Bugun...


Zuhura Hazırlık İçin Beş Amel
Tarih: 05-09-2025 18:00:00 Güncelleme: 05-09-2025 18:00:00 + -


İmam-ı Zaman’ın (a.f) zuhur dönemini idrak edebilmek için nefisle cihadı başlatmak, varlığımızı kötü sıfatlardan arındırmak ve onun zuhur gelişine hazır hale gelmek gerekmektedir.

facebook-paylas
Tarih: 05-09-2025 18:00

Zuhura Hazırlık İçin Beş Amel

Bismillahirrahmanirrahim

 

İmam-ı Zaman’ın (ruhlarımız ona feda olsun) zuhur dönemini idrak edebilmek için nefisle cihadı başlatmak, varlığımızı kötü sıfatlardan arındırmak ve böylece İmam-ı Asr’ın (a.f) gelişine hazır hale gelmek gerekmektedir. Bu hususun önemi şu açıdandır ki, bizlerden her birimiz günahların kirliliğinden uzaklaşmadıkça, toplumun arınmasına nasıl katkıda bulunabiliriz?

Zira işlenen her bir günah, ruh ve varlığımızda siyah noktalar meydana getirir; bu noktalar zamanla bizi Allah’tan uzaklaştırır. [1] İmam-ı Zaman’ın (a.f) zuhuru ve beraberinde toplumda adaletin hâkimiyetini bekleyen kimse, öncelikle kendi iç dünyasını arındırmalı, ardından toplumsal adaletin tesisi için gayret göstermelidir. Ayetullah Behçet (r.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer sorarsanız ki, neden o Hazret’e erişemiyoruz? Cevap şudur: Neden farzları yerine getirmeye ve haramları terk etmeye bağlı kalmıyorsunuz? O, bizden sadece bununla razıdır.” [2]

Burada İmam-ı Zaman’ın (a.f) zuhuruna toplumu hazırlamak için bireyin kendisini hazırlamasına yönelik beş noktaya işaret edilecektir.

İsrailoğulları’nın tecrübesinden öğrenmekteyiz ki, şüphesiz dua, münacat ve gözyaşı, Hazret-i Huccet’in (a.f) zuhuru için tesirli olmaktadır. Bu nedenle gerçek bir bekleyenin en önemli vazifelerinden biri, günlerini İmam-ı Zaman’a (a.f) dua ile süslemektir.

 

Beden ve Ruh Sağlığı

Bedenin ve ruhun sağlığını korumak, toplumun beşerî kaynaklarını muhafaza etmenin yollarından biridir. Gerçek bir intizar sahibi, kendi beden ve ruh sağlığını gözetmelidir. Nitekim bir kimse asker olmak istediğinde, bedenen ve ruhen sağlıklı değilse, orduya katılamaz ve vatanını koruyamaz. Bedensel güç, fiziki dayanıklılık ve kuvvetlilik, Hz. Mehdî’nin (a.f) evrensel adalet nizamını savunmanın zorunlu unsurlarıdır.

Beden sağlığı üzerinde hareketliliğin etkisi olduğu gibi, beslenme de bedensel kuvvetin artırılmasında önemli ve zorunlu bir etkendir. Kişinin hayatı boyunca dikkat etmesi gereken hususlardan biri, helâl ve temiz gıda tüketimidir. Ayrıca yalnızca gıdanın niteliğine değil, niceliğine de dikkat edilmelidir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

“İnsan, yiyeceğine baksın.” [3]

Bu ayet, gıdaya dikkat etmenin gerekliliği ve önemine dair en kuvvetli Kur’anî delildir.

Gıdanın üretim ve tüketim süreçleri üzerine düşünmek, küfrün ortadan kalkmasına, Allah’a itaate olan bağlılığın ve O’nun nimetlerine şükür bilincinin artmasına vesile olur. Bunun yanında sağlık açısından da değerli ilkeler ihtiva etmektedir. [4]

Çok sayıda rivayette ise, Allah’ın adıyla yemek yeme, az yemeye teşvik, oburluktan sakındırma, yemeğin türüne dikkat etme ve seçiminde titiz davranma, günde iki öğün beslenme, helâl ve haram yiyecekler, bitkilerin, meyvelerin ve diğer gıdaların faydaları gibi hususlar üzerinde durulmuştur.

 

İmamı Tanımak ve Marifet Kazanmak

Bir kimse İmam-ı Zaman’ını tanımadıkça, zuhurun gereklerini ve sebeplerini bilmedikçe ve onun rızasını kazandıracak hususlara vâkıf olmadıkça, Hazret’in (a.f) zuhurunda etkin bir rol üstlenemez. İmam’ın (a.f) faziletlerine, farzlara, özelliklerine ve karşısındaki bireysel sorumluluklara iman etmek, “Mehdî Marifeti”nin temel unsurlarındandır. Bu bağlamda Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmaktadır:

“Kim zamanının imamını tanımadan ölürse, cahiliye ölümü üzere ölmüş olur.” [5]

Gerçekte cahiliye ölümüyle ölen kimse, hayatını da cahilce sürdürmüş demektir. Dolayısıyla gerçek bir “Muntazır” (Bekleyen), cahiliyet sınırını aşmalı ve İmam’ına dair marifetini artırmalıdır. İmam (a.f) hakkında bilgi ve idrak kazanmanın yollarından biri de, “velayet ve imamet” üzerine düşünmek ve bu konuda okumalar yapmaktır.

 

Evi Temizledikten Sonra Misafir Çağırmak

İmam’ın (a.f) zuhuru için samimi bir talepte bulunan kimse, öncelikle her gün amellerini muhasebeye çekmeli ve davranışlarına dikkat etmelidir. İmam Cafer-i Sadık (a.s), Abdullah b. Cündeb’e hitapla şöyle buyurmuştur:

“Ey Cündeb’in oğlu! Bizi tanıyan her Müslüman için gerekli olan şudur: Her gün ve gecede amellerini kendi nefsine arz etsin ve kendini hesaba çeksin. Eğer amellerinde bir hayır bulursa, onu artırmaya yönelsin ve eğer bir kötülük görürse, bağışlanma dilesin ki kıyamet gününde rezil olmasın.” [6]

Bu sebeple gerçek bir muntazır önce kendi iç dünyasını arındırmalı, ardından İmam-ı Zaman’ın (a.f) zuhurunu niyaz etmelidir.

 

Zuhurun Tâcil ve Hızlanması İçin Dua

Beni İsrail kavmi, Allah’a ve O’nun emirlerine karşı gösterdikleri kayıtsızlık sebebiyle peygamberden mahrum bırakıldılar. Onlara bildirilen ilahî takdire göre, Hz. Musa’nın (a.s) gelişi dört yüz yıl sonra gerçekleşecekti. Bununla birlikte Allah-u Teâlâ, onlara dua, niyaz ve yalvarış yolunu da öğretmişti. Nitekim İsrailoğulları bazı geceler çöllere çıkar, Allah’ın huzurunda ağlar, niyazda bulunur ve dua ederlerdi. Bu içten dualar, gözyaşları ve samimi pişmanlıkları sebebiyle Allah, belirlenen süreden yüz yetmiş yılı bağışladı ve Hz. Musa’yı (a.s) onların kurtuluşu için gönderdi. [7]

İsrailoğulları’nın bu tecrübesinden öğrenmekteyiz ki, hiç şüphesiz, Hazret-i Huccet’in (a.f) zuhuru için dua, münacat ve gözyaşı tesir etmektedir. Bu nedenle bekleyenin en önemli görevlerinden biri, günlerini İmam-ı Zaman’a (a.f) dua ile süslemektir. Gerçek bir muntazır, diğer görevlerini yerine getirmenin yanı sıra, duadan asla bıkmamalıdır.

 

Sadaka Vermek

İmam-ı Zaman’ın (a.f) gaybetinin hikmetlerinden biri de çocukluk döneminden itibaren, düşmanların şerrinden korunması ve aziz hayatının muhafaza edilmesidir. Nitekim İmam Hasan Askerî (a.s), oğluna şu tavsiyede bulunmuştur:

“Oğlum! Daima uzak ve gizli yerlerde ikamet et; zira Allah dostlarından her birinin, tehlikeli bir düşmanı ve rahatsız edici bir muhalifi vardır.” [8]

İmam’ın (a.f) sağlığı için günlük sadaka vermek, onunla irtibatımızı güçlendiren vesilelerden biridir. Bu davranış, hem o Hazret’in (a.f) duasında bizlere yer vermesine sebep olur ve hem de her muntazırın günlük vazifeleri arasında yer alır.

 

------------

[1]- Bihârü’l-Envâr, c.70, s.327.

[2]- Ayetullah Behçet’in Sözlerinde İmam Zaman, s.90.

[3]- Abese, 24.

[4]- Beyinât Dergisi, Kur’an ve Hadiste Beslenme Kültürü, sayı: 59.

[5]- Bihârü’l-Envâr, c.23, s.89.

[6]- Mollaî, Muntazırın Yaşam Tarzı, s.122.

[7]- Gencî, Vakt-i Ma‘lûm, s.151.

[8]- Bihârü’l-Envâr, c.52, s.35.




Bu haber 948 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI