Bugun...



Toplumun En Temel Kurumu Aile - 1

Aile ocağı; sevgi, şefkat ve içtenliğin harmanlandığı bir ortam olup, eşler için huzur ve sükûnet kaynağıdır.

facebook-paylas
Tarih: 28-01-2026 16:15

Toplumun En Temel Kurumu Aile - 1

Bismillahirrahmanirrahîm

 

Aile, tarih boyunca filozofların, düşünürlerin ve bilim insanlarının ilgisini çeken temel bir kurum olmuş; önemi her daim vurgulanmıştır.

Eski dönem filozofları, aile yaşamını “pratik hikmet”in (hikmet-i amelî) bağımsız bir alanı olarak değerlendirmişlerdir. Nitekim Platon “Devlet” adlı eserinde, Aristoteles “Politika”da, İbn Sina ise “el-Şifa” adlı yapıtında bu bakış açısıyla aile hayatını ele almıştır.

 

Hz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur:  

“İslam’da Allah katında evlilik kadar yüce ve sevimli bir yapı inşa edilmemiştir”. [1]

Bu ifade, ailenin dinî, toplumsal ve insani boyutlarını bütüncül biçimde ortaya koymaktadır.

 

Ailenin Tanımı, Önemi ve Günümüzde Karşılaştığı Sorunlar

Toplumun, devletin ve ümmetin temelini oluşturan bu çekirdek yapı, öylesine büyük bir öneme sahiptir ki, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) onu “Allah katında en sevgili yapı” olarak nitelendirmiştir.

Bu kadar önemli olmasına rağmen, aile meselesi ne yazık ki günümüzde bir nebze ihmal edilmiş görünmektedir. Bu nedenle, aile yapısı, bu yapının karşılaştığı tehditler, aile kurumunun güçlendirilmesi ve ideal bir ailenin bireysel ve toplumsal sonuçları üzerine daha derinlemesine bilimsel tartışmalar ve çalışmalar yürütülmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Ailenin Tanımı

Günümüzde aile tanımı etrafında süregelen tartışmalar daha çok iki temel kavrama; yani “yapı” ve “işlev”e odaklanmaktadır.

Soru şudur: Aile tanımı yapılırken mutlaka geleneksel yapıya, yani anne, baba veya tek ebeveyn ve çocuklar; biyolojik bağlar, evlilik ve evlat edinme ilişkileri mi odaklanılmalıdır, yoksa bu kriterlere sahip olmayan bireylerin yalnızca benzer işlevleri yerine getirmeleri aile tanımı için yeterli midir?

 

UNESCO, 1992 yılında yaptığı bir sınıflandırmayla “aile birimi” ile “aynı konutu paylaşan bireyler” arasında bir ayrım yapmış ve beş farklı aile türü tanımlamıştır. Bunlar:

1- Çekirdek aile – anne, baba ve çocuklardan ya da tek ebeveyn ve çocuklarından oluşan iki kuşaklı yapı,

2- Temel aile – üç kuşaktan oluşan, yani evli bir çocuk ve onun eşi ile çocuklarını da kapsayan yapı,

3- Dikey geniş aile,

4- Genişletilmiş veya müşterek aile,

5- Karma aile – boşanma sonrası iki farklı ailenin birleşmesiyle oluşan yapılar.

 

Batı toplumlarında aileye ilişkin tanımlar günümüzde geleneksel anlayıştan oldukça farklılaşmıştır. Öyle ki, aynı evi paylaşan ancak evli olmayan iki kişi dahi –eş olmasalar bile– aile olarak kabul edilebilmektedir. Bazı ülkelerde ise, eşcinsel birliktelikler de aile kategorisi içinde değerlendirilmekte ve yasal statü kazanmaktadır.

 

Aile kavramına dair tüm bu farklı ve çoklu tanımlamalara rağmen, değişmeyen gerçek şudur: Toplumsal ahlakın yapısı, sosyal normlar, davranış kalıpları ve bireylere atfedilen değerlerin tümü, doğrudan aileden ve aile içi eğitimden beslenmektedir.

 

Aile Kurma Gerekçesi

Ailenin oluşum nedenine dair farklı kuramsal yaklaşımlar mevcuttur. Bunlardan bazıları, ailenin temelinin "hizmet" ilkesine dayandığını ileri sürer. Örneğin, Nasîrüddîn Tûsî, Ahlâk-ı Nâsırî adlı eserinde "İstihdam" ilkesine vurgu yaparak, insanın sosyal bir varlık olarak dayanışma ve iş birliğine yönelmesini şöyle açıklar:

“Elementler, bitkiler ve hayvanlar insan türüne her yönden yardımcı olmaktadır; ancak insan onlara karşılık bir katkı sağlamamaktadır. İnsan, bu üç doğa türünün yardımına muhtaç olduğu gibi, kendi türüne de muhtaçtır; zira insanlar, birbirlerine ‘hizmet’ yoluyla destek olur” [2]

 

Hâce Nasîrüddîn Tûsî, başka bir yerde insanın türünün devamı açısından da bir eşe ihtiyaç duyduğunu ifade eder. Ona göre, bu gereklilik, hem evin korunması ve idaresi hem de neslin devamı için zorunludur. Çünkü çocuk, anne-babanın gözetimi ve terbiyesi olmadan ne büyüyebilir ne de toplumsallaşabilir. Bu nedenle çocuğun bakım ve eğitimi, ebeveynin asli sorumluluğudur. [3]

 

Hâce Nasîrüddîn Tûsî, toplumun oluşumunda beslenme ve cinsellik gibi maddi ihtiyaçlara yer verirken, toplumun devamlılığında ise, tamamen manevi ve kültürel bir unsur olan “sevgi”yi ön plana çıkarır. [4]

Ayrıca sevgiyi de ikiye ayırır: doğal sevgi –örneğin bir annenin çocuğuna olan sevgisi– ve iradi/tercihli sevgi. [5]  

 

Bazı psikanalistler, özellikle Freud, kadın ve erkek arasındaki tüm çekim ve eğilimleri yalnızca cinsel içgüdülere indirgemeye çalışmışlardır. Ancak bu görüşe karşı çıkan bazı psikologlar, eşler arasındaki sevgiyi kimi zaman “aşk”, kimi zaman da “duygusal bir bağlılık” olarak nitelendirerek, aile ilişkilerinin yalnızca fizyolojik güdülerle açıklanamayacağını savunmuşlardır.

 

İslam düşünürü Ayetullah Murtaza Mutahhari ise, konuya farklı bir açıdan yaklaşır:

“Ne gariptir ki bazı kimseler şehvet ile şefkat arasında ayrım yapamaz. Zannederler ki eşler arasındaki bağı oluşturan şey sadece arzu ve şehvettir. Yani, insanın yiyecek, içecek, giyim ve binekle kurduğu çıkar temelli ilişki gibi… Oysa bilmiyorlar ki yaratılışta sadece bencilce çıkarlar değil, özgeci duygular da vardır. Bu tür duygular, doğrudan başkasına yönelik sevgiyle ilgilidir; bencillikten kaynaklanmaz”. [6]

 

Aile kurumunun oluşumuna dair çeşitli kuramsal yaklaşımlar mevcuttur. Kimileri bunun temelinde “ihtiyaç” unsurunu görürken, bazıları “toplumsal sözleşmelere saygı”ya, bir kısmı ise “üreme” işlevine vurgu yapar. Ancak Kur’an-ı Kerim’in öncelikli olarak üzerinde durduğu unsur, “huzur”dur. Kur’an’a göre aile, eşler arasında sükûnet ve dinginlik ortamı oluşturur.

“Eşlerinizle birlikte huzur bulasınız diye sizin için onlardan eşler yarattık” [7]

Bu ayetin devamında, Allah’ın eşler arasında meveddet (sevgi) ve rahmet (merhamet) yerleştirdiği belirtilir. Bu durum, ailedeki karşılıklı ilişkinin sevgi, anlayış ve şefkat esasına dayanması gerektiğini gösterir.

 

Dolayısıyla, aile ocağı; sevgi, şefkat ve içtenliğin harmanlandığı bir ortam olup, eşler için huzur ve sükûnet kaynağıdır. Ailenin işlevsel yönünün bu şekilde tanımlanması, aynı zamanda şu gerçeğin de altını çizer:

Aile sevgiden ve anlayıştan yoksun kaldığında, temelleri zayıflar ve sarsılır; yıkılma riskiyle karşı karşıya gelir. Bu durum, günümüz Batı toplumlarında aile kurumunun çöküşe sürüklenmesinin başlıca sebeplerinden biridir.

 

İslam hukuk ve geleneklerinde evlilikte tarafların rızasının esas alınması da, yalnızca hukuki bir tercih değil, aynı zamanda sevgi ve bağlılık temelli bir ilişki inşa etmenin gerekliliğine işaret eder. Çünkü karşılıklı sevgi ve gönül rızasına dayanmayan evlilikler, sert bir fırtınanın ortasında temeli atılmış bir yapıya benzer ve yıkılması ise, an meselesidir.

 

Dolayısıyla, bu kutsal kurum olan ailenin ilk temelleri; geçici, şehvet temelli arzuların tutkusuna değil, sevgi ve dostluk zeminine dayalı olarak atılmalıdır. Evlilik hayatının inişli çıkışlı dönemlerinde de, bu sevgi ve dostluk iksiri yalnızca korunmakla kalmamalı; eşlerin birbirlerini daha yakından tanımaları, birbirlerine karşı sergiledikleri asil ahlak ve çocukların dünyaya gelişiyle birlikte kökleşmeli ve daha sağlam bir hâle gelmelidir. Böylece, ailenin kutsal yapısı daha da pekişmiş olur.

 

İslamî öğretilerde, eşlerin birbirleriyle karşılıklı olarak saygılı, anlayışlı ve içten bir ilişki kurmaları yönündeki ısrarlı vurgular ve tavsiyeler, işte bu temel ilkeye işaret etmektedir. İslam geleneği, kadın ve erkeğin birbirine karşı sergilediği en küçük bir ilgisizlik veya soğukluğu dahi hoş karşılamaz. Bu tür davranışları hem kadın ve hem de erkek için sakıncalı ve kınanması gereken tutumlar olarak değerlendirir.

 

Devam edecek...

 

----------

[1]- Hürr Âmilî, Vesailü’ş-Şia, c.20, s,14.

[2]- Hâce Nasîrüddîn Tûsî, Ahlâk-ı Nâsırî, s. 248.

[3]- Hâce Nasîrüddîn Tûsî, Ahlâk-ı Nâsırî, s. 205-206.

[4]- Hâce Nasîrüddîn Tûsî, Ahlâk-ı Nâsırî, s. 207-209.

[5]- Hâce Nasîrüddîn Tûsî, Ahlâk-ı Nâsırî, s. 259-260.

[6]- Ayetullah Murtaza Mutahhari, İslam'da Kadın Hakları Sistemi, s. 180.

[7]- Rum, 21.




Bu haber 584 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAŞAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI