Bugun...



Ayetullah Hamenei’nin Beyanlarında İslam’daki Örnek Kadın Modeli – 2

Bismillahirrahmanirrahîm

facebook-paylas
Tarih: 11-12-2025 17:25

Ayetullah Hamenei’nin Beyanlarında İslam’daki Örnek Kadın Modeli – 2

B) Hz. Fâtımatü'z-Zehra’nın (s.a) Hayatının Sosyal ve Siyasî Boyutları

 

Bölüm 6: Ailesinin Açlığına Sabretmesi ve Muhtaçlara Yardımı

“Miskin, yetim ve esir” olayında ki Yüce Allah Hel-Eta suresinde bu hadiseyi büyük bir yücelikle anmıştır…orada bu büyük şahsiyetler, kendilerinin ve bütün aile fertlerinin açlığına sabrettiler ve yetime, miskine ve esire yardım ettiler… Bu, bir Fatımi dersidir. (26/11/1398)

 

Bölüm 6’nın Açıklaması: Toplumsal İhsanın Büyük Dersleri; Hz. Fâtıma’nın (s.a) İlâhî Toplum İnşasındaki Rolünün Tefsiri

Bu bölümde, İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamenei, Hz. Fâtımatü’z-Zehra’nın (s.a) toplumsal hayatındaki bir dönüm noktasına işaret ediyor; Yüce Allah’ın “Hel-Eta” suresinde övgüyle andığı bir olaya.

Rivayete göre Hz. Fâtıma (s.a) Hz. Ali ve çocukları (a.s), üç gün boyunca oruçlu ve aç oldukları hâlde, iftar yemeklerini sırasıyla miskine, yetime ve esire bağışladılar. Bu davranış yalnızca basit bir yardım değildi; topluma verilmiş açık bir mesajla birlikte sosyal-siyasî bir karardı:

İlâhî toplum, adalet, dayanışma ve ihtiyaç sahiplerine öncelik verme üzerine kurulmalıdır.

Fatımi fedakârlık gösteriyor ki İslam’ın bakışında kadının toplumsal katılımı yüzeysel ya da törensel bir varlık değil, yapıcı, etkili ve yönlendirici bir varlıktır. Hz. Fâtıma (s.a), Hz Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra yaşanan en ağır ekonomik ve siyasî şartların tam ortasında, pratik davranışıyla bir kadının sosyal adaletin direği ve kültürel direnişin örneği olabileceğini ortaya koymuştur.

 

Bu Bölümün Günümüz Hayatı ve Özellikle Kadınlar İçin Dersleri:

Evi dayanışmanın merkezine dönüştürmek: Hz. Fâtıma (s.a), toplumsal çalışmanın sadece evin dışında olmadığını gösteriyor. Sade bir ev sofrası bile adaletin ve iyiliğin kaynağı olabilir. Bugünün hanımı da infakı yaygınlaştırarak, ihtiyaç sahiplerine destek olarak, komşuluk ilişkilerini güçlendirerek ve gönüllü faaliyetlerde bulunarak evi kolektif hayrın merkezi hâline getirebilir.

 

Kadının sosyal adalet inşasındaki rolü: Fatımi fedakârlık, kadınların sadece toplumu izleyen değil, aksine şekillendiren, adaleti ve yardımlaşmayı ilerleten asli aktörler olduğunu ispatlar.

 

İnsanı kişisel isteklere tercih etmek: Hz. Fâtıma (s.a), şiddetli açlık hâlinde bile başkasını kendine tercih etti. Bu, tüketim ve konforun erdem gibi sunulduğu çağımıza güçlü bir mesaj bırakır.

 

Toplumsal hizmeti ilahî niyetle birleştirmek: “Biz sizi yalnızca Allah rızası için doyuruyoruz…” ayeti, gerçek sosyal hizmetin gösteriş ve çıkar beklentisi olmadan olabileceğini gösteriyor. Bu, toplumsal güveni ve kardeşliği yeniden inşa eden bir değerdir.

 

Sonuç

“Hel-Eta” suresinde anlatılan Fatımi fedakârlık, yalnız bir kişisel davranış değil, İslam toplumunun, başkalarının ihtiyaçlarını kendi rahatlarının önüne koyan insanların omuzlarında yükseldiğini gösteren sosyal ve siyasi bir açıklamaydı.

Bugünün kadınları da bu örnekten ilham alarak hem ailede hem toplumda adaletin, dayanışmanın, merhametin ve sorumluluğun öncüsü olabilir ve nurlu bir toplum inşasında eşsiz rol oynayabilirler.

 

Bölüm 7: Hayatta Lüksten Uzak Durmak

Hz. Fatımatü’z-Zehra’nın (s.a) hayatı -her yönüyle- çalışma, çaba, insanî gelişim ve ruhî yücelikle dolu bir yaşamdır… Hasan, Hüseyin ve Zeynep gibi evlatlar yetiştirir; Ali gibi birine eş olur, Peygamber gibi bir babayı razı eder! Fetihler ve ganimetlerin kapısı aralandığında bile, Peygamber’in kızı, genç kızları ve kadınları cezbeden dünyalık zevkleri, şatafatı ve gösterişi kalbine asla almaz. (1371/09/25)

 

Bölüm 7’nin Açıklaması: “Öncü Kadın” Modeli; Fatımi Yaşamda Çalışma, Sorumluluk ve Lüksten Kaçınma.

İslam inkılabı Rehberi, bu sözünde Fatımatü’z-Zehra’nın (s.a) sosyal ve siyasal kişiliğine dair kapsamlı bir tablo sunuyor: Hayatının her boyutu “emek”, “çaba”, “ruhsal gelişim” ve “sorumluluk alma” ile örülüdür. O yalnızca evinde oturan bir kadın değildir; gelecek neslin eğitiminde mihenk taşı, velâyet direğinin destekçisi ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) dayanağıdır.

 

Önemli olan şudur ki, Hz. Fatımatü’z-Zehra, (s.a) toplumun ekonomik ve siyasal baskılar altında olduğu en zor dönemlerde Hz. Peygamber’in (s.a.a) kızı olduğu halde, fetihlerin ardından refah ve konfor erişimi mümkünken hiçbir zaman haz peşinde koşmamış, lüks ve dünya aşkına kapanmamıştır.

Bu bilinçli tercih, çok önemli bir sosyal ve siyasal mesaj taşır: İslam perspektifinde kadın, dünyevi görünüşlere kapılmadan da toplum üzerinde en etkili aktör olabilir; kimliğini ilâhî köklerinden uzaklaştırmadan toplumun dönüşümüne katkıda bulunabilir.

 

Bu Bölümün Günümüz Hayatına ve Özellikle Kadınlara Dersleri:

Çalışmak ve emek vermek, Müslüman kadının kimliğinin ayrılmaz parçasıdır: Hz. Fatımatü’z-Zehra (s.a) gösteriyor ki, kadınlar hem evde görev sahibi olabilir, hem de toplumsal ve siyasal alanlarda etkili ve ilham verici kalabilirler.

“Terbiye”, geleceği inşa etmenin en önemli alanıdır: Hz. Hasan (a.s), Hz. Hüseyin (a.s) ve Hz. Zeyneb’in (s.a) yetiştirilmesi, kadının en önemli toplumsal etkinliğinin büyük insanlar yetiştirmek olduğunu gösteriyor. Dini ve ahlâkî terbiye, en büyük toplumsal eylemdir.

 

Kadının aktif varlığı, ailenin dayanma gücünü sağlar: Zor yıllarda dahi İmam Ali’nin (a.s) sarsılmaz direği olabilmek, kadının aile içinde duygusal, zihinsel ve gerekirse siyasal dayanma noktası olabileceğini gösteriyor.

 

Lükse baş eğmemek, mümin kadının kültürel silahıdır: Günümüzde tüketim alışkanlığı ve dünyaya meyletmek hayatlarımızı yıpratıyor. Hz. Fatımatü’z-Zehra (s.a) bize gösteriyor ki kadının izzeti sadelikte, kanaatte ve görünüşün kölesi olmadan bilinçli tercihlerde saklıdır.

 

Hedef odaklı sosyal katılım: Hz. Fatımatü’z-Zehra (s.a), ne şöhret ve ne de görünürlük peşindeydi; ancak hak ve adaletin ihtiyaç duyduğu her yerde, güçlü bir şekilde durdu. Bu, kadının sosyal ve kültürel alanlarda aktif olabileceği; ancak bunun amaca yönelik ve değerler çerçevesinde olması gerektiği anlamına gelir.

 

Sonuç

Hz. Fatımatü’z-Zehra’nın (s.a) sosyal ve siyasal yaşam biçimi, çağdaş kadına dair eksiksiz bir rehberdir: Emek, sorumluluk, Salih nesil yetiştirmek, aileyi ayakta tutmak ve dünyanın geçici çekiciliklerine kalpten bağlı kalmamak. Günümüz toplumu, özellikle kadınlara, tıpkı Hz. Fatımatü’z-Zehra (s.a) gibi dünyalık değerleri değil, ilâhî kimliği önceleyen; ailede ve toplumda sağlam temeller atabilen kadınlara bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor.

 

Bölüm 8: Hz. Peygamber’in (s.a.a) Zorlu Mücadele Günlerinde Onun Dert Ortağı

Üç yıl süren ve Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) hayatındaki en zor dönemlerden biri olan “Şi’b-i Ebî Tâlib” günlerinde, Allah Resulü ve sayılı Müslümanlar bir vadiye zorunlu bir tecritle gönderilmişti. İşte o günlerde Hz. Fatıma (s.a), adeta bir kurtarıcı melek, babası için şefkatli bir anne, büyük insan için fedakâr bir hemşire gibiydi; tüm sıkıntılara sabretti, Hz. Peygamber’in (s.a.a) keder ortağı oldu. (25/09/1371)

 

Bölüm 8’in Açıklaması: Şi’b-i Ebî Tâlib’deki Kurtarıcı; Fatımi Toplumsal Direniş ve Duygusal Dayanıklılık Örneği

İslam inkılabı Rehberi Ayetullah Hemenei, İslam tarihinin en kritik dönemlerinden birine işaret ediyor: Şi’b-i Ebî Tâlib kuşatması. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a), Benî Hâşim ve bir grup Müslüman; ekonomik, siyasi ve sosyal bir abluka altına alınmış, üç yıl boyunca çok ağır şartlarda yaşamışlardı.

Bu zorlu süreçte henüz bir genç kız olan Hz. Fatıma (s.a), yaşından beklenmeyecek büyüklükte bir rol üstlenmiştir:

Hz. Peygamber’in (s.a.a) kurtarıcı meleği, babasının şefkatli annesi, yaralı bir kalbe merhem olan büyük bir bakıcı…

Hz. Fatıma’nın (s.a) bu varlığı yalnızca duygusal bir destek değildi; aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir duruştu. Hz. Peygamber’in (s.a.a) kızı olarak o, İslam tarihinin en karanlık krizinde; sorumluluk almayı, toplumsal dayanışmayı ve düşman baskısına karşı durmayı bizzat yaşayarak ümmete öğretiyordu.

 

Bu Bölümün Günümüz Hayatı ve Özellikle Kadınlar İçin Öğrettikleri:

Toplumsal dayanıklılık ve ruhsal güç: Genç yaşına rağmen Hz. Fatıma (s.a), tüm baskılar altında Hz. Peygamber’in (s.a.a) sığınağı oldu. Bugünün kadını da imanını güçlendirerek, duygularını yöneterek ailesinde ve toplumda huzur ve direnç kaynağı olabilir.

 

Krizlerde sorumluluk alma: Fâtımî davranış bize şunu öğretiyor: Kadın, en zor şartlarda bile aktif, umut veren ve çözüm üreten olmalıdır; içine kapanıp kenara çekilen değil. Akıllıca bir kadın varlığı, aile ve toplum için bir istikrar direğidir.

 

Ahlak merkezli toplumsal-siyasi duruş: Hz. Fatıma’nın (s.a) Şi’b’de Hz. Peygamber’e (s.a.a) eşlik etmesi, aynı zamanda hakikat temelli bir siyasi katılım idi; tartışma ve gürültü değil, adalet ve doğruluk odaklı. Kadınlar da bugün aynı şekilde, etkili ama ahlaklı bir toplumsal duruş sergileyebilir.

 

Duygusal ve destekleyici rollerin medeniyet kurucu gücü: Hz. Fatıma’nın (s.a) Hz. Peygamber’e (s.a.a) annelik etmesi sadece bir duygusallık değildi; medeniyet kuran bir duygusal destekti. Bugünün kadınları için bu, tarihî bir sorumluluğa işaret eder: Aile ve toplumda huzur, umut ve birlik inşa etmek.

 

Aile ve toplum krizlerini yönetme becerisi: Hz. Fatıma (s.a) gösterdi ki bir kadın, en büyük krizlerin içinde bile hidayet rehberi olan insanların sığınağı olabilir. Bu da demektir ki iman sahibi kadın, ekonomik, sosyal veya kültürel krizlerde denge ve güç odağı olabilir.

 

Sonuç

Hz. Fatıma’nın (s.a) Şi’b-i Ebî Tâlib’deki rolü; bir kadının direnci, sorumluluk bilinci ve toplumsal-duygusal katılımının eşsiz bir örneğidir. Bu duruş hem Hz. Peygamber’in (s.a.a) yüreğini güçlendirmiş hem de İslam tarihinin sağlam bir çizgide ilerlemesine katkı sağlamıştır.

Bugünün kadınları da bu örnekten ilham alarak, zorluklar karşısında ailelerine ve toplumlarına umut, sabır ve geleceği şekillendiren bir güç olabilirler.

 

Bölüm 9: İmam Ali’ye (a.s) Cihat Meydanında Destek Olmak

Yaklaşık on bir yıllık ortak hayatları boyunca, öyle bir yıl -hatta altı ay- bile olmadı ki Emirü’l-Müminin Ali (a.s) Allah yolunda cihada çıkmamış, savaş meydanına gitmemiş olsun ve Hz. Fatıma (s.a) da bu büyük ve fedakâr kadın olarak, sürekli savaşta olan bir mücahit, bir asker ve komutanın en layık eşliğini yapmamış olsun. (26/10/1368)

 

Bölüm 9’un Açıklaması: Mücahidane Eşlik; Fâtımî Siret’te Toplumsal Rol ve Aile İstikrarının Modeli

Bu bölümde İslam inkılabı rehberi, Hz. Fatıma’nın (s.a) hayatının en belirgin sosyal ve siyasi yönlerinden birine dikkat çekiyor:

Emirü’l-Müminin Ali’ye (a.s), o yıllar boyunca sürekli savaş ve cihat halinde olduğu dönemlerde gösterdiği sabırlı, aktif ve sorumlu eşlik.

Bu hakikat bize gösteriyor ki, Hz. Fatıma (s.a) ile Hz. Ali’nin (a.s) ortak hayatı, pasif bir huzur arayışı üzerine değil, cihat, sorumluluk, dayanışma ve bilinçli destek üzerine kuruluydu.

 

Hz. Fatıma (s.a) bir mücahidin “evde bekleyen” eşi değildi, onun yol arkadaşıydı. Evin duygusal huzurunu, güvenini ve manevî atmosferini sağlıyordu. Aile sorumluluklarını hikmetle yönetiyordu. Toplumsal katılımını ve duruşunu, velayet bilinci ve derin basiretle şekillendiriyordu.

Bu tutum, sadece aile içi bir fedakârlık değil, aynı zamanda şuurlu bir siyasi-toplumsal duruştu. Çünkü Hz. Ali’nin (a.s) cihadı, Hz. Fatıma’nın (s.a) kurduğu sağlam ev ve gösterdiği kararlı eşlik olmadan, tarih üzerinde böylesine güçlü bir etki bırakamazdı.

 

Bu Bölümün Günümüz Hayatı ve Özellikle Kadınlar İçin Dersleri:

Mücahit ve sorumluluk sahibi erkeğe destek olmak: Mümin bir kadın, bugün de “cihat” alanlarında -kültür, ilim, ekonomi, eğitim, toplumsal hizmet- çalışan erkek için bilinçli olarak, zihinsel, duygusal ve manevi desteği olabilir.

Bu akıllı destek, toplumsal ölçekte büyük etkiler oluşturur.

 

Ailenin istikrarında kadının belirleyici rolü: Bilinçli, basiretli ve huzur verici bir kadın, büyük şahsiyetlerin, toplum öncülerinin, mücadele adamlarının yetiştiği bir evin temel direğidir.

Fâtımî siret (yaşam tarzı) bize bunu öğretiyor.

 

Aile hayatı ile toplumsal sorumluluğun uyumu: Hz. Fatıma (s.a) gösterdi ki kadın, hem örnek bir anne ve eş olabilir, hem de eşinin toplumsal yolculuğuna bilinçli bir ortaklık edebilir; biri diğerini zayıflatmak zorunda değildir.

 

Bugünün cihadı sadece savaş meydanında değildir: Günümüzde cihat, kültürel saldırılara karşı durmak, Salih nesil yetiştirmek, sosyal yardımlaşmak, hakikati savunmak, ekonomik direnç, ailenin imanını korumak… gibi alanlarda gerçekleşiyor. Ve bu alanların her birinde kadın etkin rol sahibidir.

 

Eşin uzun süreli yokluklarında kriz yönetimi: Hz. Fatıma (s.a), eşinin uzun süre evde olmadığı dönemlerde bile, evin düzenini, çocukların eğitimini ve ailenin manevi atmosferini koruyarak bize şunu gösterdi: Bir kadın, ağır sorumluluk dönemlerinde bile aileyi ayakta tutabilir.

 

Sonuç

Bu bölüm, Hz. Fatıma’nın (s.a) hayatında “Mücahidane Eşlik” kavramını berrak bir şekilde ortaya koyar. Bu modelde kadın, maneviyatı, idaresi, basireti ve direnciyle sadece aileyi ayakta tutmakla kalmaz, erkeğin toplumsal ve cihadi hareketini de mümkün ve etkili kılar.

Bugünün kadını da bu örnekten ilham alarak, aile sorumluluklarını korurken, aynı zamanda toplumun önemli alanlarında sorumlu, vakur ve medeniyet kurucu bir rol üstlenebilir.

 

Bölüm10: Velâyet Hakkını Savunmak

Peygamber Efendimizin (s.a.a) vefatından sonra, öyle zor ve karmaşık bir dönem ortaya çıktı ki, bu durumu anlatmak bugün bile en seçkin insanların zihnine sığmaz. Hz. Peygamber’in (s.a.a) bütün sahabelerinden sadece on–on iki kişi Mescid’e gelip Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) hakkını savunmak için ayağa kalktı…

İşte tam o zamanda Hz. Peygamber’in (s.a.a) kızı (s.a), Mescid’e geldi; o görkemli hutbeyi, o hayranlık uyandıran konuşmayı yapıp hakikatleri açıkça beyan etti. (29/12/1395)

 

Bölüm 10’un Açıklaması: Fâtımî Hutbe; Mümin Kadının Siyasi Duruşunun Zirvesi ve Bugüne Büyük Bir Basiret Dersi

Bu bölümde İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamenei, İslam tarihinin en kritik ve belirleyici günlerini hatırlatıyor:
Peygamber Efendimizin (s.a.a) vefatının hemen ardından gelen, toplumun hem siyasi hem duygusal açıdan sarsıldığı günleri…
Öyle ki, birçok “seçkin” ve “önde gelen” kişi bile olup biteni doğru analiz edemiyor, hak ile batıl arasındaki çizgiyi net şekilde göremiyordu.

Bu atmosferde ki sahabelerin yalnızca çok azı Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) hakkını savunmak için adım atmıştı. Hz. Fatıma (s.a) benzersiz bir cesaretle Mescid’e girdi ve tarihî bir hutbe okudu.
Bu hutbe, bugün bile “siyasi basiretin, hak savunusunun, mantıklı ve delilli konuşmanın” en güçlü örneklerinden biri kabul edilir.

Hz. Fatıma’nın (s.a) bu kıyamı, duygusal bir tepki değil, dönemin şartlarını doğru okuyan, öncelikleri bilen, toplumun gidişatını fark eden, hakikati en yalnız anında savunan tamamen bilinçli bir siyasi-toplumsal hareketti.

Hz. Fatıma (s.a) bu tavrıyla gösterdi ki mümin kadın, en ağır siyasi krizlerde bile, hakikatin sözcüsü, adaletin savunucusu, toplumun kimliğinin koruyucusu olabilir; yeter ki iman, ahlaki cesaret ve siyasi idrak sahibi olsun.

 

Bu bölümün günümüze ve özellikle kadınlar için dersleri:

Kadının siyasi basireti bir toplumsal zorunluluktur: Hz. Fatıma (s.a), birçok seçkin kişinin bile tereddüt ettiği ya da korktuğu bir anda sahneye çıktı. Bu da gösteriyor ki kadın, toplumda aydınlatıcı ve yön gösterici bir rol üstlenebilir ve üstlenmelidir.

 

Yalnız kalsa bile hakkı söyleme cesareti: Fâtımî hutbe bize öğretir ki kadın, sosyal, medya kaynaklı veya siyasi baskılar karşısında hakikati savunmaktan geri durmamalıdır.

 

Amaçlı ve bilinçli toplumsal katılım: Hz. Fatıma (s.a) sırf itiraz etmek için ortaya çıkmadı; toplumun gidişatını düzeltmek için konuştu. Bugün de kadının sosyal varlığı ilkeli, değer odaklı ve aklî temelli olmalıdır.

 

Kadınların eylem ve düşünce standardı: Fâtımî model kadın; konuşan, düşünen, analiz eden, tavır ortaya koyan biri olabilir. Ama bunların hepsi tevhit, ahlak, delil ve adalet zemininde olmalıdır.

 

Kritik anlarda sorumluluk alma bilinci: Hz. Fatıma’nın (s.a) hutbesi bize gösterir ki kadın, toplumun fikrî ve siyasi kriz anlarında seyirci değil, belirleyici bir aktör olabilir.

 

Genel Değerlendirme

Hz. Fatımatü’z-Zehra’nın (s.a) Mescid’de yaptığı konuşma, kadınların siyasi alandaki varlığı için yüce bir örnektir. Öyle bir varlık ki iman, bilinç, doğru analiz ve cesaret temeli üzerine kuruludur.

Bugünün kadını, bu nurani siretten ilham alarak fikrî ve toplumsal dalgalanmalar karşısında hakikati açık bir sesle söyleyebilir, toplumu ıslah etmeye, adaleti güçlendirmeye ve dini kimliği korumaya katkıda bulunabilir.

 

Genel Özet ve Nihai Sonuç

İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamenei’nin, Hz. Fatımatü’z-Zehra’nın (s.a) yaşam tarzı üzerine yaptığı on derin tahlilin tamamı gösteriyor ki onun hayat yolu bütüncül bir maneviyat ve insan inşa modelidir.

Bu siret, derin bir ruhaniyetle başlar, marifet ve kullukla kemale erer ve nihayet toplum ile siyasetin merkezinde en yüksek etkisini gösterir.

Bu on bölümden ortaya çıkan tablo, İslam’ın ideal kadınının portresidir: İbadeti ruhunun direği olan, marifeti yolunu aydınlatan, sosyal ve siyasi duruşu ise bu iki temelin doğal bir uzantısı olan bir kadın.

Hz. Fatımatü’z-Zehra (s.a), genç yaşında meleklerin onunla konuştuğu bir makama ulaşmış; ailesinde Hz. Ali (a.s) gibi bir mücahidin dayanağı olmuş; en çetin krizlerde Hz. Peygamber’e (s.a.a) sığınak ve destek olmuş; en ağır kuşatmalarda fedakârlık göstermiş ve siyaset sahnesinde yaptığı benzersiz konuşma ile tarihe yön vermiştir.

 

Tüm bu bölümler tek bir ana mesajı önümüze koyuyor: İslam’a göre kadın; pasif, kenara çekilmiş ve görünüşe ve rahatına düşkün bir varlık değildir. Aksine, derinlik sahibi, sorumluluk taşıyan, aktif, geleceği inşa eden ve nesil yetiştiren bir şahsiyettir.

Hz. Fatımatü’z-Zehra’nın (s.a) nurani yaşam tarzı, bugün ailelerin, kadınların ve toplumun karşı karşıya olduğu pek çok soruna pratik bir çözüm modeli sunmaktadır.

 

Son Söz

Hz. Fatımatü’z-Zehra’nın (s.a) nur saçan sireti, sadece İslam tarihinin bir bölümü değil, bugünün ve yarının toplumuna rehberlik eden bir yol haritasıdır. Her insan, gücü nispetinde bu siretten bir damla ışığı hayatına taşıyabilir. İşte bu damlalar birleştiğinde, bireysel ve toplumsal bir dönüşüm ırmağına dönüşür.

Hz. Fatımatü’z-Zehra (s.a), bir mekteptir; kadını en yüce maneviyata, en yüksek izzete ve aile-toplum düzleminde gerçek bir etki gücüne yükselten bir mektep.

Bu örnekliğe doğru atılan her adım, daha aydınlık bir geleceğe atılmış bir adımdır.

 

Seyyid Emir Hüseyin Musevî Tebâr




Bu haber 576 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI