|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahîm
Çocukluğumuzdan itibaren kulağımıza şu şekilde fısıldanırdı: “Eğer kötü bir iş yaparsan, sol omzunda oturan melek o kötülüğü kaydeder. Eğer iyi bir iş yaparsan, sağ omzunda bulunan melek yaptığın iyiliğe şahitlik eder ve onu kaydeder. Ardından bu ameli Yüce Allah’a ve İmam-ı Asr’a (a.f) arz eder”. Yani melekler dahi Allah kullarının amellerine şahitlik etmektedir. Bu kullar ki, Allah’ın halifeleri olmuş ve melekler onlara secde etmekle yükümlü kılınmıştır.
Şimdi görün ki, gözetim altındasınız. Amel defterlerimiz, rivayetlere göre haftada iki kez İmam-ı Zaman’ın (a.f) huzuruna arz edilir. Bizler bu büyük zatın taraftarı ve Şiîsi olduğumuzu iddia ettiğimiz halde, eğer amel defterimizi görür ve Allah’ın gözetimi altında olduğumuzu bilirse, mahcup olmasından korkarım. Allah korusun, eğer bizden veya sizden yahut İmam-ı Zaman’ın (a.f) dostlarından kötü bir şey sadır olur; İmam’ın (a.f) gönlünü incitir ve onu hüzne boğar. Kendinizi koruyun ve nefsinizi muhafaza edin... [1]
İmamın Makamı
“İmam”, peygamberin tüm özelliklerine sahip olan kimsedir ve tek fark, peygambere geldiği anlamda vahyin imama gelmemesidir. Ancak imam, peygambere vahyedileni insanlara ulaştırır ve açıklamasını yapar. Bu sebeple imam da peygamber gibi ümmeti yönetme görevini üstlenmiştir. Dolayısıyla saadete ulaşmak için her durumda imama itaat etmek farzdır. İmama itaat, kemale ermiş ve nihai hedefe ulaşmış, sonra da insanları o hedefe ve hakiki saadete ulaştırmak için geri dönmüş “insan-ı kâmil”e itaattir.
Masum İmam’ın (a.s) gaybet döneminde insanların görevi, onun emir buyurduğu şekilde amel etmektir. Bu maksatla “Gaybet-i Suğra” (küçük gaybet) döneminde, bizzat Masum İmam’ın (a.s) tayiniyle “dört naib”, insanlar ile imam arasında aracılık yapmıştır. Fakat Gaybet-i Kübra (büyük gaybet) döneminde, imam ile insanlar arasında böyle aracılar bulunmamaktadır.
Mütevatir rivayetlere göre, kulların tüm işleri Hz. Peygamber’e (s.a.a), Masum İmam’a (a.s) ve Allah’ın hüccetine arz edilir. Bugün Allah’ın yaşayan hücceti İmam-ı Asr’dır (a.f) ve kulların işlerinin takdir edilmesi ona sunulmaktadır. Bu nedenle Gaybet-i Kübra döneminde imama itaat etmek, onun bizzat bildirdiği emirleri yerine getirmekle mümkündür. Bu emir, Hz. Hüccet’in (a.f) (İmam Mehdi) meşhur hadisiyle açıklığa kavuşmuştur:
“Yeni olaylar meydana geldiğinde Ehlibeyt’in hadislerini rivayet edenlere başvurulmalıdır.”
Bu hadislerin ravileri, yani Ehlibeyt’in rivayetlerinde ve Kur’an tefsirinde yetkin olan müçtehit ve “fakih-i câmi‘u’ş-şerâit”tir.
Dolayısıyla gaybet döneminde, şartlara haiz olan veliyy-i fakihin emirlerine itaat etmek, masum İmam’a (a.f) itaat hükmündedir.
İnsanların Amel Defterlerinin İmama Arz Edilmesi
Güvenilir rivayetlere göre, kulların tüm işleri Hz. Peygamber’e (s.a.a), Masum İmam’a (a.s) ve ilahî hüccete arz edilir. Zira bugün yaşayan ilahî hüccet, İmam-ı Asr (İmam Mehdi)dir (a.f) ve insanların işlerinin takdiri kendisine sunulmaktadır.
Dini kaynaklara göre peygamberler ve masum imamlar, diğer kulların amellerinden haberdar olurlar. Bu, Şiî inançlarının bir parçası olup Kur’ani temele sahiptir. Bu hususta birçok rivayet bulunmaktadır. Nitekim İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Perşembe günü insanların amelleri Hz. Resûlullah’a ve imamlara arz edilir.” [2]
İmam’ın (a.f) Nâibi’nin Amel Defteri Hakkındaki Görüşü
İmam Humeynî (r.a), amellerin Hz. Hüccet’in (a.f) (İmam Mehdi) huzuruna arz edilmesi hakkında şöyle buyurmuştur: “Rivayetlerde belirtilmiştir ki, bizim amel defterlerimiz her çağda, o çağ ve zamanın imamına sunulmaktadır”.
Buna göre bizim amellerimiz de kendi çağımızın imamı olan İmam-ı Zaman’a (a.f) arz edilmektedir ve o, bizim amellerimizden haberdar olmaktadır. Bu hususta İmam Humeynî’nin (r.a) şu ifadeleri dikkat çekicidir: “Tüm işlerimizin en ince ayrıntıları, Yüce Allah’ın gözetimi altındadır. Rivayetlere göre amel defterlerimiz, içinde bulunduğumuz zamanın imamına sunulur. İmam-ı Zaman (a.f) bizleri gözetmektedir.” [3]
“Şunu biliniz ki, işleriniz öyle olmasın ki, onlar İmam-ı Zaman’a (a.f) arz edildiğinde –Allah korusun– kendisi incinsin ve Allah’ın melekleri huzurunda mahcup olsun. Zira bunlar benim Şiîlerim, benim dostlarım olduklarını iddia ediyorlar, fakat Allah’ın maksatlarına aykırı davranıyorlar. Bir kavmin önderi, kavmi yanlış işler yaptığında üzülür ve mahcup olur. [4]
O hâlde amel defterlerimiz İmam’a (a.f) sunulduğunda, bu durum onu incitmeyecek şekilde olun.” [5]
“Amel defterlerimiz Allah’ın huzuruna ve ondan önce İmam-ı Zaman’ın (a.f) huzuruna götürülmeden evvel, bizatihi kendimiz bu defterlere bakmalı ve onları değerlendirmeliyiz.” [6]
“Rivayetlerde belirtildiği üzere amel defterlerimiz her hafta iki kez İmam-ı Zaman’a (a.f) arz edilmektedir. O hâlde işlerimiz öyle olmalıdır ki, bu defterler İmam’a (a.f) sunulduğunda bizim gerçekten ona tabii olduğumuzu göstersin. Bizim, keyfî olarak kendi irademizle değil, onun yoluna bağlı kalarak hareket ettiğimiz anlaşılmalıdır.” [7]
Dolayısıyla Gaybet-i Kübrâ döneminde İmam’a (a.f) itaat etmek için, Masum İmam’ın (a.s) kendi emrine uymak yeterlidir. Bu emir ise, Hz. Hüccet’in (a.f) meşhur hadisiyle ortaya konmuştur:
“Yeni olaylar meydana geldiğinde Ehlibeyt’in hadislerini rivayet edenlere başvurulmalıdır”.
Ehlibeyt’in hadis ravilerinden maksat, Masumların (a.s) rivayetlerine ve Kur’an tefsirine vukufiyet sahibi olan müçtehit ve şartları haiz fakihlerdir. Onlar, bu birikimleriyle ilahî hükmü çıkarma görevini üstlenmişlerdir.
Kötü işler yapmamızdan ve İmam-ı Zaman’ın (a.f) Allah huzurunda mahcup olmasından korkarız. “Bunlar senin Şiîlerindir ama böyle işler yapıyorlar!” denilmesin. Allah korusun, bizden öyle davranışlar sadır olmasın ki, meleklerin kaydettiği bu ameller İmam’ı (a.f) incitsin. Zira her insanın amellerini gözetleyen ilahi melekler vardır. Kalbimizden geçen en küçük düşüncelerin bile bir gözetleyeni vardır. Gözümüzün, kulağımızın, dilimizin ve kalbimizin üzerinde gözlemciler bulunmaktadır.
Öyleyse Allah korusun, bizden veya İmam-ı Zaman’ın (a.f) dostlarından öyle şeyler sadır olmasın ki, bu durum onun gönlünü hüzne boğsun. Öyleyse kendinizi koruyun; kendinizi gözetin ve muhafaza edin. [8]
Efendimize, mevlamıza, sahibimize gönülden hitabımız şudur:
Her gün amellerimizi ıslah etmeye gayret ediyoruz. Fakat Efendim, şeytanın bize galip gelmesinden dolayı yardımınıza muhtacız. Sizi incitmemek ve geçmiş amellerimizi ıslah edebilmek için sizin özel inayetinize, lütufkâr nazarınıza ihtiyaç duyuyoruz. Zira denildiği üzere, İmam, Allah’ın izniyle kulların nefisleri üzerinde tasarruf edebilir. Bizler, kendi nefsimizin dizginini dilediğiniz yöne çekip götürmenizi sizden niyaz ediyoruz. Biliniz ki, biz Şiî olmayı ve imametin emirlerine bağlı kalmayı bir şeref olarak görmekteyiz. Umudumuz odur ki, özel inayetlerinize mazhar olalım. Âmin.
----------
[1]- Sahife-i Nûr, c.7, s.267.
[2]- Bihârü’l-Envâr, c.23, s.345.
[3]- Bihârü’l-Envâr, c.18, s.17-18.
[4]- Bihârü’l-Envâr, c.12, s.128.
[5]- Bihârü’l-Envâr, c.12, s.224.
[6]- Bihârü’l-Envâr, c.1, s.33.
[7]- Bihârü’l-Envâr, c.8, s.149.
[8]- Bihârü’l-Envâr, c.7, s.267.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
