Bugun...



İsrâîloğulları ve On İki Kabile

Bismillahirrahmanirrahîm

facebook-paylas
Tarih: 01-10-2026 16:35

İsrâîloğulları ve On İki Kabile

Kur’ân-ı Kerîm’de iki yerde geçen [1] ve Hz. Ya‘kûb’un (a.s) ikinci adı veya lakabı olan İsrâîl’den dolayı, onun soyundan gelenlere Tevrât’ta Beney Yisrâel, Kur’ân’da Benû/Benî [2] İsrâîl (İsrâîloğulları) denilmektedir.

 

İsrâîl’in oğulları Rûbîl, Şem’ûn, Lâvî, Yahûd, Reyâlûn, Yeşçer, Hz. Yûsuf (a.s), Binyamîn, Dân, Naftâlî, Hâd ve Âşır adlarını taşımakta [3]; bunlardan her biri aynı addaki kâbilenin atası sayılmakta ve böylece İsrâîloğulları on iki kâbileden oluşmaktadır.

 

Kur’ân-ı Kerîm şöyle buyurmaktadır:

“Biz onları (İsrâîloğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet-aşiret) olarak ayırdık.” [4]

 

Ahd-i Atîk’te İsrâîloğulları bir taraftan Tanrı’nın kavmi, mukaddes millet olarak takdim edilirken [5] diğer taraftan kötü davranışları sebebiyle bizzât İsrâîl Tanrısı onları tenkit etmektedir. Çünkü onlar Hz. Mûsâ (a.s) ve Hz. Hârûn’a (a.s) karşı gelmiş [6], Rabb’in gözünde kötü olanı yapmış, Yahve’yi bırakıp Ba’l [7] ve Mulûk [8] gibi ilâhlara, bu arada altın buzağıya tapmış [9], zina etmiş [10], yüce Allah’a verdikleri sözü tutmamış, ahidlerini bozmuş, ibadethâneleri yıkmış, peygamberleri öldürmüş [11], başka ilâhlardan korkmuş, yüce Allah’ın şeriâtını bırakıp diğer milletlerin kanunlarını benimsemişlerdir. [12]

 

Kur’ân’da, Yahûdîlerden hem Benî İsrâîl olarak ve hem de Hûd, Yehûd ve Hâdû kelimeleriyle bahsedilmektedir. Ancak Yehûd kelimesi sadece Medenî sûrelerde geçtiği hâlde, Benî İsrâîl Mekkî sûrelerde de yer almakta ve daha çok İslâm öncesi dönemlerde vukû bulan olayların söz konusu edildiği âyetlerde geçmektedir.

 

Mekke’de Yahûdî nüfusu yok denecek kadar az olduğu için hicretten önce nâzil olan sûrelerin hiçbirinde ey İsrâîloğulları diye bir hitap yer almamaktadır. İsrâîloğulları’ndan bahseden sûrelerde onların geçmişte yaşadıkları olaylardan, özellikle de Hz. Mûsâ’nın (a.s) Firâvun’la mücadelesi ve İsrâîloğulları’nı kurtarmasından, yüce Allah’ın elçisi Hz. Mûsâ’ya (a.s) inanmayıp karşı çıkanların kötü âkıbetinden söz edilmekte, geçmişte İsrâîloğulları’na verilen nimetler sayılmakta, özellikle âlemlere üstün kılındıkları belirtilmektedir. [13]

 

Bir taraftan İsrâîloğulları’nın atası olan Hz. Ya‘kûb’un (a.s) gücü, diğer taraftan Tanrı’nın seçilmiş kavmi oldukları inancı, İsrâîloğulları’nın gurura kapılıp ırkî üstünlük iddiasında bulunmalarına yol açmış, onlar imtiyazlı olduklarını vurgulamış, âdeta kendilerinin dışındaki insanları hâkir görmüşlerdir. [14]

 

Kur’ân-ı Kerîm, İsrâîloğulları’nın bu iddialarına karşılık bir zamanlar âlemlere üstün kılındıklarını, fakat bunun ırkla ilgili olmadığını belirtmekte; onlara yüce Allah’a verdikleri sözü ve diğer yükümlülüklerini hatırlatarak üstünlüğün ancak bunlarla olabileceğini bildirmektedir.

 

Mekkî sûrelerde İsrâîloğulları’ndan bahsedilmesi, geçmiş olaylarla ilgili kıssalara âşina olan ve Müslümanlarla mücadelede Yahûdilerden bilgi desteği alan Mekke müşriklerinin kıssadan hisse almaları içindir. Bu dönemde nâzil olan âyetlerde yüce Allah’ın birliği, âlemlerin Rabbine inanmanın gerekliliği, âyetleri inkâr edenlerin âkıbeti, Hz. Mûsâ (a.s) ve Firâvun kıssasından örneklerle vurgulanmakta; geçmiş peygamberlerin ve kitapların kabul ve tasdik edilmesi üzerinde durulmakta; peygamberleri yalanlayanların, ahireti inkâr eden ve putlara tapanların cezalandırılacağı İsrâîloğulları tarihinden örneklerle belirtilmekte; zulüm ve kibrin fayda vermeyeceği ifade edilmekte ve böylece Mekke müşrikleri uyarılmaktadır.

 

Yüce Allah’ın birliği, Yahûdîlerin üzerinde ısrarla durdukları en önemli inançtır. Öte yandan anılan peygamberlerin çoğu İsrâîloğulları arasından çıkmış, bu sebeple İsrâîloğulları’nın yüceltildiği, çeşitli konularda şahit tutulduğu Mekke döneminde onların Müslümanlarla bir çatışması olmamıştır.

 

Medine’de ise Yahûdîler kalabalık hâlde bulunuyorlardı ve burası onların önemli merkezlerinden biriydi. Resûl-i Ekrem (s.a.a) Medine’ye hicret edip burada güç kazanınca, menfaatlerinin zedelendiğini gören Yahûdîler, Müslümanlara karşı düşmanca tavır aldılar ve bunun üzerine Kur’ân’ın onlara karşı üslûbu değişti. Böylece Kur’ân’da Yahûdîlerin İslâmî davet karşısındaki inatçı ve inkârcı tavırları, Yüce Allah’ın kelâmına kulak vermemeleri eleştirildiği gibi Kutsal Kitaplar’ını tahrif etmeleri; peygamberlerini yalanlamaları ve öldürmeleri gibi kendi tarihlerine ait kötülükleri söz konusu edildi. [15]

 

Kur’ân-ı Kerîm, İsrâîloğulları’na hitap ederken, onların geçmişteki durumlarını ve kendilerine verilen nimetleri hatırlatmaktadır. Firâvun’un zulmünden ve denizde boğulmaktan kurtulmaları, çöldeki yiyecekler, kayadan su fışkırması, Tûr’un üzerlerine kaldırılması bu nimetlerden bazılarıdır. [16]

 

İsrâîloğulları’ndan yüce Allah’a kulluk etme; anaya babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik yapma; insanlara güzel söz söyleme, namaz kılıp zekât verme, peygamberlere inanıp onları destekleme gibi konularda söz alınmış ve karşılığında günahlarının bağışlanarak cennete kavuşturulacakları vaad edilmişti. [17] Fakat onlar verdikleri sözü tutmamışlar; peygamberleri inkâr etmiş ve onları öldürmüşler, yüce Allah’ı unutup, putlara ve buzağı heykeline tapmaya başlamışlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmışlardır. [18] İsrâîloğulları’na kitap, hüküm ve peygamberlik verilmiş [19]; Hz. Mûsâ’ya (a.s) indirilen kitap onlar için rehber kılınmış [20], ancak onlar söz dinlemeyip haddi aşmışlardır. [21] Kur’ân [22], İsrâîloğulları’nın ihtilâf ettikleri pek çok şeyi açıklamaktadır. [23]

 

 

------------

[1]- 3/Âl-i İmrân: 93; 19/Meryem: 58.

[2]- İbn Manzûr diğer âlimlerden farklı olarak ibn kelimesini b-n-v kökünden ele alıp izah etmiştir. (Lisânu’l-Arab, c. 2, s. 158). Sözlükler de ibn sözcüğü b-n-y maddesinden ele alınmıştır. (Mucmelu’l-luğa, c. 1, s. 136; es-Sıhâh, c. 1, s. 118; Mufredât, s. 147). Kur’ân-ı Kerîm’de, kırk kez geçen ibn kelimeleri oğul, çocuk; bir kez geçen ibney kelimesi iki erkek çocuk; elli dört kez geçen benî/benû kelimeleri çocuklar, oğullar, sülâle, akraba; on altı kez geçen benûn/el-benûn, benîn/el-benîn ve yirmi iki kez geçen ebnâ sözcükleri çocuklar, erkek çocuklar; dört kez geçen benî(yye) kelimeleri çocuklarım; altı kez geçen büney(ye) ifadeleri çocuğum, yavrum, evladım; bir kez geçen ibneh kelimesi kız, kızı; yine bir kez geçen ibnetey kelimesi iki kızım; on yedi kez geçen el-benât kelimeleri kızlar anlamına gelmektedir. Ancak Ezherî, ibn sözcüğünü b-n-v/b-n-y köklerini bir arada zikretmiştir. (Mu’cemu tehzîbi’l- luğa, c. 1, s. 396).    

[3]- Tefsîr-i Kummî, c. 1, s. 239.

[4]- 7/A’râf: 160.

[5]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 19/5-6.

[6]- Kitâb-ı Mukaddes, Sayılar, 16/2-3.

[7]- 37/Sâffât: 123.

[8]- 27/Neml: 34.

[9]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 32/1-6; Hâkimler, 3/7, 4/1, 10/6; I. Samuel, 7/3-4.

[10]- Kitâb-ı Mukaddes, Hâkimler, 8/33.

[11]- Kitâb-ı Mukaddes, I. Krallar, 19/14.

[12]- Kitâb-ı Mukaddes, II. Krallar, 17/7-23; Yeremya, 32/30-35.

[13]- 2/Bakara: 122; 7/A‘râf: 140; 44/Duhân: 30-32; 45/Câsiye: 16.

[14]- 3/Âl-i İmrân: 24, 75; 5/Mâide: 18.

[15]- 2/Bakara: 71-79, 87-93; 4/Nisâ: 44-52; 62/Cum‘a: 5-8.

[16]- 2/Bakara: 40, 47, 122; 7/A‘râf: 105, 134; 10/Yûnus: 93; 20/Tâ-Hâ: 47, 80; 45/Câsiye: 16.

[17]- 2/Bakara: 83; 5/Mâide: 12, 70.

[18]- 2/Bakara: 83; 5/Mâide: 70, 110; 17/İsrâ: 4; 20/Tâ-Hâ: 94.

[19]- 45/Câsiye: 16.

[20]- 17/İsrâ: 2; 32/Secde: 23; 40/Mu’min: 53-54.

[21]- 5/Mâide: 78.

[22]- 27/Neml: 76.

[23]- TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 193.




Bu haber 547 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER NURANİ SÖZLER Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI