Bugun...


Murtaza Akbulut

facebook-paylas
Ramazan ayı ve Oruç
Tarih: 05-04-2021 10:50:00 Güncelleme: 05-04-2021 10:50:00


“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki takvalı olursunuz.” (Bakara: 183)

“Sayılı günler (oruç size farz kılındı); içinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, artık diğer günler (oruç tutsun). Oruca zor dayanabilenler, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden hayır yaparsa (düşküne daha fazlasını verirse) kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için hayırlıdır.” (Bakara: 184)

“(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, o ayda Kur’an, insanlara yol gösterici, doğru yola iletici, eğri ile doğruyu birbirinden ayırt edici olarak indirildi. Sizden kim bu ayı (yolcu değilken) idrak ederse, orucunu tutsun. Hasta veya yolculukta olan, artık diğer günler (oruç tutsun). Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanızı, sizi hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı ululamanızı ve şükretmenizi sağlamak içindir.” (Bakara: 185)

1- Rahmet, Mağfiret ve Bereket Ayı

Emir’ul-Muminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) bir gün bize hitaben şöyle buyurdular: “Ey insanlar! Allah’ın ayı (Ramazan) bereket, rahmet ve mağfiretle size ulaşmaktadır. Bu ay Allah katında ayların en üstünü, gündüzleri gündüzlerin en değerlisi, geceleri gecelerin en faziletlisi, saatleri de saatlerin en kıymetlisidir. Bu ayda sizler Allah’ın ziyafetine davet olunmuş ve Allah’ın ikramına layık kimselerden kılınmışsınız.

Bu ayda nefesleriniz. tesbih ve uykunuz ibadet sayılır; amelleriniz kabul, dualarınız da müstecab olur. Öyleyse sadık bir niyet ve temiz bir kalple Allah’tan dileyin ki, sizi bu ayın orucunu tutmaya ve Allah’ın kitabını tilavet etmeye muvaffak kılsın.Bu büyük ayda kim Allah’ın mağfiretinden mahrum kalırsa, gerçekten de bedbahttır. Bu ayda tahammül ettiğiniz açlık ve susuzluğunuzla kıyamet gününün açlık ve susuzluğunu hatırlayın. Fakir ve biçarelere sadaka verin; büyüklerinize saygı gösterin; dillerinizi (haram olan şeylerden) koruyun; gözlerinizi helal olmayan şeylere kapatın ve dinlenilmesi helal olmayan şeylere kulaklarınızı tıkayın.

Başkalarının yetimlerine şefkatli davranın ki, onlar da sizin yetimlerinize şefkatli davransınlar. Günahlarınızdan tövbe edip Allah’a yönelin. Namaz vakitlerinde ellerinizi O’na doğru kaldırarak duada bulunun; çünkü namaz vakitleri saatlerin en üstünüdür. Allah-u Teala bu vakitlerde kullarına rahmetiyle bakar; niyazda bulunurlarsa icabet eder; çağırırlarsa “lebbeyk” der; dua ederlerse kabul eder.Ey insanlar! Doğrusu ruhlarınız, amellerinizin elinde rehine durumundadır; öyleyse yüce Allah’tan âf ve bağışlanma isteyerek ruhlarınızı hürriyete kavuşturun. Sırtlarınız günahlarla ağırlaşmış, secdelerinizi uzatarak bu ağır yükü hafifletin.

Yine biliniz ki, yüce Allah kıyamet gününde insanların âlemlerin Rabbi karşısında dikilip kaldıkları gün, namaz kılanlara, secde edenlere, azap etmeyeceğine ve cehennem ateşiyle de korkutmayacağına dair izzeti ve yüceliği hakkı için yemin etmiştir.Ey insanlar! Sizlerden kim bu ayda oruç tutan bir mümine iftar verirse, bu ameliyle Allah katında bir köleyi azat etmenin sevabını alır ve geçmiş günahları bağışlanır.” “Ya Resulellah! Hepimizin buna gücümüz yetmiyor” denildiğinde şöyle buyurdu: “Bir hurmanın yarısıyla olsa bile kendinizi cehennemin ateşinden korumaya çalışın; bir içim suyla olsa bile kendinizi ateşten kurtarmaya çalışın.

Ey insanlar! Sizden her kim bu ayda ahlakını güzelleştirirse, ayakların sırattan kaydığı gün, bu ona sırattan geçme izni olur. Kim bu ayda elinin altında olan köle (veya hizmetçi)’sinin işini hafifletip kolaylaştırırsa, Allah da onun hesabını hafifletip kolaylaştırır. Kim bu ayda şer ve kötülüklerinin önünü alırsa, Allah da kıyamet günü (ona karşı) gazabının önünü alır. Kim bu ayda bir yetime ikramda bulunursa, Allah’ı mülakat edeceği gün Allah da ona ikramda bulunur.Kim bu ayda sıla-i rahimde bulunursa (yakınlarına ve akrabalarına ihsan ederse), kıyamet günü Allah-u Teâlâ ona rahmetle bağışlamada bulunur.

Kim bu ayda yakınlarıyla ilişkisini keserse, Allah-u Teâlâ da onula kıyamet günü rahmetinin ilişkisini keser.

Kim bu ayda müstahap namazlarını kılarsa, Allah-u Teâlâ da onu cehennem ateşinden korur. Kim bu ayda farz namazlardan birini eda ederse, ona Ramazan ayı dışında kılınan yetmiş farz namaz sevabı verilir. Kim bana çok salâvat gönderirse, amel terazilerinin hafif olduğu kıyamet günü, Allah-u Teâlâ onun amel terazisini ağırlaştırır. Kim bu ayda Kur’ân-ı Kerim’den bir ayet okursa, diğer aylarda Kur’an’ı hatmeden kimseye verildiği kadar sevap ona verilir.

Ey insanlar! Bu ayda cennetin kapıları açıktır; Rabbinizden dileyin ki, o kapıları yüzünüze kapatmasın. Cehennemin kapıları da kapalıdır; Rabbinizden dileyin ki, o kapıları yüzünüze açmasın. Şeytanlara da lâle (demir halka) vurulmuştur; Rabbinizden dileyin ki, onları size musallat etmesin.”Emir’ul-Muminin Hz. Ali (a.s) diyor ki: “Ben; ya Resulellah! Bu ayda amellerin en iyisi hangisidir? ” diye sorduğumda, Resulullah (s.a.a); “Ya Ebe’l-Hasan! Bu ayda amellerin en iyisi, Allah’ın haram ettiği şeylerden kaçınmaktır” diye buyurdu ve ağlamaya başladı. Ya Resulellah! Niçin ağlıyorsun? diye sorduğumda ise şöyle buyurdu:

“Ya Ali! Bu ayda sana karşı yapmayı helal bildikleri şey için ağlıyorum; zira Rabbine namaz kıldığın anda geçmişlerin ve geleceklerin en kötüsü ve Semud kavminin devesini yaralayanın kardeşi sana taraf gelip kılıçla seni vurarak sakalını kana boyadığını görür gibiyim.”Ben; “Ya Resulellah! Bu dinimin salim kalması yolunda mıdır mıdır? ” diye sorunca Resulullah (s.a.a); “Evet, bu, dininin salim kalmasındadır” cevabını vererek şöyle buyurdular:

“Ya Ali! Kim seni öldürürse, beni öldürmüştür; kim sana buğz ederse, bana buğz etmiştir; kim sana küfrederse, bana küfretmiştir; çünkü sen gerçekten de kendi nefsim gibi bendensin; ruhun benim ruhumdur; ahlakın benim ahlakımdır. Doğrusu Allah Tebarek ve Teala beni ve seni bir (anda) yarattı; beni ve seni seçti; beni nübüvvete, seni de imamete seçti. Kim senin imametini inkâr ederse, benim nübüvvetimi inkâr etmiş olur.Ya Ali! Sen benim vasim, çocuklarımın (Hasan ve Hüseyin’in) babası, kızım Fatıma’nın kocasısın; hayatımda ve ölümümden sonra ümmetime halifemsin. Beni nübüvvetle gönderene ve yaratılmışların en üstünü kılana and olsun ki, hiç şüphesiz sen, Allah’ın yaratıkları üzerine hücceti, sırrının emini ve kulları üzerine halifesisin.”[2]

2- Resulullah’ın Ayı

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Şa’ban ayı benim ayımdır; Ramazan ayı da Allah Azze ve Celle’nin ayıdır. Kim benim ayımdan bir gün oruç tutarsa, kıyamet günü ben onun şefaatçisi olurum. Kim benim ayımdan iki gün oruç tutarsa, (bütün) geçmiş günahları affolunur. Kim benim ayımdan üç gün oruç tutarsa, ona; “Amelini yeniden başla ” (yeni teklife erişmiş birisi gibi tertemiz olmuşsun) denilir. Kim Ramazan ayının orucunu tutar da belini, dilini korur ve halka eziyet etmezse, Allah-u Teâla onun geçmiş ve sonraki günahlarını bağışlar, onu ateşten azat eyler ve Dâr’ul-karar’da (cennette) ona yer verir.”[3]

3- İslam’ın Temelleri

İmam Bakır (a.s) buyurmuştur ki: “İslam beş temel üzerine kurulmuştur: Namaz, zekat, hac, oruç ve velayet.”[4]

4- Oruç Tutmanın Felsefesi

İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Allah-u Teâla orucu, zengin ile fakirin eşit olması için farz kılmıştır. Çünkü (normal durumlarda) zengin adam açlığı hiçbir zaman tatmıyor ki (fakirlerin ne çektiğini anlasın da) fakirlere acısın. Zira o her istediği şeyi rahatça ele getirebiliyor. Allah Azze ve Celle, zenginin fakire acıması ve aç olana merhamet etmesi için, kullarını (Ramazan ayında oruç vesilesiyle) eşit bir seviyeye getirmek ve zengine açlık ve acının zorluğunu tattırmak istemiştir.”[5]

5- İhlâs Mihengi

Emir’ul-Muminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Allah-u Teâla orucu, halkın ihlâsını imtihan etmek için farz kıldı.”[6]

6- Oruç Tutmanın Sebebi

İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki: “İnsanlar, açlık ve susuzluğun acısını anlamaları ve bu vesileyle de ahiretin fakirliğini idrak etmeleri için oruç tutmaya emr olunmuşlardır.”[7]

7- Bedenin Zekâtı

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Her şeyin bir zekâtı vardır; bedenin zekâtı da oruçtur.”[8]

 

 

---------------

[2] – Uyun-u Ahbar’ir-Rıza, c. 1, s. 230; Ravzat’ul-Muttakin, c. 3, s. 277; Seyyid b. Tavus’un Sahih-i İkbal’i, s. 1; Şeyh Behai, Erbain, s. 84; Bihar’ul-Envar, c. 96, s. 356.

[3] – Bihar’ul-Envar, c. 96, s. 356.

[4] – El-kâfî c. 4, s. 62, h. 1.

[5] – Men la Yahzurh’ul-Fakih, c. 2, s. 49, h. 1.

[6] – Nehc’ül-Belaga, hikmet: 252.

[7] – Vesail’uş- Şia, c. 4, s. 4, h. 5.

[8] – El-Kafi, c. 4, s. 62, h. 2.



Bu yazı 203 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI