Bugun...


Düğün Merasimi ve Gelenekleri
Tarih: 03-01-2024 12:10:51 Güncelleme: 03-01-2024 12:10:51 + -


Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Tarih: 03-01-2024 12:10

Düğün Merasimi ve Gelenekleri

Düğün merasiminin, gelin ve damat için unutulmayacak güzel bir hatıra olduğu gerçeğinden hareketle, bu törenin oldukça güzel ve herkesi mutlu edecek şekilde gerçekleşmesine önem verilir ve özen gösterilir.

 

Düğünle ilgili olarak her kültür ve topluluğun kendine özgü bazı adet ve gelenekleri olduğu bir gerçektir. Ancak burada İslâmî açıdan düğün konusuna yaklaşacağımızdan dolayı yerel ve kültürel geleneklere değinmeyeceğiz. Bu alanda İslâm dininin tavsiye ettiği önemli noktalar, sırasıyla şöyle açıklanabilir:

 

1- Namaz ve Dua

Dinî öğretiler gereği her Müslüman ve her mümin insan, her işe yüce Allah'ın adıyla başlamalı; her zaman O'nun lütuf ve inayetini göz önünde bulundurmalı ve O'ndan yardım dilemelidir. Din önderlerimiz, düğün hakkında da aynı tavsiyede bulunmuş ve yeni hayata, namaz ve dua ile maneviyat ve bereket katmamızı buyurmuşlardır.

 

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gelini evine götürdüğünüzde, kıbleye dönerek elinizi onun alnına koyun ve şöyle söyleyin: Allah'ım! Emanetimi aldım, (hataya düşmemeye dair) ahdim üzere onu kendime helal ettim. Allah'ım! Bu eşimden bana salih, sağlıklı ve kutlu evlat nasip eyle ve onda şeytan için bir pay ve ortaklık kılma!” [1]

 

Yüce İslâm Peygamberi (s.a.a), hicretin ikinci yılının Ramazan ayında gerçekleşen İmam Ali (a.s) ile Hz. Fatıma'nın (s.a) düğününde, Hz. Fatıma (s.a) Hz. Ali'nin (a.s) evine adım attığında onların sağlığı ve hayatlarının bereketli olması için dua etmiş ve şöyle buyurmuştu: “Allah aranızda sevgi kılsın, yaşantınıza bereket versin ve sıkıntılarınızı gidersin!” [2]

 

Müminlerin Emiri İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gelin eve adım attığında damat iki rekât namaz kılsın ve sonra da elini gelinin alnına koyup, ‘Allah'ım! Onu bana ve beni de ona kutlu kıl!’ söylesin”. [3]

 

İmam Ali (a.s) bu hususta şöyle buyurmuştur: “Damat eve girdiğinde iki rekât namaz kılsın; sonra elini gelinin alnına koyup gelini kendisi için ve kendisini de gelin için kutlu kılmasını Allah'tan dilesin”.

 

2- Eğlence ve Şenlik Düzenleme

İslâm dini, düğün merasiminde şenlik ve eğlence yapılmasını uygun ve güzel bulmuştur. İslâm'ın kabul ettiği, elbette ki İslâmî yasalar çerçevesinde gerçekleşen ve tamamen makul olan şenlik ve eğlencedir. Gerçekte İslâm, sevinmeye ve mutlu olmaya değil, sevinirken günah pisliğine bulaşmaya ve yüce Allah'a itaatsizlik etmeye karşıdır.

 

İslâm dini, günah işlenen, kadınlarla erkeklerin bir arada, haram müzik eşliğinde eğlendiği türden bir şenlik merasimi tertiplenmesine ve imanlı gelin ile damadın ortak hayata böyle adım atmalarına asla razı değildir. Düğün merasimlerinde ilahi hükümlerin ayak altına alınmasının var oluşsal sonuçları olduğu ve bu sonuçların, kurulmakta olan yuvanın fertlerine sorunlar şeklinde döneceği bilinmelidir.

 

Düğün merasimlerinde eğlenmenin elbette ki hiçbir sakıncası yoktur; ancak bunu yaparken uyulması gereken dinî ölçü ve kurallar gözetilmelidir. Sözü edilen ölçülerin bazıları şöyledir: Gelinin mahrem olmayan kişiler karşısında örtünmesi, günaha ve fesada neden olacak günah içerikli şiirler okumaktan sakınmak, mahremlerle mahrem olmayanların bir arada şenlik yapmaması, yasaklanmış müzik aletlerinin kullanılmaması, şehvet dürtüsünden kaynaklanan bakışlardan kaçınılması... Bu merasimlerde içerikli, hikmet ve öğüt barındıran, güldüren şiirler okunabilir veya fıkralar anlatılabilir. Böylelikle insanlar hem günahtan korunacak ve hem de eğlenebileceklerdir.

 

Yüce Allah'a iman etmiş bir kadın ve erkek, bazılarının anlamsız ve mantıksız eğlenmeleri adına günah işlemeyi asla göze alamaz ve Allah'ın gazabına uğramayı asla kabullenemezler. Çünkü günah, insanın ilahi bereket ve tevfikten mahrum kalmasına ve değerler kaybına uğramasına neden olacaktır.

 

Uygun Örnek ve Model

İmam Ali (a.s) ile Hz. Fatıma'nın (s.a) düğün merasimi, genç eşler için mükemmel bir örnektir. Bununla kastettiğimiz şey, 1400 yıl önceki gibi düğün yapmak değildir. Anlatmak istediğimiz, o dönemde bizzat yüce Peygamber’in (s.a.a) direktifleri doğrultusunda gerçekleştirilen ölçü ve kriterlerden faydalanmaktır.

 

İmam Ali (a.s) ile Hz. Fatıma'nın (s.a) görkemli düğün merasiminde bir yandan heyecan, şenlik ve eğlence vardı ve öte yandan da yüce Allah'ın güzel adı tekbirler ve tehliller ile (“La ilahe illellah” cümlesi) anıldı. Gelinin bineğinin yuları Salman'ın elindeydi ve çoğunluğu dinî şahsiyetlerden oluşan büyük bir kalabalık Hz. Fatıma'yı (s.a) İmam Ali'nin (a.s) evine götürüyordu. Yüce Efendimiz (s.a.a), Allah'ın emriyle tekbir getirdi ve Allah'ı zikretti. "O günden sonra bu bir gelenek oldu; bir gelin kocasının evine götürüldüğünde tekbir getirildi ve yüce Allah'ın adı anıldı." [4]

 

Hz. Fatıma (s.a), Hz. Ali'nin (a.s) evine götürüldüğünde, Ümmü Seleme (r.a) şiir okumaya başladı. Bu şiirin tercümesi şöyledir:

“Komşularım! Allah'ın izniyle Fatıma'ya (s.a) eşlik edin ve her hâlinizde Allah'a şükredin. Allah'ın, her türlü bela ve afetten koruduğu nimetini hatırlayın ve şükredin. Yüce Allah, bizleri küfür ve dalalet uçurumundan kurtarıp onurlu ve mutlu bir hayata kavuşturdu. Âlemdeki kadınların en üstünü ile birlikte adım atın; o ki, halalar ve teyzeler onun yolunda canlarını feda ederler. Yüce Allah'ın vahiy ve peygamberlikle üstün kıldığı Peygamber kızı Fatıma'sın (s.a) sen.”

 

Yüce İslâm Peygamberinin (s.a.a) talimatıyla tertiplenen bu düğün merasiminde okunan bu şiirin tümüne kısa da olsa bakıldığında, şu noktalar ortaya çıkacaktır: Yüce Allah'ın adının anılması, hayat kitabı olan Kur’an’ın okunması, Ehlibeyt İmamlarının (a.s) örnek ve model olarak tanıtılması. Ayrıca bu şiire tekbirlerin ve tehlillerin eşlik etmesi, bu unutulmaz törene katılanlara bambaşka bir heyecan ve mutluluk vermişti.

 

Günümüz koşullarında yapılan düğün törenlerinde yüce Allah'ın azamet ve övgü ile anılması, eğitici fıkralar anlatılması ve insanları mutlu edecek türden şiirler okunması, bir yandan katılımcıları günahtan uzaklaştıracak ve öte yandan da hikmet öğretip mutlu edecektir. O hâlde bu merasimlerde şiir okumak, hikmet ve mutluluk barındıran fıkralar anlatmak, İslâm açısından yerinde ve güzel bir davranış olacaktır.

 

Müçtehitler, fıkhî açıdan belirlenen koşulların gözetilmesi durumunda, düğün törenlerinde şarkı söylemenin ve şenlik yapmanın da sakıncasız olduğunu bildirmişlerdir. Şeyh Ensarî (r.a) "Mekasib" kitabında, düğün merasimine özgü olmak üzere şarkı söylemeyi caiz bilmiş ve şöyle buyurmuştur: Batıl ve niteliksiz sözlerden kaçınılması, yasaklanmış müzik aletlerinin kullanılmaması, erkeklerle kadınların bir arada olmaması kaydıyla kadınların düğünlerde şarkı söylemeleri, müçtehitlerin meşhur görüşü uyarınca istisna olarak caizdir.

 

Merhum İmam Humeynî (r.a), düğün merasimlerinde şenlik ve eğlence hakkında şöyle buyurmuştur:

Bazen kadınların düğünlerde şarkı söylemeleri caiz görülmüştür ve bu işin serbest olması uzak ihtimal değildir. Ama bununla birlikte ihtiyatı gözetmek, şarkı söylemeyi sadece gelinin götürüldüğü esna ile ve bunun öncesi ve sonrası merasimleri ile sınırlı tutmak ve her düğün töreninin her aşamasında şarkı söylemekten kaçınmak gerekir. Hatta düğün merasimlerinde bile olsa şarkı söylememek ihtiyattır.

 

İmam Humeyni’nin (r.a) görüşü uyarınca düğün meclislerinde şarkı söylemek şu üç şartla caizdir:

1- Şarkı söylendiği yerde kesinlikle mahrem olmayan kişiler olmamalıdır.

2- Kadınlar arasında şarkı söyleyen de kadın olmalıdır ve erkeğin şarkı söylemesi caiz değildir.

3- Kadınlar sadece düğün törenlerinde şarkı söyleyebilir; başka merasimlerde şarkı söylemeleri asla caiz değildir.

 

Dr. Rıza RAMAZANÎ

 

-----------

[1]- Biharu'l Envar, c.100, s.277.

[2]- Keşfu'l Gumme, c.1, s.42.

[3]- Biharu'l Envar, c.100, s.268.

[4]- Men La Yahzuruhu'l Fakih, c.3, s.401.




Bu haber 867 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAŞAM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI