Bugun...



İmamın İsmeti, İlmi ve Tayin Şekli

Kur'ân, sünnet ve mantık açısından imametin temel şartlarından biri "ismet" olup, masum olmayan birinin bu makama layık olması kesinlikle mümkün değildir.

facebook-paylas
Tarih: 12-11-2021 16:38

İmamın İsmeti, İlmi ve Tayin Şekli

Kur'ân'da İmamın İsmeti

"Hani Rabbin, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti ve bunları tamamlamıştı (İbrahim bütün sınavları başarıyla vermişti), o zaman (Allah) İbrahim'e "Seni insanlara imam kılacağım." demişti İbrahim "Benim soyumdan olanlar da imamet makamına erişecek mi?" diye sorunca Allah "Benim ahdim (imamet) zalimler ermez." [1] buyurmuştu.

"Zalim" Kimdir?

Allah katında çok büyük bir makam olan "imamet"e kimlerin erişebileceğinin ve kimlerin böyle bir makama layık olmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, Kur'ân açısından "zalim"in kim olduğuna ve Kur'ân literatüründe kime "zalim" denildiğine bakmak gerekir. Zira Kur'ân-ı Kerim'de "Benim ahdim olan imamet makamı, zalimlere verilmez…" buyrulmaktadır.

Kur'ân, üç grubu zalim olarak tanımlar:

1- Yüce Allah'a şirk koşanlar:

Hani Lokman oğluna (öğüt vererek) demişti ki: "Oğlum, Allah'a şirk koşma. Şüphe yok ki şirk gerçekten büyük bir zulümdür." [2]

2- Bir insanın diğerine zulmetmesi:

Taarruz yolu, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere tecavüz ve haksızlıkta bulunanların aleyhinedir; işte bunlara acıklı bir azap vardır. [3]

3- İnsanın kendisine zulmetmesi:

…Kimi insanlar kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldur, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır, öne geçer…[4]

İnsanoğlu saadet ve kemale ulaşması için yaratılmıştır, bu yoldan sapıp Allah'ın sınırlarını aşan kimse "zalim"dir:

Allah'ın sınırlarını çiğneyen, gerçekten kendisine zulmetmiş olur. [5]

Kur'ân-ı Kerim, yukarıdaki üç durumu zulüm olarak tanımlar. Gerçekte ilk iki durumda da insan yine bir nevi kendisine zulmetmiş olmaktadır.

İnsanlar dört kısımdır:

1- Baştan sona bütün yaşamlarını Allah'a isyan ve günahla geçirenler.

2- Yaşamlarının ilk dönemlerinde günah işlemeyen, ama ömrünün sonlarında günah işleyenler.

3- Yaşamlarının ilk dönemlerinde günah işleyen, ama geri kalanında günah işlemeyenler.

4- Yaşamları boyunca asla günah işlemeyenler.

Kur'ân açısından ilk üç gruptakiler asla imamet makamına ulaşamazlar, zira bunlar "zalim" olanlardır ve yüce Allah, Hz. İbrahim'e (a.s) zalimlerin imam olamayacağını buyurmuştur. O hâlde söz konusu ayetten, Müslümanları yönetecek "imam"ın, ancak ve ancak 4. şıkta beyan edilen günah ve hata işlememiş masum biri olması gerektiği sonucu çıkarılmaktadır.

Her ne kadar Hz. Ali'yle (a.s) onun on bir evladının imameti hakkında Peygamber Efendimizden (s.a.a) ulaşan hadisler dikkate alınmayacak olsa bile Kur'ân açısından, hilafet iddiasına kalkışanlar Hz. Resulullah'ın (s.a.a) halefi olma liyakatine sahip kimseler değillerdi. Zira tarihî belgelerin de ortaya koyduğu üzere onlar, kesinlikle yukarıda sıraladığımız 4 şıktan ilk üçünde yer alan "zalim"ler statüsüne girmekte, yüce Allah ise zalimlerin imam olamayacağını vurgu ile buyurmaktadır.

Bu durumda:

1- Ömrünün en azından bir kısmını müşrik olarak geçirenler,

2- Genelde bütün insanlığa ve özelde Hz. Fatma (s.a) validemizle Hz. İmam Ali'ye (a.s) zulümlerde bulunanlar,

3- Yüce Allah'ın hadlerini çiğneyip kendilerine zulmettiklerini bizzat dilleriyle itiraf edenler Resulullah'ın (s.a.a) halefi ve onun halifesi olabilir mi acaba?

İmam'ın İlmi

İmam, insanların dünya ve bizzat saadeti için zaruri olan kanun, kural ve hükümleri bilmeli ve yeryüzünde yaşayan insanların en bilgesi olmalıdır; ancak bu durumda bütün insanların önderi olup onları yönetmeye hak kazanabilir.

İmamın, toplum için gerekliliğine dair aktardığımız deliller, imamın herkesten daha üstün olması gerektiğini ispata da yeterlidir. Kur'ân bu gerçeği şöyle açıklar:

İnsanları hakka, doğru hidayet eden kimse mi kendisine uyulup itaat edilmeye daha layıktır, yoksa hidayet edilmeye bizzat muhtaç olan kimse mi? Siz nasıl hüküm veriyorsunuz? [6]

İmam’ın Tayin Yolu

İmamın vasıf ve özelliklerini böylece açıkladıktan sonra sıra, böyle bir imamın nasıl tayin edilmesi gerektiğine gelmektedir.

Günümüz toplumlarında bir yetki makamını belirleyip tayin etmenin en uygun yolu seçimdir. Ne var ki, bu seçim bir "çözüm yolu" olsa da her zaman "hak yol" olmayabilir. Çünkü seçim, gerçekleri asla değiştirmez; ne bir batılı kendiliğinden hakka çevirir, ne de bir hakkı batıl eder… Pratikte her ne kadar toplumun çoğunluğu dikkate alınmış olsa da bu, seçilenin hakkaniyetine delil teşkil etmemektedir.

Tarih boyunca niceleri halk tarafından seçilmiş, ama çok geçmeden bu seçimin ne kadar büyük bir hata olduğu anlaşılmıştır (ve seçenler pişman olmuşlardır).

Sahi; gaipten haberimiz olmadığına, geleceği ve insanların içini bilmediğimize göre bir insan hakkında nasıl kesin hükme varıp doğru teşhiste bulunduğumuzdan emin olabiliriz?

Bu mümkün olmadığına göre, çoğunluk haklılığın ve azınlıkta oluş da haksızlığın delili değildir. Kaldı ki, Kur'ân-ı Kerim'de çoğunluk 80 kez kınanmakta ve şöyle buyrulmaktadır:

Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyacak olursan seni Allah'ın yolundan şaşırtıp saptırırlar, çünkü onlar ancak zanna uyar, tahminle hareket edip yalan söylerler. [7]

Dahası, toplumun dinî liderliğini ve imametini üstlenmek, toplumun sırf idare ve yönetiminden ibaret değildir. Bilakis imam toplumun dininin ve dünyasının bekçisidir de aynı zamanda. Bu nedenle de her nevi hata ve günahtan beri bulunup insanların en üstünü ve en efdali olmalıdır. Böyle bir şahsı insanların teşhis edip seçemeyeceği apaçık ortadadır. Kimin melekutî ismet makamına, ilâhî ilimler payesine ve bütün insânî faziletlere sahip bulunduğunu insanlar nereden bilebilir ki? Bunu bilmek mümkün olmadığına göre, böyle birini seçebilmek nasıl mümkün olabilir?

Öyleyse bütün insanların geleceğini ve içini bilen yüce Allah insanlar arasında imamete en layık olanı seçebilir ve onu gerekli vasıflarla donatıp insanlara tanıtabilir ancak.

İmam Nasıl Tayin Edilir?

Hz. Peygamber'den (s.a.a) sonra İslâm ümmetinin liderliği ve imamet demek, risalet makamının görevlerini üstlenmek demektir. Peygamberle imam arasındaki yegâne fark şudur: Peygamber, dinin temelini atıp onu insanlara ulaştıran ve kitap sahibi olandır. İmam ise onun vekili ve halefi olarak dinin bekçisi ve muhafızıdır; usul ve fürunun açıklayıcısıdır; peygamberlik makamının bütün gaye ve sorumluluklarının birinci muhatabı ve güçlü takipçisidir. Bu nedenledir ki peygamberi olduğu gibi, imamı da seçip tayin edebilecek olan sadece yüce Allah'tır. Nitekim Bakara Suresi'nin 124. ayetinde de buyrulduğu gibi imamet, yüce Allah'ın ahdidir.

Hz. İbrahim (a.s): "Soyumdan da imamlar karar kıl." dediğinde; yüce Allah: "Benim ahdim zalimlere ermez" diye buyurmakta ve imameti kendisinin belirlemiş olduğu bir "ahit" olarak tanımlamaktadır.

Allah'ın ahdi ise seçim veya şûra ile tayin edilebilecek bir şey değildir. Zira seçim ve şûra, insanların işleriyle ilgili durumlardır ve "şura" kavramının geçtiği iki ayette insanlar şura ve meşverete emredilmekte "işlerinizde birbirinize akıl danışın" ve "aranızda meşverette bulunun." buyrulmaktadır. Bu ayetlerdeki danışma ve meşveret insanlar arasındaki sosyal işlerle ilgilidir ve yüce Allah'ın sözü ve ahdiyle hiçbir alâkası bulunmamaktadır.

Kur’an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:

Rabbin dilediğini yaratır ve seçer, seçim insanlara ait değildir. [8]

Merhum Feyz-i Kâşanî, Safi Tefsiri'nde ilgili ayeti açıklarken şu hadisleri aktarır:

Yüce Allah birini imam olarak seçtikten sonra, insanlar başkasının peşinden gitmemelidir artık.

Seçimde yanılma ve sapma ihtimali olduğu için seçimin değeri yoktur, sadece yüce Allah tarafından yapılan bir seçimde değer vardır, zira ancak yüce Allah, insanların içini ve geleceğini bilir!

Hz. Resulullah (s.a.a) İslâm dinini tebliğ amacıyla kabilelere gidiyordu. Beni Kilab kabilesine gidip onlarla da görüştüğünde "Senden sonra imameti (toplumun yönetimini) bize bırakırsan, İslâmı kabul ederiz!" dediler. Yüce Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:

İmamet konusu Allah'ın bildiği bir iştir. Dilerse size verir, dilerse sizden başkasına! [9]

 

 

----------------

[1]- Bakara, 124.

[2]- Lokman, 13.

[3]- Şûrâ, 42.

[4]- Fâtır, 32.

[5]- Talak, 1.

[6]- Yunus, 35.

[7]- En'âm, 115.

[8]- Kasas, 67.

[9]- Biharu'l-Envar, c.23, s.74.




Bu haber 667 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AKAİT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI