcının özelliklerinin belirlenmesi noktasındadır sadece.

 

Bilahare, semavi dinlerde vadedilen günün kesinliği üzerinde ittifak mevcuttur. Nitekim araştırmacıların tümü bazı nadir yaklaşımlar hariç dünyanın ifsat olan bölümünü ıslah edecek, gördüğü zulüm ve fesadı giderecek, karanlıklara boğulan dünyayı aydınlatacak ilahi bir muslihin geleceği üzerinde ittifak etmiştir. Ancak kimi, bu kurtarıcının Üzeyir, kimi Mesih, kimi Halil İbrahim olduğunu söylerken kimileri de (Müslümanların kahir ekseriyeti) Efendimiz Ebu Abdullah İmam Hüseyin es-Sıbt eş-Şehid’in yani Şehit Hz. Hüseyin'in (a.s) neslinden geleceğini söylemiştir…

 

Ehlibeyt Mektebi’nin beklenen Mehdi konusunda diğer yaklaşımlardan ayrıştığı en temel husus; onun bilfiil var olup gaip olduğu ve hüviyetinin pak Nebevi itretinden on ikinci imam olduğu inancıdır. Ehlibeyt Mektebi’ne göre o, İmam Hasan Askerî'nin (a.s) oğlu olarak H. 255 senesinde doğmuş ve H. 260 senesinde babasının vefatından sonra imamet görevini devralmıştır. Onun iki gaybetinin ilki, H. 329 senesine kadar sürmüştür. Bu süre zarfında Şiasıyla özel elçiler vasıtası ile irtibat kurmuş ve ardından günümüze kadar süren büyük gaybet dönemi başlamıştır. Bu dönem, Allah’ın ona zuhur için izin verip yeryüzünün her tarafına adalet ve eşitliğin hâkim olacağı, evrensel İslam devletinin kurulmasındaki büyük görevini yerine getirmeye başlayacağı güne kadar sürecektir.

 

Ehl-i Sünnet, vadedilen Mehdi’nin (a.f) Ehlibeyt'ten ve Fatıma (s.a) evlatlarından olduğunu ittifakla kabul eder. Ehl-i Sünnet'in bazıları onun doğumuna inanmakla birlikte bazıları da, Mehdi’nin (a.f) vadedilen görevini yerine getirmek için ahir zamanda doğacağı görüşündedirler.

 

Ehl-i Beyt Mektebine ait meşhur akait kitapları onun gaybetini ayrıntılı olarak ispat etmeye çalışan delillerle doludur. Mehdi’nin On İki İmam’ın sonuncusu olduğu yönündeki inanç, İmamiye ve Şia mezhebini diğer mezheplerden ayıran en önemli özelliktir. Kevser Yayınlarının Zuhur Asrı ve Hidayet Önderleri kitaplarının bu konularda sizlere doyurucu bilgiler sunacağından eminim.

 

İslam tarihinde gördüğümüz tarihî anlaşmazlıklar ve bunun akidevi görüşlerin oluşmasındaki yansımaları, açık delillerin üstünün örtülmesine ve gerçek anlamlarından uzak bir şekilde yorumlanmalarına neden olmuştur. Böylece konuyla ilgili eserlerin okunup incelenmesi oldukça önem arz eder. Yukarıda adı geçen eserler incelendiğinde Mehdeviyet inancının bazı diplomalı sözde akademisyenlerin iddia ettiği gibi ithal bir inanç ve düşünce olmadığı, aksine İslam’ın, Kuran’ın merkezinde yer almış, Müslümanlar arasında ittifak edilmiş bir inanış olduğu görülecektir.

 

Unutmayalım ki Mehdeviyet inancı barındıran bir İslam anlayışı, Peygamberini ve onun vahyini kesintisiz yaşatan bir İslam anlayışı ve inancıdır.

 

Mehdeviyete inanmak Nebevi hidayetin kapıları yeryüzünde insanlara kıyamet gününe kadar açık olduğuna ve olacağına inanmak demektir.

 

Mehdeviyete inanmak Nübüvvet ile İnsanlık arasında Velayet bağının devam ettiğine iman etmek demektir.

 

Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhuru ile adaleti ikame etme görevi bilincindeki intizar ehli her Müslüman zalime karşı duruş sergilemeye gayret eder, bu bilinç ve şuur onların büyük Mehdeviyet devletine hazırlıklı olmalarını sağlar, onlarda mücadele ve cihat ruhunu canlı tutar.



Bu yazı 580 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI