|
Tweet | Tarih: 21-03-2023 12:26 |
Bismillahirrahmanirrahim
Gaybet-i Kübra döneminin sonunda İmam Mehdi (a.f) elbette Allah-u Teâlâ'nın emriyle kıyam ve zuhur edecektir. Ehlibeyt İmamları (a.s) birçok hadiste, zuhur vaktinin belirtilemeyeceğini ve bunu sadece Allah'ın bildiğini; zuhurun ansızın Allah'ın emriyle vuku bulacağını ve zuhur için zaman tayin eden kimsenin yalancı olduğunu açıklamışlardır.
Fuzeyl, İmam Muhammed Bâkır'a (a.s): "Acaba bu iş için bir zaman belirtilecek mi?" diye sorunca, İmam (a.s) üç defa: “Vakit belirtenler yalancıdırlar.” [1] diye buyurmuştur.
İshak b. Yakup, Muhammed b. Osman el-Amrî vasıtasıyla İmam Mehdi'ye (a.f) bir mektup yazarak birkaç soru sordu. İmam (a.f) soruları cevaplandırırken zuhur vakti hakkında şöyle buyurdu: “Zuhur vakti Allah'ın emrine bağlıdır ve vakit belirtenler yalancıdırlar.” [2]
Vakti belirtmekten maksat, “zuhur vakti şu zamandır” demektir. Bu gibi şeylerin vaktini belirtmeyi İmamlar (a.s) asla caiz bilmemişler ve Allah'ın sırlarından saymışlardır. Ama zuhurla ilgili birtakım alametler saymışlar ki, onların gerçekleşmesi zuhur vaktinin de yakınlaştığı anlamına gelir.
Zuhur Alametleri:
Zuhurdan önce meydana gelecek hadiseler ve zuhurun alametleri hakkında çok çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan bazıları toplumların, özellikle de İslâm toplumunun durumunu beyan etmektedir. Diğer bir kısmı zuhura yakın meydana gelecek olayları ve bazısı da şaşırtıcı, hayret verici ve ilginç şeylerin meydana geleceğini anlatmaktadır.
Bunların her birinin açıklığa kavuşması için müstakil kitaplara ihtiyaç vardır. İlgi duyanlar, bu hadisleri nakleden makale ve kitaplara müracaat edebilirler. Burada daha açık ve idraki daha kolay olan birkaç alameti zikrediyoruz:
a) Zuhur Öncesinin Durumunu Bildiren Hadisler
- Bütün dünyada ve İslâm toplumlarında zulmün, kötülüğün, fesadın, günahın ve dinsizliğin çoğalması.
İslâm önderleri İmam Mehdi'nin (a.f) mübarek kıyamını müjdeledikleri birçok hadiste onun, dünyanın zulüm ve kötülükle dolduğu bir zamanda zuhur edeceğini vurgulamışlardır. Hadislerin bir kısmında da Hz. Mehdi'nin (a.f) kıyamından önce, özellikle zuhuruna yakın bir vakitte, Müslüman toplumlarda bile sapıklık, sefahat, çeşitli günah ve kötülüklerin tamamen yaygınlaşacağını hatırlatmış ve şu kötülüklere işaret etmişlerdir:
Açıkça sarhoş edici maddeler alınıp satılacak; şarap içilecek; faiz yemek, zina ve diğer kötü işler yaygın bir şekilde yapılacaktır. Katı kalplilik, sahtekârlık, nifak, rüşvet yemek, riyakârlık, bidat, gıybet, dedi-kodu, iffetsizlik, hayâsızlık, zulüm, haksızlık umumileşecek ve hicapsız kadınlar çekici elbiselerle ortalıkta dolaşacaktır. Elbise ve makyajda kadınlar erkeklere, erkekler de kadınlara benzeyeceklerdir. İyiliği emredip kötülükten alıkoymak terk edilecektir...
Müminler hakir, naçiz ve mahzun olup, günah ve kötülükleri engelleme kudretine sahip olmayacaklardır. İmansızlık, sapıklık, dinsizlik yaygınlaşacaktır. İslâm ve Kur’an’a amel edilmeyecektir. Evlatlar, baba ve annelerine eziyet edecek; saygı göstermeyecektir. Küçükler büyüklerine saygı göstermeyecek; büyükler küçüklere acımayacak ve akrabalık bağları gözetilmeyecektir. Humus ve zekât ödenmeyecek yahut masraf edilmesi gereken yere ulaşmayacaktır...
Yabancılar, kâfirler ve sapıklar Müslümanlara galip gelecek ve Müslümanlar kendini kaybederek bütün işlerde; giyimlerinde, konuşmalarında ve hareketlerinde onları taklit edecek ve onları izleyeceklerdir. İlâhî hüküm ve cezalar uygulanmayacaktır...
Ve İmamlarımızın (a.s) çeşitli hadislerinde zikredilen diğer birçok olaylar ve facialar vuku bulacaktır…[3]
b) Zuhurdan Önceki Olaylar
- Sufyanî'nin ortaya çıkışı ve yerin Süfyanî ordusunu yutması.
Ehlibeyt İmamlarının (a.s) önemle vurgulayıp apaçık beyan ettikleri alametlerden birisi de Sufyanî'nin çıkışıdır. Sufyanî, bazı rivayetler gereğince Emevîlerden, Yezid b. Muaviye b. Sufyan'ın neslindendir ve halkın en kötüsüdür. Adı Osman b. Anbese'dir. Nübüvvet ve imamet sülalesine ve Şiîlere karşı özel bir düşmanlığı vardır. Kızıl suratlı, mavi gözlü, çirkin yüzlü, zalim ve hain biridir.
Dımışk, Filistin, Ürdün, Humus ve Kanserin'i içine alan eski Şam'da kıyam ederek, kısa bir sürede beş şehri tasarrufu altına alacak ve büyük bir orduyla Irak'ta Kûfe şehri üzerine hareket edecektir. Irak şehirlerinden özellikle Necef ve Kûfe'de büyük cinayetler işleyecek ve diğer bir orduyu da Arabistan'da Medine'ye gönderecektir. Sufyanî'nin ordusu Medine'de nice cinayetler işleyip şehri yağma ettikten sonra Mekke'ye doğru hareket edecektir. Medine ve Mekke arasında yüce Allah'ın emriyle yer yarılacak ve onlar yerin dibine gömüleceklerdir.
İşte o zaman Hz. Mehdi (a.f) birtakım olaylardan sonra Mekke'den Medine'ye ve Medine'den Irak'a ve Kûfe'ye gelecek ve Sufyanî Irak'tan Şam'a kaçacaktır. İmam Mehdi (a.f) onu takip etmesi için bir ordu gönderecek ve nihayet onu Beytu'l-Mukaddes'te helak edip başını bedeninden ayıracaktır. [4]
- Seyyid Hasanî'nin çıkışı.
Ehlibeyt İmamlarından (a.s) ulaşan hadislere göre Seyyid Hasanî, İran'daki Deylem ve Kazvin nahiyesinden huruç ve kıyam edecek olan Şia büyüklerindendir. Bu dindar ve değerli şahıs, imamet ve Mehdilik iddiasında bulunmayacak; halkı İslâm'a ve Ehlibeyt İmamlarının (a.s) yoluna davet edecektir. İşi büyüyecek; birçok takipçi bulacak ve kendi bölgesinden Kûfe'ye kadar olan yerleri zulüm, kötülük ve sapıklıktan temizleyecektir. İtaat olunan bir hâkimdir ve adaletli bir sultan gibi hükümet edecektir. Ordusu ve dostlarıyla Kûfe'de olduğu bir zamanda İmam Mehdi'nin (a.f) dost ve takipçileriyle Kûfe'nin etrafına geldiğini ona bildirdiklerinde, Seyyid Hasanî ordusuyla birlikte İmam Mehdi (a.f) ile görüşecektir.
İmam Sadık (a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Seyyid Hasanî İmam'ı tanıyacak; dost ve izleyicilerine, onun imamet ve faziletini ispatlamak için tanıdığını belli etmeyecektir. İmam'dan imamet delillerini ve Peygamber'den (s.a.a) ona ulaşan mirasları göstermesini isteyecektir. Bunun üzerine İmam birtakım keramet ve mucizeler gösterecek; sonra Seyyid Hasanî İmam'a biat edecek ve ardından izleyicilerinden 4000 kadarı hariç tamamı İmam'a biat edeceklerdir. Bu 4000 civarında biatten geri kalanlar, sihir iftirasında bulunarak İmam'ın imametini kabul etmeyecekler. İmam da üç gün nasihat ve öğütte bulunduktan sonra, hakikati kabullenmeyerek iman etmeyenler hakkında ölüm fermanını verecek ve hepsi İmam'ın emriyle öldürüleceklerdir.” [5]
- Semavî nida.
Maruf alametlerden biri de gökyüzünden yüksek bir sesin duyulmasıdır. Olay şöyle olacaktır: İmam Mehdi'nin (a.f) zuhurundan önce Mekke'de gökyüzünden herkesin duyacağı çok yüksek ve müthiş bir ses duyulacaktır. İlâhî ayetlerden olan bu seste insanlara, İmam'ın (a.f) ismi, nesebi tanıtılacaktır. Hidayete ermeleri, İmam Mehdi'ye (a.f) biat etmeleri ve haktan sapmamaları için onun hükmüne karşı çıkmamaları tavsiye edilecektir. [6]
Zuhurdan önce diğer bir ses de Hz. Ali'nin (a.s) ve onun Şiîlerinin hakkaniyeti için vuku bulacaktır. [7]
- Hz. İsa'nın (a.s) gökten nüzulü ve namazda Hz. Mehdi'ye (a.f) uyması.
Hadislerin bir kısmında, “Hz. İsa Mesih'in (a.s) gökten inerek namazda İmam Mehdi'ye (a.f) uyacağı ve arkasında namaza duracağı” şeklindeki açıklamalar, onun zuhuru esnasında vuku bulacak olaylardandır. Hz. Peygamber (s.a.a) değerli kızı Hz. Fatımatu'z-Zehra'ya (s.a) şöyle buyurmuştur: “Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a andolsun ki, İsa b. Meryem'in, arkasında namaz kılacağı bu ümmetin Mehdi'si bizdendir.” [8]
Bunların dışında başka birçok alamet ve nişaneler de kitaplarda nakledilmiştir. Bu alametlerin hepsinin vuku bulup bulmayacağı, değişikliğe uğrayarak gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusu kendi yerinde etraflıca incelenmiş ve sonuç olarak şöyle buyurmuşlardır: “Bu alametler iki kısımdır: Kesin olanlar ve kesin olmayanlar. Sadece kesin olanlar vuku bulacaktır.”
Bazı rivayetlerde, kesinlerin dahi değişebileceği hatırlatılmıştır. Yalnızca Allah'ın vaadini verdiği şeylerin değişmeyeceği, çünkü Allah-u Teâlâ'nın vaadine aykırı davranmadığı söylenmiştir. [9]
Açıktır ki, kesin alametlerin dahi değişmesini mümkün bilen hadisler, sürekli bekleyiş içinde olmaları ve kendilerini hazırlamaları için Şia toplumunda bekleyişi daha bir güçlendiriyor. Çünkü alametler vuku bulmadığı hâlde de onun zuhur etmesinin mümkün olduğu beyan edilmiştir.
--------------
[1]- el-Gaybet, Şeyh Tusî, s.261-262.
[2]- Kemalu'd-Din, c.2, s.160, 4. Hadis.
[3]- Ravzat-u Usul-u Kâfi, s.36-42 ve İsbatu'l-Hudat, c.7, s.390-391; Biharu'l-Envar, c.52, s.254. ve Kifayetu'l-Muvahhidin, c.2, s.844-846 ve Muntehe'l-Amal, 12. İmam'ın (a.s) Hayatı, s.106-107. Alametler ve nişaneleri zikreden birçok diğer kitaplara müracaat edilebilinir.
[4]- Muntehe'l-Amal, 12. İmam'ın Hayatı, s.102-103; İsbatu'l-Hudat, c.7, s.398 ve 417. Gaybet-i Nu'manî, 14. bab s.247-283. Gaybet-i Tusî, Zuhur Alametleri, s.265-280; Ravzat-u Usul-u Kâfi, s.310, Hadis: 483; Biharu'l-Envar, c.52, s.186 ve 237-239 ile Zuhur Alametleri babının diğer sayfaları, s.181-278; Kifayetu'l-Muvahhidin, c.2, s. 841-842.
[5]- Muntehe'l-Amal, 12. İmam'ın Hayatı, s.103-104; Biharu'l-Envar, c.53, s.15-16; Kifayetu'l-Muvahhidin, c.2, s.842-843.
[6]- Muntehe'l-Amal, 12. İmam'ın Hayatı, s.102; el-Gaybet, Şeyh Tusî, s.27-44; İsbatu'l-Hudat, c.7, s.424; Gaybet-i Nu'manî, s.257, Hadis: 14, 15 ve bu kitabın 14. babının diğer hadisleri; Kifayetu'l-Muvahhidin, c.2, s.740; Ravzat-u Usul-u Kâfi, s.209-210, Hadis: 255 ve s.310, Hadis: 483; Biharu'l-Envar, c.52, s.181-278.
[7]- İsbatu'l-Hudat, c.7, s.399.
[8]- İsbatu'l-Hudat, c.7, s.14.
[9]- İsbatu'l-Hudat, c.7, s.431.