Bugun...



Ahir Zamanda İmam-ı Zaman'ın (a.f) İntikamı

Bazı rivayetlerde ve dualarda, İmam Zaman’ın (a.f) İmam Hüseyin’in (a.s) ve Hz. Fâtıma’nın (s.a) düşmanları ve katillerinden intikam alacağı aktarılmıştır.

facebook-paylas
Tarih: 26-12-2025 15:25

Ahir Zamanda İmam-ı Zaman'ın (a.f) İntikamı

Bismillahirrahmanirrahim

 

İmam Zaman’ın (a.f) zuhurdan sonra Ehlibeyt ‘in (a.s.) düşmanları ve katillerinden intikam alacağı rivayetlerde bildirilmiştir. Zuhur asrı ve döneminde gerçekleşecek olan şey, suçluların cezalandırılması ve Allah’ın ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) hanedanının düşmanlarından intikam alınmasıdır. Ancak bu intikamın nasıl gerçekleşeceği ve özellikle geçmişte yaşamış olan Ehlibeyt (a.s) düşmanlarının yeniden diriltilip hepsinin mi cezalandırılacağı, yoksa yalnızca bazılarının diriltilip cezalandırılacağı hususu çok net değildir.

 

Bununla birlikte şuna da dikkat etmeliyiz ki bu dünya hesap yeri değildir; asıl ceza kıyamette olacaktır. Bu rivayetlere göre Ehlibeyt’in (a.s) düşmanları diriltilip cezalandırılsalar bile, esas ceza ve azapları yine ahirette olacaktır. Çünkü Ehlibeyt (a.s) düşmanlarının birçoğunun işlediği cinayetler, ancak cehennemin şiddetli azabıyla karşılaştırılabilecek kadar büyüktür. Dolayısıyla zuhur döneminde Ehli Beyt’in düşmanlarının cezalandırıldığı varsayılsa bile, onlar amellerinin karşılığını kıyamette de mutlaka tadacaklardır.

 

Dikkat çekicidir ki Asrın İmamının (a.f) zuhur döneminde düşmanlardan intikam alması, birçok rivayette özellikle vurgulanan bir husustur. Bu nedenle de Hz. İmam’a (a.f) “Müntakim” (intikam alıcı) lakabı verilmiştir.

 

Bazı rivayet ve dualarda, İmam-ı Zaman’ın (a.f), İmam Hüseyin’in (a.s) ve Hz. Fâtıma’nın (s.a) düşmanları ve katillerinden intikam alacağı nakledilmiştir.

 

İmam Hüseyin’in (a.s) Katillerinden İntikam Alma

“İmam Hüseyin’in (a.s) katilleri ve düşmanlarından intikam alma” konusunda şöyle buyrulmuştur:

 

Bizden olan Kâim kıyam ettiğinde (zuhur ettiğinde) ceddi Hüseyin’in (a.s) katillerinden intikam alacaktır. [1]

 

Ayrıca İmam Muhammed Bâkır’dan (a.s), “Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir” [2] ayetinin tefsirinde şöyle nakledilmiştir:

 

“Ayette geçen “mazlum”dan maksat İmam Hüseyin’dir (a.s). Biz onun velileriyiz ve bizim Kâim’imiz kıyam ettiğinde onun kanının intikamını alacaktır.” [3]

 

Bazı rivayetler, İmam-ı Zaman’ın (a.f) tüm kâfirlerden, inatçı düşmanlardan, nâsıbîlerden (Müslümanlar arasında Emirü’l-Müminin Ali’ye (a.s) düşmanlık besleyen ve ona kin duyan grup) ve Ehlibeyte (a.s) karşı kin ve düşmanlık taşıyan kimselerden intikam alacağına işaret etmektedir.

 

İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kâim (İmam Mehdi) zuhur ettiğinde, kendisi ve ashabı Benî Ümeyye’den, hakikati yalanlayanlardan ve Ehl-i Beyt’e düşmanlık eden nâsıbîlerden intikam alacaktır.” [4]

 

Başka bir rivayette İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:

“Bizim devletimizde bize muhalefet edenlerin hiçbir payı yoktur. Allah, Kâim’imizin kıyamı sırasında onların (nâsıbîlerin) kanını bize helâl kılmıştır. Ancak bugün bu, hem bize ve hem de size haramdır; sakın aldanmayın. Kâim’imiz kıyam ettiğinde, Allah için, Resûlü için ve bizim (Ehlibeyt ‘in) tamamı adına düşmanlardan intikam alacaktır.” [5]

 

 

Ayrıca İmam Muhammed Bâkır’dan (a.s), “Artık sen inkârcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!” [6] ayetinin tefsirinde şöyle nakledilmiştir:

“Ey Muhammed! Kâfirlere biraz mühlet ver. Çünkü Kâim (a.f) gönderildiğinde, benim için bütün zorbalardan ve tâğutlardan intikam alacaktır.” [7]

 

Kimler Dünyaya Geri Dönecek?

Şiî maarif ve öğretilerde, Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhurundan sonra en saf ve halis müminlerden ve en habis kâfirlerden bir grubun dünyaya geri döneceği ifade edilmiştir. Bu dönüşe “ricat” denir ve yalnızca imanı ya da küfrü en üst derecede olan kimseleri kapsar. Bir kişi bu seviyeye ulaşmamışsa, “ricat edenler” arasında yer almaz.

“Kâim’in (a.f) kıyamı sırasında, imanı tamamen saf olanlar ya da küfrü tamamen saf olan kimseler dünyaya geri dönerler. Bu iki durumun arasında olanlara ise, hesap gününe kadar dönüş yoktur.” [8]

 

Ortaya çıkan soru şudur: Hz. Fâtıma’nın (s.a) ve İmam Hüseyin’in (a.s) düşmanları da ricat eder mi?

İmam Muhammed Bâkır (a.s) bu soruya şöyle cevap vermektedir:

“O ikisi (birinci ve ikinci), bize zulmeden, hakkımızı gasp eden ve bize üstünlük kuran ilk kimselerdir. Onların işlediği zulüm, kıyamete kadar sürecek bir zulümdür. (Yani Ehlibeyt’e yapılan zulümlerin sebebi onlardır). Allah, bize yaptıkları zulmü bağışlamasın ve onları affetmesin.” [9]

 

Başka bir rivayette ise, İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor:

“Kıyamete kadar haksız yere dökülen her kan, haram yoldan elde edilen her mal ve insanların işlediği her türlü fuhuş ve günah onların boynunadır; ta ki Âl-i Muhammed’den (s.a.a) olan Kâim (a.f) kıyam edip bu fiillere engel oluncaya kadar. Biz, Benî Hâşim olarak, büyük-küçük herkese o ikisini lânetlemelerini ve onlardan teberrî (uzak durup bağlarını koparmalarını) emrederiz.” [10]

Bu nedenle denilir ki, onların günahları bir-iki tane değil, sayısızdır ve sadece ricatte uygulanacak kısas yeterli değildir.

 

İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur:

“İlahi velilere sevgi ve bağlılık göstermek, onların düşmanlarından beri olmak (berâet) vaciptir. Âl-i Muhammed’e (s.a.a) zulmeden, onların haysiyetini çiğneyen, Fedek’i ve Hz. Fâtıma’nın (s.a) mirasını zorla alan, onun ve Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) haklarını gasp eden kimselerden beri olmak da vaciptir.” [11]

 

Buna göre, aktarılan rivayetten şu sonuç çıkarılmaktadır: Hz. Fâtıma (s.a) ve İmam Hüseyin’in (a.s) katilleri, en bedbaht kimseler arasında yer alır; İmam-ı Zaman’ın (a.f ) zuhur zamanında ricat edecek ve işledikleri cinayetlerin karşılığını bulacaklardır.

 

--------------

[1]- Tefsîrü’l-Ayyâşî, c. 2, s. 290.

[2]- İsrâ, 33.

[3]- Tefsîrü Nûru’s-Sekaleyn, c. 3, s. 163.

[4]- Tefsîr-i Sâfî, c. 4, s. 380.

[5]- Bihârü’l-Envâr, c. 52, s. 376.

[6]- Târık, 17.

[7]- İlzâmü’n-Nâsıb, c. 2, s. 295.

[8]- Bihârü’l-Envâr, c. 6, s. 254.

[9]- Bihârü’l-Envâr, c. 30, s. 383.

[10]- Bihârü’l-Envâr, c. 47, s. 323.

[11]- Uyûnu Ahbâri’r-Rızâ, c. 2, s. 124.




Bu haber 1331 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI