Bugun...



“Göz” ve “Kulak”ın Kurtuluş Bekleyişindeki Rolü

“Hıyanet” odur ki, yükümlü olduğu bir ahde aykırı davranması yahut kalbinde buna aykırı bir niyet beslemesidir. “Gözün hıyaneti”, insanın gözünü, Yaratıcısının iradesine veya emrine aykırı biçimde kullanmasıdır. Göz hıyanetinden sakınmak, bekleyiş ehlinin görevlerinden bir diğeridir.

facebook-paylas
Tarih: 19-12-2025 16:07

“Göz” ve “Kulak”ın Kurtuluş Bekleyişindeki Rolü

Bismillahirrahmanirrahim

 

Ahir zamanın en önemli meselelerinden biri, bekleyiş (intizar) ve nasıl beklenmesi gerektiğidir. Yalnızca zuhur için dua etmek yeterli midir? Asrın İmamı (ruhlarımız ona feda olsun) kendi dualarından birinde, bekleyenlere bekleyiş günlerinin nasıl geçirilmesi gerektiğini öğretmektedir. Nefis terbiyesi ve toplum inşasının unsurlarından biri de gözü ve kulağı koruyup gözetmektir.

 

Allah’ım! Bize itaate muvaffak olmayı nasip et” duası, dua ve niyaz kalıbı içerisinde öğretilmiş, son derece kıymetli bir ders metnidir. Bu dua, Allah’ın son hücceti olan İmam-ı Zaman’ın (a.f) kabul buyurduğu yüce nitelikleri içermektedir. Kısa ve öz ifadelerle, her kesim ve sınıftan olan bekleyenlerin görevlerini beyan etmektedir. Hatta denilebilir ki bu dua, bekleyiş ehlinin kendilerini süslemeleri gereken bütün niteliklerin kaynağıdır.

 

Görülmesi Gerekenleri Korumak

İmam (a.f), bu duanın bir bölümünde, ferah ve kurtuluş bekleyişinde göz ve kulağın rolünü tanıtmaktadır:

“Gözlerimizi fuhuş ve hıyanetten sakın.”

Ayetullah Cevâdî Âmulî, gözü korumayı, toplumsal güvenliğin sağlanması ve zuhur şartlarının hazırlanması yönünde herkesin ortak görevi olarak görüyor ve şöyle diyor: “Temiz gözler, Hakk’ın cemalinin türlü tecellilerini seyretmeye layıktır. Kirli bakışlar ise, kalbin kirlenmesine ve Hakk’ın nurani tecellilerini görmekten mahrum kalmaya sebep olur.”

Gözün korunması ve gözetilmesi, iki temel unsurla tavsiye edilmiştir:

1-Takva ve insani ahlaki dengeye uygun davranılmadığında, fısk ve günah açıkça ortaya çıktığında, fesat ve bozulma baş gösterir. Günah, her şeyde o şeyin mahiyetine göre anlam kazanır. “Gözün fesadı”, takvaya aykırı olan manzaralara bakmaktır. Bu tür davranışlardan uzak durmak, İmam-ı Zaman’ı (a.f) görmeyi ümit edenlerin ilk görevidir.

2-“Hıyanet” odur ki, yükümlü olduğu bir ahde aykırı davranması yahut kalbinde buna aykırı bir niyet beslemesidir. “Gözün hıyaneti”, insanın gözünü, Yaratıcısının iradesine veya emrine aykırı biçimde kullanmasıdır. Göz hıyanetinden sakınmak, bekleyiş ehlinin görevlerinden bir diğeridir. [1]

 

Kulağın Korunma Biçimi

“Kulaklarımızı boş ve anlamsız sözlerden ve gıybetten kapat.”

“Lağv” (boş ve anlamsız sözler) kelimesi sözlükte, kendisine değer atfedilmeyen ve hiçbir fayda sağlamayan şey anlamına gelir. Kur’ânî ıstılahta ise, insanı Allah’ı anmaktan alıkoyan, boş, batıl söz, fiil veya düşünceyi ifade eder. [2]

“Hezl”, “lehiv” ve “abes” kelimeleri de, önemsiz, amaçsız ve sonuçsuz söz ve davranışlar manasına gelir. Bu yönüyle “lağv” kelimesiyle anlamdaş kabul edilir. [3]  

 

Kur’ân, insanın da bir parçası olduğu varlık âleminin yaratılışını yüce ilahî hedeflere dayandırmakta ve bu âlemdeki her varlığın, o yüce amacın gerçekleşmesi için yerine getirmesi gereken bir görevi bulunduğunu bildirmektedir. Bu sebeple Allah-u Teâlâ, Kur’ân’da farklı ifadelerle insanı ilahî hedefle bağdaşmayan meşguliyetlerden sakındırmış ve boş işlerden kaçınmayı müminlerin nitelikleri arasında saymıştır. [4] 

 

Müminler, iman sayesinde izzet ve azamet kaynağına bağlanmış; hayatlarında, ebedî saadet yurduna ulaşma ve Yüce Allah’a halisane kulluk dışında bir gayeye yönelmemişlerdir. Yalnızca hakkını yüce bildikleri işlerle meşgul olur; cahillerin önem atfettiği şeyleri değersiz ve boş kabul ederler. Bu sebeple de kurtuluşa erenler arasında yer alırlar.

 

Kur’ân, cenneti ve onun eh­lini tasvir ederken şöyle buyuruyor:

“Orada ne boş ve anlamsız bir söz işitirler ne de günaha sürükleyen bir ifade; yalnızca ‘selâm, selâm’ sözünü duyarlar.” [5]

 

Ayetullah Cevâdî Âmulî, kabul edici (kabiliyetli) bir kulağa sahip olmayı, bekleyiş sürecinde son derece önemli görür ve şöyle buyurur: “Hak söz ve ilahî kelâm, her ne kadar failiyet bakımından tam ve etkili olsa da, eğer onu kabul edecek bir kulak bulunmazsa, kalpte etkili olmayacaktır. Zamanının İlahi Velisini bekleyen birey ve toplum, kabiliyetin de kemale ermesi için kulağını daima “münezzeh” (arınmış, pak, temiz) tutmalıdır. Kulak, ancak iki ilkeye riayet edildiğinde kabul edici ve liyakat sahibi olur:

a) Neticesiz olan ve sağlam bir düşünsel temele dayanmayan her söz ve davranış lağvdir. İnsanı anlamsızlığa sürükler ve Allah’ı hatırdan uzaklaştırır. Bu sebeple Asrın İmamı’nı (a.f) gerçekten bekleyenler, kulağı lağvdan korumak için, bu tür sözleri dinlemekten sakınmalıdır.

b) “Gıybet”, bir Müslümanın arkasından, işittiğinde hoşlanmayacağı bir sözün söylenmesidir. Bu büyük günah, insan ruhunun kararmasında önemli bir rol oynar. Bu nedenle, bekleyiş bilincine sahip müminlerin, bu tür sözleri dinlemekten kaçınmaları gerekir. [6]

 

Hz. Resûl-i Ekrem’den (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir:

“Kim bir Müslümanın gıybetini ederse, gıybet edilen kişi kendisini bağışlamadıkça, kırk gün boyunca onun namazını ve orucunu Allah-u Teâlâ kabul etmez.” [7]

 

Yine şöyle buyurmuştur:

“Gıybet, Müslümanın dinini yok etmede, bedenini içten kemiren kurtçuktan (hastalıktan) daha etkilidir.” [8]

 

Bu itibarla gerçek bekleyen, gözünü ve kulağını son derece titizlikle korur. Bekleyen kimse, Allah’ın rızasına aykırı olan gayrimeşru film ve sahneleri izlemez. Cep telefonunda hiçbir gayrimeşru görüntü veya fotoğraf bulundurmaz ve bunların peşine düşmez. Namahreme şer‘î ölçülere aykırı bir bakış yöneltmez. Genel olarak da İmam-ı Zaman’ın (a.f) hoşnut olmayacağı şeylere gözünü açmaktan sakınır.

 

“Kulak” konusunda da aynı hassasiyeti gösterir ve her sözü dinlemez. Yalan, söz taşıma ve gıybetten, küfür, hakaret ve aşağılamaya kadar uzanan her türlü sözden uzak durur ve kulağının manevi sağlığını muhafaza eder.

 

Tek tek bütün bekleyenler, kendilerini İmam-ı Zaman’ın (a.f) gelişine hazırlamadıkça, zuhur gerçekleşmeyecektir.

 

----------

[1]- Vaat Edilen ve Mevcut İmam Mehdi (a.f), s. 205.

[2]- el-Taḥkîḳ fî Kelimâti’l-Kur’âni’l-Kerîm, c. 10, s. 208.

[3]- Müfredât fî Garîbi’l-Kur’ân, s. 841 ve 748.

[4]- Tefsîr-i Âsân, c. 13, s. 270.

[5]- Vâkıa, 56/25.

[6]- Mevcut ve Vaat Edilen İmam Mehdi (a.f), s. 205.

[7]- Bihârü’l-Envâr, c. 75, s. 258.

[8]- el-Kâfî, c. 2, s. 357.




Bu haber 928 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI