Bugun...


Fahrettin Güngör

facebook-paylas
Hz. Îsâ (a.s) – 2
Tarih: 07-06-2024 14:47:00 Güncelleme: 07-06-2024 14:47:00


 

Hristiyan Mezhepleri

Protestan (Protestant)

Protestanlık, XVI. yüzyılda Martin Luther öncülüğündeki reform hareketiyle başlayıp Ulrich Zwingli ve John Calvin gibi Hristiyan ilâhiyatçılarca geliştirilen, Hristiyanlığın teolojik ve ahlâkî bir yorumunu ve buna paralel olarak ortaya çıkan kiliseler ve cemaatler topluluğunu ifade eder.

Protestan oluşumu için geçerli olan bazı ortak teolojik ve etik unsurları şu şekilde sıralamak mümkündür: 

Otoriter düzene ve hiyerarşik kilise yapısına baş kaldırı, Protestanlığın papalık kontrolündeki Katolik kilisesinden resmen ayrılmasıyla sonuçlanmıştır. Papalığın reddi, özellikle yanılmazlık ilkesinin kabulünden sonra Protestanlığın değişmez bir unsuru olma özelliğini daha da pekiştirilmesi; 

Kutsal Rûh ile gelenek, resmî öğreti ile Roma Katolik kilisesi otoritesi arasındaki bağın reddi; 

Yaşayan ve tarihe aktif müdahalede bulunan Tanrı fikrine dayalı (teist) iman anlayışı; 

Putperestliği ve ikonaları reddeden (ikonoklast) radikal monoteizm fikri, âdil ve merhamet sahibi olan Tanrı’nın sadece “ilâhî söz” vasıtasıyla konuştuğu ve iradesini yerine getirdiği inancı; 

Hz. Îsâ (a.s) merkezli iman anlayışı, Tanrı ile insan arasında Hz. Îsâ Mesîh’ten (a.s) başka bir aracının reddi; 

Kitâb-ı Mukaddes’in imanî hakikatin tek kaynağı olarak kabulü; 

Kilisenin imanlılarca oluşturulmuş bir topluluk olarak görülmesi; 

Bütün totaliter güç oluşumlarına yönelik eleştirel tavır, (daima reforme edilmesi gerekli olan kilise dâhil olmak üzere mevcut bütün oluşum ve müesseselerin sorgulanması); 

Yerel cemaatlerin daha da bağımsız kılınmasını öngören eğilim, (müesseseleşme durumundan isteğe bağlı katılıma doğru ilerleme, kadınların kilise yönetimine kabulü vb.); 

Bireysel vicdanın ve bireysel özgürlüğün yüceltilmesi; kişinin imanlı olduğu sürece ortaya koyduğu fiillerin Tanrı’ya ulaşma yolunda sergilenmiş insanî edimler olarak değil kendisine bahşedilmiş olan, dolayısıyla hâlihazırda sahip olduğu ilâhî lutfa karşılık duyduğu minnet ve şükranın delili ya da tezahürü olarak algılanması.

Kendi içinde çeşitlilik göstermesine rağmen Protestanlığın önde gelen iki temel özelliğinden biri sadece Kitâb-ı Mukaddes’in kayıtsız şartsız otorite olarak kabulü, diğeri de kurtuluşun yalnızca ilâhî lutûf sayesinde gerçekleşeceğine yönelik inançtır.

Protesyanlık, bütün inananların din/kilise içinde eşit role ve sorumluluğa sahip olduğu ilkesinden hareketle ruhban ya da din adamı şeklinde ayrı bir sınıfın mevcudiyeti meşrû görülmemiştir.

 Buna göre bütün Protestan oluşumları, Hz. Îsâ Mesîh’i (a.s) kurtarıcı ve efendi olarak kabul eder, Kitâb-ı Mukaddes’i ise kurtuluş yolundaki tek ölçü ve bilgi kaynağı olarak görür.

Protestanlık genellikle “söz dini” olarak tanımlanmıştır. Zira Protestan anlayışına göre, Tanrı kendi sözü vasıtasıyla yaratıp kurtuluşa erdirmekte ve toplumu inşâ etmektedir. İlâhî söze yönelik bu vurgu, Kitâb-ı Mukaddes üzerine yapılan çalışmalara dayanır.

Protestan anlayışına göre (iyi) eylem kurtuluşu sağlamada tek başına yeterli değildir. Gerek fert gerekse toplum düzeyinde iyi-kötü arasında yapılacak seçim ve inançlı kişinin insanlık ve dünya karşısındaki sorumluluğu İncil’in Hz. Îsâ Mesîh’e (a.s) yönelik şahitliği doğrultusunda yönlendirilmelidir.

İnanç ve düşünce alanı yanında Protestanlık sosyal eylem noktasında da oldukça zengin bir çeşitlilik sergiler. Diğer Hristiyan kiliselerinde olduğu gibi Protestan kiliseleri başından itibaren hastahane, yetimhane, imarethâne ve huzur evi gibi devletin yapamadığı yardım hizmetlerinde oldukça faâl olmuştur. Söz konusu sosyal yardım zamanla dinî ve kurtuluş bağlantılı bir muhteva kazanmış, aynı zamanda bilhassa Batı toplumlarında siyasî tarzda yorumlanmak sûretiyle bir nevî Hristiyan sosyalizmi ya da sosyal İncil algısı şeklinde ortaya konmuştur.

Protestan kilise ve cemaatleşmesi dört ana Protestan oluşumu altında sınıflandırılır: 

Klasik Protestan Hıristiyanlığı, Beyaz Protestanlar’ın oluşturduğu ve doğrudan XVI. yüzyıl reform hareketine dayanan bu grup 8.000 civarında farklı kilise ve cemaatten meydana gelip daha ziyade Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya’da yer alır. En büyük kesimini Luteran ve Presbiteryen kiliseler oluşturur.

Afrika, Latin Amerika ve Asya’daki yerli Protestan cemaatleri, Büyük ölçüde Avrupa ve Kuzey Amerika’dan gelen misyonerlerin faâliyetleri sonucunda üçüncü dünya ülkelerinde gelişen ve sayıları 10.000 civarında olan bu kilise ve cemaatler Batı kiliselerinden bağımsız olma iddiasına sahiptir. 

Anglikan Hıristiyanlığı, 1534’te İngiltere Kralı VIII. Henry’nin kurduğu millî kiliseye dayanan ve Anglikan Birliği çatısı altında toplanan bu kiliseler çoğunlukla Kraliyet Birliği’ne bağlı bölgelerde yer almakla birlikte, Kuzey Amerika’daki Episkopal kiliseleri de içine alır. 225 civarında kiliseden oluşan bu grup kendi içinde büyük bir farklılık sergiler. 

Marjinal Protestanlar, Sayıları yaklaşık 1.350 olan ve Yehova Şahitleri gibi oluşumları içeren bu grup, farklı mezhepsel özelliklere sahip olmakla birlikte kendilerini Hristiyanlık dairesi içinde, fakat Katolik veya Ortodoks anlayışın dışında gören cemaatlerden oluşur.

Protestanlık, Hristiyan dünyasında Katoliklik ve Ortodoksluk’la mukayese edildiğinde sayıca en küçük grubu oluşturur. [1]

 

İnanç Esasları (Confessio)

Hristiyan literatüründe inanç kavramının karşılığı olarak kullanılan temel kelime dogma’dır; buna yakın anlamda confessio ve fides kelimeleri de kullanılır. İlk Hristiyanlar dogma terimini, “ilâhî vahiy yoluyla gelen ve kilise tarafından doğru olarak tanımlanan öğreti” anlamında kullandılar. Kilisenin (Protestanlık hariç) dogma ifadesinden anladığı şey kökeni ilâhî olduğu için değiştirilemeyecek inançlar bütünüdür. Bu öğretilerin Hristiyanların kurtuluşu için hayatî önem arzettiğine inanılmakta, bunlardan birinden ayrılmanın hem kurtuluş hem de kilisenin hayatiyeti için tehlikeli olduğu kabul edilmektedir.

Kilise geleneğine göre, dogma’ların kökeni Ahd-i Cedîd’de bulunur. Bununla birlikte dogma’ların oluşumunda kökeni Ahd-i Cedîd’e çıkan kavramları şerheden geleneğin rolü de önemlidir. Burada gelenek kavramı, kilise babalarının inançlarından konsil kararlarına kadar geniş bir çerçeveyi ifade eder. Öyle ki gelenek de bizzat dogma’nın kaynağı hâline dönüşebilmektedir. Roma kilisesi dogma’ları kesin bir şekilde belirleyip, tesbit etmiştir. Ortodoks kilisesinde dogma’lar bu kesinlikte belirlenmiş değilse de dogma’lara kaynak teşkil eden geleneğin sınırları daha geniş tutulmuştur.

Dogma’ların tesbit edilmesi sürecinde dinî kaynaklardan başka felsefî ve kültürel telakkiler de etkili olmuş, fakat yine de kilise dogma’ların oluşumunu tamamen ilâhî irade ve ilhamın etkisinde gerçekleşen bir gelişme olarak kabul etmiştir. Protestanlık hariç, kilisenin bugün resmen benimsediği dogma’lar, Hristiyan inancının temeli olarak görülmüştür.

Hristiyan inanç ve doktrinleri Kitâb-ı Mukaddes öncesi Havâri inançlarına, bu inançların belirlediği kutsal yazılara ve konsil kararlarına dayanmaktadır. Başlangıç yıllarında Hristiyanların Tevrât dışında kutsal kitapları yoktu. Zamanla Pavlus, İncil yazarları, Petrus ve diğerleri Hz. Îsâ (a.s) ile ilgili şahit oldukları veya duydukları şeyleri yazmaya koyuldular; önce Pavlus’un mektupları, daha sonra da İnciller kaleme alındı. Bu yazılar inananlarca Tanrı tarafından ilham edilmiş bilgiler, iman esasları olarak kabul edildi. Hristiyanlığın bugünkü inançları, Pavlus tarafından kaleme alınan ve İnciller’den önce Hristiyanlar arasında yayılan mektuplar vasıtasıyla ortaya konmuş, daha sonra bu esaslara uyan İnciller kutsal kabul edilmiştir. Hristiyanlık’ta inanç esaslarıyla ilgili en eski çalışma “Havârilerin İnanç Esasları” denilen metindir. Temel doktrini ifade eden ve on iki Havâriye nisbet edilen bu âmentü, kabul edildiğine göre, Hristiyan kutsal kitabından önce gelmiş, ona önderlik yapmış ve onu belirlemiştir.

Petrus’un, Hz. Îsâ’nın (a.s) semaya urûcundan on gün sonra, Pentekost bayramı esnasında “kutsal rûh”un inişinin ardından yaptığı vaaz Hristiyan inancının ilk şeklinin özetini içermektedir. Bu vaazında Petrus şöyle demektedir: “Bu Îsâ’yı Allah kıyâm ettirdi ve biz hepimiz bunun şahitleriyiz. İmdi Allah’ın sağ eliyle yükseltilmiş, Baba’dan Rûhulkudüs vaadini almış olup sizin bu gördüğünüzü ve işittiğinizi döktü... İmdi bütün İsrâîl evi gerçekten bilsin ki kendisini haça gerdiğiniz bu Îsâ’yı, Allah hem Rab hem Mesîh etmiştir.” [2]

Petrus’un bu vaazından da anlaşılacağı gibi Havâriler, Tanrı’nın ölülerden dirilterek Rab ve Mesîh yaptığı Îsâ’ya inanıyorlardı; diğer bir ifadeyle Hristiyan inanç ve doktrininin özünü Tanrı’nın Mesîh’te bedenleşmesi teşkil ediyor ve diğer dinlerden farklı olarak Hristiyanlık, kurucusunun yani kişi olarak Hz. Îsâ’nın (a.s) etrafında örülen bir inanç sistemi üzerine temelleniyordu. Hristiyan inanç esasları Hz. Îsâ (a.s) tarafından değil daha sonra gelen din âlimleri tarafından oluşturulduğu için bu esaslar ve açıklamaları ancak kutsal yazılara uydukları sürece geçerlidir.

Havârilerin İnanç Esasları’ndan sonra bu alandaki çalışmalar devam etmiş, Hristiyan doktrin ve dogma’sı böylece tarih içinde ortaya çıkmıştır. Batı kiliselerinin özellikle benimsediği, vaftiz esnasında kullanılan Havârilerin İnanç Esasları dışında, Hristiyanlığın temel akîdesi ilk dört ekümenik (I. İznik, I. İstanbul, Efes ve Kadıköy) konsillerinde belirlenmiştir. Belirlenen bu inanç esasları hem Roma Katolik hem Protestan hem de Ortodoks kiliselerince kabul görmektedir. Havârilerin İnanç Esasları üç bölüm ve on iki maddeden şu şekilde oluşur:

 

I. Bölüm:

1. Göğün ve yerin yaratıcısı kâdir-i mutlak baba Tanrı’ya;

 

II. Bölüm:

2. O’nun biricik oğlu Rab Îsâ Mesîh’e; 

3. O’nun kutsal rûhtan olduğuna, bâkire Meryem’den doğduğuna; 

4. Pontius Pilatus zamanında ıstırap çektiğine, çarmıha gerildiğine, öldüğüne ve gömüldüğüne; 

5. Ölüler diyarına indiğine, üçüncü gün ölüler arasından dirildiğine; 

6. Göklere yükseldiğine, Tanrı’nın, kâdir-i mutlak babanın sağına oturduğuna; 

7. Oradan ölüleri ve dirileri yargılamak üzere ineceğine; 

 

III. Bölüm:

8. Kutsal rûh’a; 

9. Kutsal evrensel kiliseye, azizlerin birliğine; 

10. Günahların bağışlanacağına; 

11. Bedenin dirileceğine; 

12Ebedî hayata inanırım.

Havârilerin imanının bir özeti olarak kabul edildiği için Havârilerin İman Esasları diye adlandırılan bu âmentü, Roma kilisesinde eskiden beri vaftiz esnasında tekrarlanan ilkelerdir.

Bu âmentünün önemi, Havârilerin ilki olan Petrus’un ikamet ettiği Roma kilisesinin koruduğu esaslar olmasından ileri gelir.

Hristiyanlıkta ayrıca bundan daha ayrıntılı olan İznik-İstanbul İman Esasları adlı bir âmentü bulunmakta olup, şu esaslardan oluşur: 

1. Göğün ve yerin, görünen ve görünmeyen kâinatın yaratıcısı, kâdir-i mutlak baba olan tek bir Tanrı’ya; 

2. Bütün asırlardan önce babadan doğan, Tanrı’nın biricik oğlu, tek bir Rab Îsâ Mesîh’e, O’nun Tanrı olduğuna, Tanrı’dan doğduğuna, nur olduğuna, nurdan doğduğuna, gerçek Tanrı olduğuna, gerçek Tanrı’dan doğduğuna, tevlid edildiğine, yaratılmadığına, baba ile aynı tabiatta olduğuna, her şeyin O’nun vasıtasıyla yapıldığına, biz insanlar ve bizim kurtuluşumuz için semadan indiğine; 

3. Kutsal rûh vasıtasıyla bâkire Meryem’de bedenleştiğine ve insan olduğuna; 

4. Pontius Pilatus zamanında çarmıha gerildiğine, ıstırap çektiğine, mezara konduğuna; 

5. Kutsal yazılara uygun olarak üçüncü gün dirildiğine; 

6. Göğe yükseldiğine, babanın sağ tarafına oturduğuna; 

7. Ölüleri ve dirileri yargılamak üzere ihtişam içinde geri geleceğine ve saltanatına son olmayacağına; 

8. Rab olan ve hayat veren kutsal rûh’a, onun baba ve oğuldan neşet ettiğine, baba ve oğulla birlikte aynı tapınma ve ihtişama lâyık olduğuna, peygamberler vasıtasıyla konuştuğuna; 

9. Kiliseye, birliğine, kutsallığına, evrensel ve Havârilere ait oluşuna inanırım; 

10. Günahların affı için bir tek vaftizi kabul ederim; 

11. Ölülerin dirilmesini; 

12. Ve gelecek dünyayı beklerim.

İznik ve İstanbul ekümenik konsillerinde tesbit edilen bu esaslar Doğu’nun ve Batı’nın bütün büyük kiliselerinde ortaktır. Hristiyan inanç esaslarının özünü baba Tanrı, oğul Tanrı ve Rûhulkudüs’ten müteşekkil teslîs inancı oluşturmaktadır.

 

Tanrı İnancı (Monoteist)

Hristiyan teologları, Hristiyanlığı monoteist bir din olarak görmektedir. Baba, oğul, Rûhulkudüs’ten oluşan klasik teslîs doktrini de monoteist bakış açısından yorumlanmaktadır. Bununla birlikte bu üç kavrama başvurmadan Hristiyanlık’taki Tanrı inancını açıklamak imkânsızdır. Fakat kilise her hâlükârda Tanrı kavramını bir sır olarak kabul etmekte ve bu konudaki açıklamaları daha çok sembolik bir dille yorumlamaktadır.

Hristiyanlığın Tanrı inancı, Yahûdî inançlarını yansıtmaktaydı. Ahd-i Cedîd, İbrânîce kutsal metindeki Tanrı için kullanılan Elohim kelimesini Grekçe Theos olarak çeviren Yetmişler tercümesini takip etmektedir. Tanrı için kullanılan ikinci kelime, özellikle Yuhanna İncili’nde baba anlamına gelen Ârâmîce Abba’dır. Hz. Îsâ’nın (a.s) bizzat kullanmış olması muhtemel olan bu kelimeyi İncil yazarları Grekçe’ye Pater şeklinde çevirmişlerdir; Tanrı için bazen da efendi anlamında Kurios (Kyrios) kelimesi kullanılmıştır. Ahd-i Cedîd’deki Tanrı tasviri şöyledir:

O, iyilik, hakikat ve hikmetin kendisidir. [3] Gökler âlemi, O’nun tahtıdır; O, ebedî olarak kutsaldır; yeryüzündeki her şeyi O, kontrol eder. [4] O, yaratıcıdır ve hiçbir şey O’nun bilgisinin dışında değildir. [5] Yaratıcı olarak O, yaratılmışlardan ayrı olsa bile onlarda mündemiçtir. [6]

Bu durumda Ahd-i Cedîd’de ne Hz. Îsâ’nın (a.s) Tanrı olduğuna dair ne de teslîs formülasyonuna ait bir iz vardır. Pavlus, Korintoslular’a Birinci Mektup’ta Rûh, Rab ve Tanrı arasında bir ilişki kurarsa da bu teslîs anlamına gelmez. [7] Matta’da ortaya çıkan baba, oğul, rûh üçlüsü de yine teslîs düşüncesini yansıtmaz. [8]

 

Ahiret İnancı

Kurtuluş kavramına yaptığı vurguya paralel olarak ölümden sonraki hayatın tasviriyle çok fazla ilgilenmeyen Hristiyanlık, bu konuda daha ziyâde Yahûdî düşüncesine hâs ilâhî krallığın kurulması ve Mesîh’in hâkimiyeti inancı üzerinde durmuştur.

Buna göre, insanların Tanrı tarafından yargılanışından önce yeryüzünde kıyamet kopacak ve Mesîh’in idaresinde ilâhî krallık kurulacaktır. Kurtuluşa ermiş olanlar veya Hristiyanlar sonsuz bir ilâhî hayata mazhar olacaklar, günahkârlar ise cehenneme gideceklerdir.

 

Mesîh İnancı (Christos)

Hristiyanlığa göre Hz. Îsâ (a.s) yalnızca Tanrı değil, aynı zamanda Mesîh’tir. Bu anlamıyla Mesîh’lik inancı, daha önce Yahûdîlik’te yaygınca kabul gören anlayıştan bir hayli farklıdır. Buna göre Mesîh, yeryüzünün sonuna doğru Hz. Dâvûd (a.s)  soyundan dünyaya gelecek ve ilâhî krallığı başlatacak olan bir kraldır.

İlk Hristiyanlar, Hz. Îsâ’yı (a.s) Mesîh olarak kabul etmiş ve yeryüzünün sonunun geldiğine inanmışlardı.

Fakat Hz. Îsâ’nın (a.s) ölümünden itibaren beklenen kıyametin vuku bulmaması neticesinde Mesîh’in ikinci gelişi doktrini benimsenmiş ve kıyametin gelecekteki bir tarihte gerçekleşeceği kabul edilmiştir. [9]

 

 

----------

[1]- TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, s. 351.

[2]- Kitâb-ı Mukaddes, Resûllerin İşleri, 2/32-36.

[3]- Kitâb-ı Mukaddes, Markos, 10/18; Romalılar’a Mektup, 3/5; 16/27.

[4]- Kitâb-ı Mukaddes, Matta, 5/34; 23/22; Romalılar’a Mektup, 9/5, 14.

[5]- Kitâb-ı Mukaddes, Matta, 6/30; 10/29; 19/4; Markos, 13/19; Luka, 12/24; Resûllerin İşleri, 4/24; 17/24; Romalılar’a Mektup, 1/18; Efesliler’e Mektup, 3/9; Timoteos’a Birinci Mektup, 4/3; Petrus’un Birinci Mektubu, 4/19; Vahiy, 4/11.

[6]- Kitâb-ı Mukaddes, Romalılar’a Mektup, 1/25; Efesliler’e Mektup, 4/6.

[7]- Kitâb-ı Mukaddes, Pavlus Korintoslular’a Birinci Mektup, 12/4-6.

[8]- TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 17, s. 345.

[9]- TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 17, s. 345.



Bu yazı 118 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI