|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahîm
Hz. Fâtıma (s.a) bu görüşmede, kaburga acısından değil, “toplumun gayretsizliğinin acısından” söz etti. Aşağıda okuyacağınız metin, “Hutbe-i İyâdet”in günümüz diliyle yeniden aktarımıdır. Hz. Fâtıma (s.a) bu sözlerinde kaburgasının acısını değil, “halkın duyarsızlığa sürüklenmesini” ve “toplumsal ölçülerin çöküşünü” haykırmaktadır. Burası bir hastalık yatağı değil, tarihin yargı kürsüsüdür. Karşınızda, Allah Resulü’nün (s.a.a) eşsiz kızının, tarihin yalan duymasını istemeyen son kesin uyarısı ve hüccet tamamlaması bulunmaktadır.
“Duyarsız nesle” nefret ilanı
Açıkça söyleyeyim: Sizin dünyanızdan tiksiniyorum. Sizin, o siyaset ve güç iddiasında bulunan erkeklerinizi denedim ve anladım ki hepsi boş davul gibidir. Onları bir kenara attım; çünkü iş “eylem” gerektirdiğinde, zorluk meydanlarının adamı olmadıklarını gördüm.
Ne kadar çirkindir ki kararlı iradeleriniz böylesine körelmiştir.
Ne kadar utanç vericidir ki bunca heyecana ve bilince rağmen şimdi dini ve adaleti oyuncak hâline getirmişsiniz.
Siz, boş bir “huzur” umuduyla sustunuz; fakat bilin ki bununla kendinize sadece Allah’ın gazabını satın aldınız.
“Yanlış seçimin” ağır bedeli
Siz sustuğunuz için kendinizi kurtardığınızı mı sandınız? Asla.
Ben bu gasp edilmiş hilafetin ve bu siyasî sapmanın zincirini sizin boynunuza taktım. Tarih tanıklık edecektir ki siz, bu yolu kendi iradenizle seçtiniz.
Zulüm üzerine kurulu sisteme lanet olsun.
Siz, “sağlam ve sarsılmaz bir dağ”ı bıraktınız ve gidip kum tepeciklerine dayandınız. Neden Ali’yi kenara attınız? O Ali ki, din ve dünyanın yönetiminin bütün inceliklerine vâkıftı. Bu sıradan bir kayıp değildir; bu tam anlamıyla bir serbest düşüştür.
Ali’nin suçu neydi? (Neden adalet talep edenler ortadan kaldırılır?)
Geliniz açık konuşalım. Servet, güç ve riyâ üzerine kurulu sistemin Ali ile derdi neydi?
Ali’nin tek suçu, “pazarlık ehli olmamasıydı”. O, fesat ehliyle şakalaşmazdı. Adaleti uygularken kimseye iltimas göstermezdi. Onun için ölüm ve hayat birdi; önemli olan yalnızca “hakkın ayakta durmasıydı”.
Bozuk düzenler, kendisine nüfuz edilemeyen, rüşvetle eğilip bükülmeyen kimseleri reddeder, dışlar.
Çaldığınız hayal (olabilecek olan şey)
Eğer toplumun idaresinin ehlinin elinde olmasına izin verseydiniz (tıpkı Peygamber’in belirlediği gibi):
Toplumu öylesine dingin ve titizlikle yönetirdi ki hiç kimse baskı ya da yorgunluk hissetmezdi.
Sizi, siyaset oyunlarının bulanık suyuna değil, tertemiz bir pınara ulaştırırdı.
O, iktidar sofrasından kendisi için bir lokma bile ayırmayan biriydi. O zaman, “iktidar ve güç susuzluğu” ile “millet hizmetkârlığı” arasındaki farkın ne olduğunu anlardınız.
Eğer doğru yolu gitseydiniz, bereket kapıları açılırdı; fakat siz yalanı ve hileyi tercih ettiniz ve şimdi onun enkaz gibi çökecek sonuçlarını beklemek zorundasınız.
Çifte Kayıplı Bir Anlaşma
Keşke neye umut bağladığınızı anlayabilseydim. Hangi çürümüş direğe yaslandınız? Hangi gevşek ve dayanaksız ipi tutup benimsediniz?
Siz, “keskin kanatlı bir şahin”i (yani liyakat ve Ali’ye özgü adalet düzenini) verdiniz ve karşılığında “tavuk kuyruğunun tüylerini” (alçalış ve çöküşü) aldınız.
Bu tür maslahat hesaplarıyla ve suskunluklarla “doğru olanı” yaptığını zanneden topluma yazıklar olsun.
Kur’an haykırmaktadır:
“Bunlar, bozguncuların ta kendileridir; fakat bunu idrak edecek bir anlayışları yoktur.” (Bakara, 12)
----------
Bu hutbeyi merhum Tabersî, el-İhticâc adlı eserinde, c.1, s.108’de nakletmiştir.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
