|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahim
Kur’an’da haccın maddi faydalarına işaret
Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinde haccın dünyevi faydalarına değinilmiştir. Örneğin Hac Suresinde şöyle buyrulur:
“İnsanlar arasında haccı ilan et ki, sana yaya olarak ya da uzak yollardan gelen hızlı binekler üzerinde gelsinler; kendileri için olan faydalara şahit olsunlar…”
“İnsanları hac ibadeti için çağır; yaya olarak veya hızlı binekler üzerinde, uzak yollardan yola çıkıp sana gelsinler ki, haccın kendileri için ne büyük faydalar taşıdığını bizzat görsünler.” [1]
Bu ayetin devamında, “haccın maddi faydaları” hakkında bize ulaşan bir rivayette İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor:
“Doğuda ve batıda, karada ve denizde bulunan herkes için hacda bir fayda vardır -ister hacca gelsin, ister gelmesin, ister tüccar olsun, ister tüketici, ister satıcı olsun, ister alıcı, ister zanaatkâr olsun, ister yoksul-.” [2]
Kur’an’daki diğer önemli işaretlerden biri de Allah’ın evini insanların “kıyamı” yani “ayakta duruşu” olarak nitelendiren ayettir; bu da onların sosyal ve ekonomik işlerinin düzen ve devamını sağlayan bir unsur olduğu anlamına gelir. [3]
Başka bir ifadeyle Mekke, yalnızca bir ibadet noktası değil, aynı zamanda finansal hareketliliğin, ticari alışverişin ve kültürlerin buluştuğu bir merkezdir. Bu çerçevede hac, İslam ortak pazarının oluşması için bir zemin olarak, ekonomik bağımlılık sınırlarını aşarak Müslüman toplumları bağımsızlığa daha da yaklaştırabilir.
Hz. İbrahim’in duası ve vaatlerin gerçekleşmesi
Bakara Suresi’nin 126. ayetine göre Hz. İbrahim (a.s.), Allah’ın evi sakinleri için iki şey istemiştir: Güvenlik ve maddi nimetler.
Allah’ın bu dualara cevabı, “Onlar için güvenli bir Harem (Mekke) kılmadık mı?” [4] ayetinde açıkça ifade edilmiştir. Sonuç olarak hac, doğal yaşam kaynaklarının son derece kıt olduğu bir bölgede bile ekonomik güvenlik ve rızkın bolluğu için bir zemin oluşturur.
Yoksulluğun giderilmesinden uluslararası ticarete
Ancak masum İmamların (a.s) rivayetleri, haccın maddi bereketlerine dair daha geniş bir ufuk çizer. İmam Cafer-i Sadık (a.s), uzun bir rivayette haccın felsefesini yalnızca kullukta değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik alışverişte de görür. Kendisine “haccın felsefesi” hakkında sorulan bir soruya cevap olarak şöyle buyurur:
“Allah bu kulları yarattı… ve onlara din ve dünya maslahatına yönelik emirler verdi; bunlardan biri de doğu ve batı halkının (hacda) bir araya gelmesini takdir etmesidir ki Müslümanlar birbirlerini iyi tanısınlar ve her topluluk ticari sermayelerini bir şehirden diğerine taşıyabilsin.” [5]
Bu rivayetten anlaşıldığı üzere, Müslümanların Mekke gibi bir noktada toplanması, milletlerin birbirini tanıması ve ticari sermayenin aktarılması için bir fırsattır. Bu bakış açısı, haccı, İslam dünyasının en büyük yıllık fuarına dönüştürür ve doğru bir yönetimle İslam toplumlarının sürdürülebilir ekonomik büyümesine katkı sağlayabilir.
Ticaret ve helal kazanç
İslam’ın açık öğretilerinden biri, hac mevsiminde ticaret yapmanın meşru olduğudur. “Size, Rabbinizin lütfundan rızık aramanızda bir sakınca yoktur…” [6] ayetinde, hac sırasında alışveriş yapmanın caiz olduğu vurgulanmıştır. İslami hükümler de açıkça belirtir ki, hacı ibadetlerini tamamladıktan sonra Mekke pazarlarında ticaret yapabilir ve bu da ilahi bereketlerden biridir.
Hac; fakirliğin düşmanı
Hz. Peygamber’in (s.a.a) ve Ehlibeyt’in (a.s) sözlerinde hac, fakirliği gideren bir şifa olarak tanımlanmıştır. Örneğin Hz. Peygamber’den (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir:
“Hac ve umre, demircinin körüğü demirin pasını giderdiği gibi fakirliği giderir.” [7]
Hz. Ali (a.s) da Nehcü’l-Belâğa’nın 110. hutbesinde şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz hac ve umre, fakirliği ve yoksulluğu ortadan kaldırır.” [8]
Rızıkta bereket ve bedensel sağlık
Rivayetler, haccın maddi bereketlerinin yanında bedensel etkilerine de değinmiştir.
İmam Zeynelabidin (a.s) şöyle buyuruyor:
“Hac ve umre yapın ki bedenleriniz sağlıklı kalsın.” [9]
Bu vurgu, bu manevi yolculuğun psikolojik ve fizyolojik etkilerine işaret eder; streste azalma, fiziksel hareketlilik ve doğal bir yaşam düzeni gibi.
Etkileme Şartı: İhlas
Önemli olan nokta şudur: Bu maddi bereketler, halis bir niyete ve ihram takvasına riayet etmeye bağlıdır. İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:
"Bu evi (Kâbe’yi) kasteden kimse eğer (şu özelliklere sahip değilse) ona itibar edilmez."
Eğer bir kimse takvâ (sakınma), hilim (yumuşak huyluluk) ve güzel geçim (iyi davranış) olmadan hacca giderse, bu etkilerden hiçbir pay elde edemez. İşte bu noktada hac, hem manevi hem maddi bir yatırıma dönüşür; ancak bu, sadece hedefi Allah’ın rızası olanlar içindir, gösteriş ve sırf ticaret için gidenler için değil.
-----------
[1]- Hac, 27, 28.
[2]- İlelüş-Şerâyi, c. 1, s. 274.
[3]- Maide, 97.
[4]- Kasas, 57.
[5]- İlelüş-Şerâyi, c. 6, s. 405.
[6]- Bakara, 198.
[7]- Men lâ Yahzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 222.
[8]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 11, s. 12.
[9]- Kâfi, c. 4, s. 252.
