Bugun...



Şeriata Göre Müzik ve Ğına -3

Hasan b. Harun’un macerasına gelince, o, halvet yerde uzun bir zaman oturup, komşu kadınların avazını dinliyordu.

facebook-paylas
Tarih: 31-07-2021 09:46

Şeriata Göre Müzik ve Ğına -3

Bu işinin haram olmasının delili, yabancı kadınların seslerini dinlemesiydi. Bilhassa o kadınların sesleri ince ve tahrik ediciydi. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ

 “Sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın.”‌[1]

İmam Rıza (a.s), İbn-i Harun’u halkın namusuna ihanet hükmünde olan bu işinden dolayı azarlayıp sakındırdı. İmam (a.s), Allah’ın kelamını kendisine hatırlattı ki buyuruyor:

إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولـئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً

Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”‌[2]

Ama o zamanlarda yaygın olan müzik aletlerinin adlarının zikredildiği rivayetlerin çoğu kendisine istinat edilemeyen zayıf ve senetsiz rivayetlerdir.

Konu hakkında “Fıtri ve akli illetlere sahip konular, illetleri var oldukça hiçbir şekilde istisna kabul etmezler. Bunlar istisnası olmayan önermeler ve konulardır”‌ felsefi burhanı göz önünde bulundurulmalıdır. Zira önermelerin ortak paydaları istidlalin büyük önermesi ve illeti konumundadır. İllet sübut merhalesine dehalet ettiği gibi, ispat merhalesinde de dehalet eder. Buna binaen mevzu aslında hükmün illeti unvanıyla zikredilen mahlastır ve hiçbir hüküm bunun sübut ve ispat illeti olan mevzudan istisna değildir. Çünkü malulün illetten ayrı olması imkânsızdır.

Dolayısıyla illeti “Batıl lehv”‌ olduğundan caiz olmayan avazın haram olması için asıl illeti olan “Batıl lehv”‌in kendisinin içinde olmasını gerektirir. Buna binaen her avaz “Batıl lehv”‌ sayılmalı ve bu delille haram olmalıdır. Bu durumda eğer biz Kur’an tilavetinde avazı caiz bilirsek, yukarıda zikredilen kaideye göre “Batıl lehv”‌in Kur’an tilavetinin içine girmesini caiz bilmişiz dememiz gerekir! Lakin bunu ne akıl kabul eder ve ne de vicdan.

Buna ilave olarak batılın kötü olması fıtridir ve istisna kabul etmez. Özellikle bu batıl Allah’ın yolunda sapmaya neden olursa, akıl tek başına bunun kötü olmasına hükmeder. Dolayısıyla avaz mutlak bir şekilde batıl lehv sayılırsa, ister Kur’an’da olsun ve isterse başka bir yerde olsun bu hükmü her yerde geçerli olmalıdır.

Buna binaen mecburen avazın batıl lehv olabildiği gibi, batıl lehv de olmayacağını söylememiz gerekir. Dolayısıyla Kur’an tilavetinde avazın caiz olması bir tür ihtisastır ve tahsis değildir.

Şimdi şu soruyu sormamız gerekir ki; Eğer Allah-u Teâlâ iyi ve kötü söz arasında bir sınır göz önünde bulundurursa, bu durumda kalplere etki etmek için iyi bir kasıttan dolayı Kur’an avazla tilavet edilirse, bu avaz hangi tarafta yer alır?

Kuşkusuz bu iş ziynet, letafet ve güzelliktir. Bu Allah-u Teâlâ’nın kendi kullarına helal kıldığı sayılı temiz rızklardandır.

 قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللّهِ الَّتِيَ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِ وَالْطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِي لِلَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ

De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?”‌ De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür.”‌[3]

Allah-u Teâlâ, gizli ve açık çirkin işleri, günahı ve fesadı haram kılmıştır.[4] Acaba Kur’an’ı avazla okuma günah ve kötü müdür? Yoksa letafet, ziynet ve güzellik olmakla birlikte hidayet, hikmet ve kulların irşadı için bir vesile midir?

Fakihlerin Konu Hakkındaki Görüşleri

Şeyh Ebu Cafer Tusi kadınları avaz okumalarının caiz olması babında diyor ki: “Kadınlar, herhangi bir erkek meclislerinde olmadığında, batıl ve günah şeyleri okumadıkça ve davul ve zurna gibi çalgı aletlerinden sakındıkları sürece, avaz okumaları caizdir. Avaz okuyan kadın gelini gerdek odasına gönderdiği zaman şiir söyleyip, batıl sözlerden kaçınabilir. Bu konulara riayet etmediği takdirde ne düğünde, ne de başka yerlerde avaz okuma hakkı vardır.”[5]

Merhum Feyz bu sözlerin devamında diyor ki: “Yukarıdaki sözlerden şöyle bir sonuç çıkarabiliriz. Harama sebep olması durumunda avazın okunması caiz değildir. Lakin günaha sürükleyecek durumlar olmadığı takdirde avazın okunmasında herhangi bir sorun yoktur. Aksi durumda hatta düğün merasimlerinde bile avazın okunması caiz değildir. Mezkûr şartların riayet edilmesi durumunda avaz düğün merasimleri dışında da okunabilir.  Bazı davranışlar her ne kadar İslamda mubah sayılmışsa da bunlar yüksek makam ve ün sahibi insanlara layık değildir.”

Merhum Feyz ilave olarak diyor ki: “Bu konunun ölçütü; bir okuyucuyu dinleyen kimse, ona tabi olmuştur” hadisidir.” O diyor ki: “Buna binaen Cennet, Cehennem ve kıyameti anımsatan, Allah’ın sayısız nimetlerini ve ibadeti hatırlatan, insanı bu geçici dünyada hayır ve iyiliğe yönlendiren v.b durumlara davet eden (فذکرتک الجنّهّ hadisinde olduğu gibi) avazlar caizdir.” O sözlerinin devamında diyor ki: “…Bu yönüyle çok önemli bir konudur ve kendisinde Allah’ın zikri vardır. Belki bu anımsatmayla gönüller Allah’ın zikrine ısınır. Sözün kısası mantıklı insanlar -bu haberleri işittikten sonra- hak ile batıl arasında fark olduğunu ve bazı istisna avazlar dışında kendi meclislerinde okudukları avazların batıl olduğunu bilirler.”[6]

O büyük fıkhi “Mefatihu’l Şeraii” adlı kitabında diyor: “Avaz hakkında elimize ulaşmış rivayetler mecmuasından avazın haram olmasının delilinin o zamanlar yaygın olan davranışlardan kaynaklandığını çıkarabiliriz. Yani o zamanlar erkekler yabancı kadınların meclislerinde oturup onların avazlarını ve çirkin sözlerini dinliyorlardı. Bütün bunlar haram fiillerdi.”[7]

Allame Şarani “Vafi” kitabına yazdığı haşiyelerde diyor ki: “Arap kelamını ve ediplerin beyanlarını incelediğimiz zaman şu sonucu çıkarırız ki, Ğına; ister oynak olsun ister olmasın kendisinde çekimin olduğu mutlak seslere denir. Şair güvercinin vasfında diyor ki:

Eğer o güvercin avaz okursa, sesinin güzelliği herkesi hayrete düşürür; her mahir üstad saygısında başını öne eğer.

Dolayısıyla her etkili sesin haram olduğu söylenemez veya kelamı güzel bir terkip ile eda edip insanı cezbeye getiren ses haram sayılamaz. Önceden de belirtildiği gibi İmam Seccad’ın (a.s) sesi Kur’an’ı tilavet ettiği zaman gönül okşayıcı ve çok cezp ediciydi. Resul-i Ekrem (s.a.a) de Kur’an’ın güzel avaz ile okunmasını emretmiştir. Aynı şekilde müzik notalarını bestelemeye -etkili terkiplerden meydan gelen nağmelerden olmasına rağmen- izin verilmiştir. Kuşkusuz Ğına bütün bunları kapsar.”

O sözlerinin devamında diyor ki: “Biz mecburen ya Şeyhin görüşüne muvafık olmalıyız ki bunun haram olmasının nedenini bu işin akıbetinden bilmektedir. -yoksa amelin kendisinden değil- Ya da avazın haram olmasının nedenini günaha neden olan işlerle sınırlı bilmeliyiz. Bu durumda haram olmasının nedeni kendisiyle birlikte meydana gelen haram fiillerdir.” Aynı şekilde diyor ki:

“Selef fakihlerin ibareleri ve rivayetler bunu teyit etmektedir.”[8]

Değerli Muhakkik Molla Sebzevari’nin o zamanlarda yaygın olan haram olmayan avaz türü hakkında ve avazın bir bütün olarak haram olmayışı için güzel bir istidlali vardır. O diyor ki: “Ğınanın haram olduğunu belirten rivayetler müfrettir ve elif lam muarifini almıştır. Bunun kendisi haramın genel olmadığına delaletidir. Zira has bir tür veya türlerin genelinden bazıları için genel karine ve nişane elde bulunmazsa haram umumileşir. Çünkü bu durumda konuyu has bir koşulla sınırlamak hikmet, beyanın akışı ve maksadın aksine olur.

Dolayısıyla bunu mecburen umumileştiririz. Lakin burada konu bu şekilde değildir. Zira o zamanlarda yaygın olan avaz lehv, boş ve batıl işler için kullanılıyordu ve genellikle avaz okuyan cariyeler ve başkaları fesat, şarap… Meclislerinde bu işle meşgul oluyorlardı. Çünkü rivayetlerin o zaman yaygın olan durumları göz önünde bulundurmuş olması uzak bir ihtimal değildir. Birçok hadiste ğına batıl lehv sayılmıştır.

Halbuki duaların, zikirlerin ve Kur’an’ın güzel ses ile okunması insana ahireti hatırlatır ve kutsi âleme doğru seyre çıkmasını teşvik eder. Dolayısıyla bu hüküm batıl lehv dışındaki ğına için geçerlidir ve bunun dışında hükmün mubah ve itiyat edilmesi aşikârdır.”[9] 

Merhum Neraki de konu hakkında diyor ki: “Avazın haram olduğu hükmü için kitap ve Peygamber’in (s.a.a) sünneti icmasına istinat etmişlerdir… İcmanın ğınanın haram olmasına delaleti icmali bir şekildedir ve bundan fazlasına da delalet etmemektedir. Kur’an’ı Kerim’de de Allah’ın yolundan uzaklaştırma vesilesi olduğu için lehv ve leibin haram olması dışında hiçbir nişane yoktur.” O buna ilave olarak diyor ki: “… Bunun için hiçbir şüphemiz yoktur ve diğer çeşitlerin haram olması hakkında hiçbir nişaneye sahip değiliz.

 

-----------------

[1] Ahzab, 32

[2] İsra, 36

[3] Araf, 32

[4] Araf, 33

[5] İstibsar, c. 3, s. 62, Sayı. 7- 207

[6] Vafi, c. 3, s. 35

[7] Mefatihu’l Şeraii, Miftah 465, c. 2, s. 21

[8] Vafi, c. 3, s. 36- 38

[9] Kıfayetu’l Ahkam, s. 86




Bu haber 85 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AHKAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI