Bugun...


Nehcü'l-Belâğa'da Dünya Tasvirleri
Tarih: 20-04-2026 15:43:00 Güncelleme: 20-04-2026 15:43:00 + -


Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Tarih: 20-04-2026 15:43

Nehcü'l-Belâğa'da Dünya Tasvirleri

Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) dilinden dünyanın vasfı, dünyaperestlik ve dünyacılığın yerilmesi:

 

Nezleli (Zükamlı) Bir Keçinin Burun Akıntısından Daha Değersiz

Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Tohumu yaran ve canlıyı yaratan Allah’a yemin olsun ki, eğer bu biat edenler olmasaydı, yardımcıların varlığıyla hüccet tamamlanmasaydı ve Allah, âlimlerden zalimlerin doymazlığına karşı durup mazlumların açlığına koşmaları için söz almasaydı, hilafet devesinin yularını sırtına atar, sonunu ilkiyle bir tutar (yine bir kenara çekilir) ve giderdim. O vakit sizin bu dünyanızın benim nazarımda, nezleli bir keçinin burun akıntısından daha değersiz olduğunu görürdünüz.” [1]

 

İnsanların uğruna birbirini kırdığı ve bazen ulaşmak için canlarını tehlikeye attığı bu dünyanın değeri, Emirü'l-Müminin Ali (a.s) nazarında nezleli bir keçinin burun akıntısından daha değersizdir. Onun hilafete olan rağbeti, bir insanın keçinin burun akıntısına duyabileceği rağbetten bile daha azdı! Hiç akıl sahibi birisi keçinin burun akıntısına rağbet eder mi?

 

Cüzamlı Birinin Elindeki Ölü Domuz Kemiğinden Daha İğrenç

Emirü'l-Müminin Ali (a.s), dünyanın değersizliği hakkında şöyle buyurmaktadır:

"Vallahi, sizin şu dünyanız benim gözümde, cüzamlı birinin elindeki bir domuz kemiğinden daha değersizdir." [2]

 

Belki de dört ayaklılar arasında domuzdan daha çirkin ve sevimsiz bir hayvan yoktur; insan onu gördüğünde bile nefret duyar. Şimdi bu domuzun ölmüş ve kokuşmuş olduğunu hayal edin. Kendisi zaten başlı başına necistir; bir de üstüne ölmüş, kokuşmuş, etleri dağılmış ve geriye sadece kemiği kalmıştır. Eğer güzel bir genç bu kemiği eline alsa, insan yine de ona bakmaya tenezzül etmez. Şimdi bu gencin yerine, cüzamlı birinin o kemiği tuttuğunu düşünün. Cüzam hastası olan kişinin etleri dökülür ve görüntüsü oldukça ürkütücü bir hal alır. İnsan, bir cüzamlının elindeki o kokuşmuş ölü domuz kemiğine ne kadar rağbet duyarsa, işte dünya da öyledir!

 

Bir Çekirgenin Ağzındaki Artıktan Daha Değersiz

Emirü'l-Müminin Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“...Ve sizin dünyanız benim nazarımda, bir çekirgenin ağzında çiğneyip yediği bir yaprak parçasından daha değersizdir. Ali’nin, baki kalmayan bir nimetle ve sonu gelecek bir lezzetle ne işi olur? Aklın uykuya dalmasından ve sürçmelerin çirkinliğinden Allah’a sığınır, O’ndan yardım dileriz.” [3]

 

Bazen bazı böceklerin bir bitki yaprağını kopardığını ve çiğnediğini görmüşsünüzdür. Böcekler arasında çekirge, bitkiyi çiğneyip ufalama özelliğine sahiptir. Bu ufantıların ne kadar değeri olabilir ki? Hazret şöyle buyuruyor: Dünyanın riyaseti ve size hükmetmek, bir çekirgenin ufaladığı bir ağaç yaprağı kadar bile değer taşımaz.

 

Dünyaperestler Havlayan Köpeklerdir

Emirü'l-Müminin Ali (a.s) dünyaperestleri vasfederken şöyle buyurmaktadır:

“Dünyaya gönül verenlerin ona bağlandığını ve dünyanın başında birbirlerinin üzerine atıldıklarını görüp de sakın ola onlara aldanma. Zira Allah seni dünyadan haberdar etmiş, dünya da kendi vasfını sana anlatmış ve çirkinlikleri üzerindeki perdeyi senin için aralamıştır. Şüphesiz dünyaperestler, havlayan köpekler ve av peşinde koşan yırtıcı hayvanlar gibidirler. Bir kısmı diğerinden nefret eder; güçlü olanı zayıf olanı kendine yem yapar, büyük olanı ise küçük olanı ezip geçer.” [4]

 

İnsanların dünyaya olan ilgisi, kendilerini ona adamaları ve uğrunda birbirlerini kırmaları seni sakın aldatmasın. Sakın sen de onlar gibi olma! Dünya ehlinin dünyaya bu şekilde yapışması ve tüm hayatlarını ona vakfetmesi seni yanıltmasın; "Bütün insanlar böyle yapıyor, herhalde doğru anlayan onlardır, ben de onlara uymalıyım" diye düşünme!

 

Uyurgezerler

Emirü'l-Müminin Ali (a.s), dünya ehlini bir kervana benzeterek şöyle buyurmuştur:

"Dünya ehli, uykuda oldukları halde sürülen süvariler gibidir." [5]

 

Dünyaperestler, bir yolda ilerletilen bir kervanın yolcuları gibidirler; ancak bu yola koyulduklarında uykudadırlar ve aslında nereye götürüldüklerini anlamamışlardır. Sanki yataklarından kaldırılıp bir yöne doğru harekete geçirilmişler de nereye gittiklerini bilmiyorlar gibidir. Bu yüzden hedefe odaklanmazlar ve kendileri için bir amaç seçmemişlerdir. Uyku aleminde bir bineğe bindirilmişlerdir ve gözlerini açtıklarında kendilerini bir çölün ortasında bulurlar. Nereye gittiklerini ve ne olacağını bilmezler; sadece karınları acıktığında ne yiyeceklerini ve hangi oyuncakla oynayacaklarını düşünürler.

 

Sadık Bir Öğütçü, Dünya

Emirü'l-Müminin Ali (a.s) "Ey insan! Seni o Kerem sahibi Rabbine karşı aldatan nedir?" [6] ayetini tilavet ederken şöyle buyurmuştur:

“Sözü doğru söyleyeyim; dünya seni aldatmadı, aksine sen dünyaya kandın ve ona daldın. O, ibret alınacak ne varsa senin için açığa çıkardı ve seninle bir başkası arasında ayrım yapmadı. O, bedenine musallat ettiği ağrılarla ve gücünde meydana getirdiği eksilmelerle, sana yalan söylemeyecek kadar doğru sözlüdür; sana ihanet yoluna sapmayacak kadar da vefalıdır.” [7]

 

Dünyanın kendisi sana sürekli "Bana kanma!" der. Gençtin, neşeliydin ve güçlüydün; şimdi ise yaşlandın. Bak, dünya budur! Aklını başına topla! Güçlü genç, zayıf ve aciz bir yaşlıya dönüşür ve sonra da ölür. Dünya sana "Ben buyum" der ve bu sözleri sana sadakatle, dürüstçe ve samimiyetle söyler. Dünya hayatı böyledir ve dünyanın bir suçu yoktur; ona kanan sensin.

 

Kendine Gelene Kadar Bitmiş Olur!

Emirü'l-Müminin Ali (a.s) dünyanın kısalığı hakkında şöyle buyurmaktadır:

"Ey Allah'ın kulları! Siz onu bırakmak istemeseniz de sizi bırakacak olan bu dünyayı terk etmenizi size tavsiye ederim. Siz her ne kadar yenilenmesini (tazelenmesini) sevseniz de o, bedenleri eskiten bir dünyadır. Sizinle dünyanın misali; bir yola koyulan ve daha ne olduğunu anlamadan yolu katediveren bir yolcu grubu gibidir. Yahut bir nişana (hedefe) varmayı kastetmişler de sanki hemen ona varmışlar gibidir. Ne kadar da kısadır!" [8]

 

Dünya ehli olan sizin misaliniz; yola koyulmuş, gitmekle meşgul olan ve bir anda kendilerini menzile varmış bulan bir kervan gibidir. Yolun çok uzun olduğunu, hedefe varmak için çok vakit harcamaları gerektiğini sanıyorlardı; fakat daha kendilerini tam toparlayamadan, bir de bakarlar ki menzile varmışlar.

 

Dünyayı Sat, Kendini Değil!

Emirü'l-Müminin Ali (a.s), dünyayı vasfederken şöyle buyurmaktadır:

"Dünya, içinden geçilip gidilecek bir evdir; içinde oturulup kalınacak bir yer değil. İnsanlar orada iki sınıftır: Biri kendisini (nefsinin isteklerine) satıp helak eden, diğeri ise kendisini satın alıp özgür kılan." [9]

Dünya kalınacak bir yer değil, bir geçit ve köprüdür. İnsanlar dünyada iki gruptur: Bir grup dünyayı satar, diğer grup ise kendisini satar. Dünyayı satan ve ondan vazgeçenler saadete ererler; gelecekte, geçici ve fani bir şeye gönül bağlamadıkları için çok mutlu olacaklardır. Ancak kendilerini satanlar, özlerini helak etme tehlikesiyle karşı karşıya bırakırlar ve sonsuza dek pişman olurlar.

 

 

------------

[1]- Nehcü’l-Belağa, 3. Hutbe'den (Şıkşıkıyye) bir bölüm.

[2]- Nehcü’l-Belağa, Hikmetli Sözler: 236.

[3]- Nehcü’l-Belağa, 224. Hutbe'den bir bölüm.

[4]- Nehcü’l-Belağa, 31. Mektup'tan bir bölüm (İmam Hasan Mücteba’ya (a.s) mektup).

[5]- Nehcü’l-Belağa, Hikmetli Sözler: 64.

[6]- İnfitâr, 6.

[7]- Nehcü’l-Belağa, Hutbe: 223.

[8]- Nehcü’l-Belağa, Hutbe: 99.

[9]- Nehcü’l-Belağa, Hikmetli Sözler: 133.    




Bu haber 178 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER NURANİ SÖZLER Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI