Bugun...



Seyyidü’ş-Şühedâ’nın (a.s) Sözlerinde Veliyy-i Asr (a.f)

Şiî mârifetler dünyasında, Hz. Mehdî (a.f), Seyyidü’ş-Şühedâ’nın (a.s) kanının intikamını alacak kimse olarak tanıtılmakta ve Kerbelâ’nın yarım kalmış idealini nihayete erdirecek şahsiyet olarak görülmektedir. Şiîler için Ebû Abdullah (İmam Hüseyin) ile Hüccet b. Hasan’ın (a.f) isimleri, henüz sona ermemiş bir kıssayı hatırlatmaktadır: Seyyidü’ş-Şühedâ’nın (a.s) kanıyla başlayan ve Hz. Mehdî’nin (a.f) zuhuru ile zafere ulaşacak olan bir kıyam…

facebook-paylas
Tarih: 02-02-2026 14:18

Seyyidü’ş-Şühedâ’nın (a.s) Sözlerinde Veliyy-i Asr (a.f)

Bismillahirrahmanirrahîm

 

Ebû Abdullah’ın (a.s) Sözlerinde İmam-ı Zaman’ın (a.f) Özellikleri

Hz. Hüccet (a.f), varlığın özeti ve bütün ilâhî peygamberler ile vasîlerin mirasçısıdır. Yüce Allah, peygamberlerin tüm niteliklerini onda toplamıştır. Seyyidü’ş-Şühedâ (a.s) bu hususta şöyle buyurmuştur:

“Bizim Kâim’imizde (Ehl-i Beyt’ten olan Kâim’de) ilâhî peygamberlerin sünnetlerinden izler vardır: Nuh’tan bir sünnet, İbrahim’den bir sünnet, Musa’dan bir sünnet, İsa’dan bir sünnet, Eyyûb’dan bir sünnet ve Muhammed’den (s.a.a) bir sünnet. Nuh’tan uzun ömürlülüğü, İbrahim’den doğumunun gizli kalmasını ve insanlardan uzak durmayı, Musa’dan korku hâlini ve toplumdan gizlenişi, İsa’dan onun hakkında insanlar arasındaki ihtilafı, Eyyûb’dan sıkıntı ve belâlardan sonra gelen ferahlığı ve Muhammed’den (s.a.a) ise, kılıçla kıyam etmeyi miras almıştır.” [1]

 

Gaybet Döneminde Sabır; Bekleyiş Çağında Hüseynîlerin Sorumluluğu

Bizzat sabır ve direnişin en yüce timsali olan İmam Hüseyin (a.s), “Gaybet” döneminde imanları üzere sebat eden bekleyicilerin yüce makamını şu şekilde tasvir etmektedir:

“Biz Ehl-i Beyt arasında on iki Mehdi (Kurtarıcı) vardır. Onların ilki Emîrü’l-Mü’minîn Ali b. Ebî Tâlib (a.s) ve sonuncusu ise, benim dokuzuncu evladımdır; o, hak ile kıyam edecek olandır. Allah onun vasıtasıyla, öldükten sonra yeryüzünü diriltir ve hak dini, müşrikler hoşlanmasa da onun eliyle bütün dinlere üstün kılar. Onun için bir gaybet söz konusudur. Bu gaybet döneminde bir grup Allah’ın dininden döner ve bir grup ise, dinleri üzerinde sabit kalır. İşte bu kimselere eziyet edilir ve onlara: ‘Eğer doğru söylüyorsanız bu vaat ne zaman gerçekleşecek?’ denilir. Dikkat edin! Onun gaybeti zamanında eziyet ve inkâra sabreden kimse, Hz. Resulullah’ın (s.a.a) huzurunda kılıçla cihad eden kimse gibidir.” [2]

 

Zuhur; Tarihin Karanlık Gecesinin Sonu

İmam Hüseyin (a.s), “Zuhuru” tarihin dönüm noktası olarak görmekte ve onu şu şekilde tasvir etmektedir:

“Eğer dünyanın ömründen yalnızca bir gün kalmış olsa da Allah-u Teâlâ o günü, benim evlatlarımdan bir kişinin kıyam etmesi ve zulüm ile haksızlıkla dolmuş olan dünyayı adalet ve hakkaniyetle doldurması için uzatacaktır. Ben bu sözü, Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun, Resulullah’tan işittim.” [3]

 

Seyyidü’ş-Şühedâ’nın Sözlerinde İmam Mehdî’nin (a.f) Lakapları

Ebû Abdullah (İmam Hüseyin) (a.s), Hz. Mehdî (a.f) için bazı lakaplar zikretmiştir ki, bunların bir kısmı doğrudan Âşûrâ hadisesiyle irtibatlıdır. Rivayete göre, Seyyidü’ş-Şühedâ’ya (a.s) şöyle sorulmuştur: “Bu işin sahibi siz misiniz?” O da şu cevabı vermiştir:

“Hayır, o ben değilim. Bilakis bu işin sahibi, insanlar arasından uzaklaşan, babasının kanı yerde kalan ve künyesi amcasının künyesi olan kimsedir. Sonra kılıcını alır ve sekiz ay boyunca kılıcı yere koymaz.” [4]

 

Gaybet; Bekleyiciler İçin Çetin Bir İmtihan

İmam Hüseyin (a.s), İmam Mehdî’nin (a.f) gaybeti hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Bu işin sahibi için iki gaybet vardır. Bunlardan biri o kadar uzun sürer ki, bir grup ‘O öldü’ der, bir grup ‘Öldürüldü’ der ve bir grup ise, ‘Gitti’ der. Ancak onun bulunduğu yerden, işlerini yürüten hizmetkârı dışında hiç kimse haberdar olmayacaktır.” [5]

 

İmama (a.s) Yardım, İmam Mehdî’ye (a.f) Yardımdır

İmam Hüseyin (a.s), Âşûrâ gecesi ashabına hitaben şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz dedem Resulullah şöyle buyurdu: ‘Oğlum Hüseyin, Kerbelâ diyarında garip, yalnız ve susuz bir hâlde öldürülecektir. Kim ona yardım ederse, bana yardım etmiş olur; kim bana yardım ederse, Mehdî’ye (a.f) yardım etmiş olur.’” [6]

 

Ebû’l-Kasım Şekûrî

 

----------

[1]- İlmü’l-Yakîn, c. 2, s. 793.

[2]- Kemâlü’d-Dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 1, s. 317.

[3]- Kemâlü’d-Dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 1, s. 317.

[4]- İsbâtü’l-Hüdât, c. 6, s. 397.

[5]- Akdü’d-Dürer, s. 134.

[6]- İsbâtü’l-Hüdât, c. 6, s. 397.




Bu haber 249 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI