Bugun...



Ehl-i Beyt (a.s) ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) Hanımları - 3

Bu delillerden anlaşılan Tathir ayetinin Hz. Peygamber’in (s.a.a) Ehlibeyti (a.s) dışında hiç kimsenin hakkında nazil olmadığı ve sadece Ehlibeyt (a.s) hakkında nazil olduğudur.

facebook-paylas
Tarih: 22-06-2021 10:22

Ehl-i Beyt (a.s) ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) Hanımları - 3

Şimdiye kadar söylenenler ayetin şan-ı nüzulü ve ayet dalında naklolunan bazı rivayetlerden ibaretti. Şimdi kısa bir şekilde ayetin tefsirine yer verilecektir.

Tathir ayetinin başında geçen “innema” kapsam ve sınır edatlarındandır. Arap lisanı ediplerinin yanında en kuvvetli kapsam ve sınır edatı “innema” dır. Anlamı ise, Allah’ın iradesinin Ehlibeyt’in (a.s) ismet ve masumluğunda gerçekleştiğinin sınırlanmasıdır. Zira Allah’ın iradesi ayetteki “kum” zamirinde gerçekleşmiştir.

Ayetteki Ehlibeyt ister ihtisas (Ehlibeyt’e mahsus ediyorum), ister medihe ve övgü (Ehlibeyt’i övüyorum) veya isterse de nida (ey Ehlibeyt) babından olsun, bu kelime “kum” zamirini beyan eder ve açıklar.

Neticede Allah’ın ismet ve masumluk iradesi Ehlibeyt’in (a.s) üzerinde gerçekleşmiş olur. Gerçekte bu kapsam ve sınır iradesi iki alanda gerçekleşmiştir: Birisi Allah’ın iradesinin sadece ismet ve masumlukta, yani ricsi ve her türlü maddi-manevi pisliği ortadan kaldırma ve tertemiz etme iradesinin gerçekleşmesidir. Yani Allah’ın Ehlibeyt (a.s) hakkında ismet ve masumluktan başka bir iradesi yoktur. Allah’ın diğer bir iradesi ise, bu sıfatın bu ayette sadece Ehlibeyt (a.s) için olup başkası hakkında olmadığıdır. Örneğin birisi eğer “Ben sizin eve sadece ziyaret için geldim” derse, bu sözden iki irade ve sınır anlaşılmaktadır.

Birincisi sadece ziyaret için geldiğini ve başka bir amaç için gelmediğini; ikinci olarak da sadece senin ziyaretine geldiğini; hem senin ve hem de başkalarının ziyaretine gelmediğini anlatmaktadır. Elbette iki sınır ve kapsamın bir edatla anlaşılması biraz zordur ama beyan olunduğu şekilde bir sakıncası kalmaz.

Bu ayette Allah’ın iradesi teşrii irade değil, tekvini iradedir. Zira teşrii irade hüküm, kanun, emir ve nehiyden ibarettir ve bunlar da sadece Ehlibeyt’e has değildir. Aksine bütün insanlık teşrii iradeyi içeren bütün bu sıfatların hepsinde eşittirler. Çünkü Allah-u Teâlâ’nın iradesi ve her irade, ister tekvini olsun ve ister teşrii, irade olunanın aksine olmaz ve ona hilaf etmez. Yalnız teşrii iradede hedef hükmün icad olması ve tekvini iradede de amaç “kovn” (ol) ve dış alemde vakianın özünün gerçekleşmesidir. İşte bunun için Allah’ın ismet iradesinin özü ve gerçeği Ehlibeyt (a.s) hakkında gerçekleşmiştir. Zira Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

O’nun işi, bir şeyi yapmak istediğinde ol der, o şey de oluverir.” [1]

Diğer bir beyana göre, varlığın yaratılması ve meydana gelmesinin illeti, Allah-u Teâlâ’nın iradesinden kaynaklanmaktadır. Ve illet (sebep) de asla malulüne (sonucuna) muhalefet etmez. İşte bunun için ismet ve masumluk iradesi onun gerçekleşmesinin gerekliliğidir.

 

---------------

[1]- Yasin, 83.




Bu haber 150 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EHLİ BEYT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI