Bugun...



İslam'da Annenin Makamı

İslam'da Annenin Makamı

facebook-paylas
Tarih: 10-02-2021 11:12

İslam'da Annenin Makamı

Musa AYDIN

Bismillahirrahmanirrahim

İslam'da annelik makamı ve annelik makamını ve insanın hayatındaki rolünü anlayabilmemiz için yüce Rabbimizin kitabına ve Hz. Resulullah'ın (s.a.a) ve Ehl-i Beyti'nin (a.s) nurlu sözlerine müracaat etmemiz gerekir.

Biz de mümkün mertebe ayet ve hadislerden yararlanarak bu mevzuu sizlere açıklamaya çalışacağız.

Allah-u Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Rabbin ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretmiştir. İkisinden birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme; onları azarlama onlara güzel söz söyle; onlara rahmet ve şefkat dolu tevazu kanadını ger. Onlara alçak gönüllü ve şefkatli davran ve onlar hakkında dua edip şöyle de: Ey Rabbim, bunlar küçükken beni nasıl yetiştirip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, acı." (İsra Suresi, ayet 23-24)

Bir başka ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: "Biz insana anne ve babasını tavsiye ettik anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek karnında taşımıştır. Onun (memeden) ayrılması da iki yıl içinde olmuştur onun için biz insana bana ve ana baba şükret dönüş banadır diye öğüt verdik." (Lokman Suresi, ayet 14)

Görüldüğü gibi bu ayetlerde Allah-u Teâlâ anne babaya iyilik etmeği, onlara şükretmeyi kendi ibadeti ve şükrüyle yan yana zikretmiştir. Bu da Anne babanın Hak Teâlâ indindeki makamını ve onlara iyilik ve itaat etmenin önemini göstermektedir. Onun için anne, babaya itaat etmek günah ve farz olan şeyler haricinde farzdır. Hatta anne baba evladını sünnet olan bir ameli yapmaktan nehy edip başka bir işe emrederse onların dediğini yapması gerekir.

Bir gün bir kişi Hz. Resulullah'a (s.a.a) gelerek “Ya Resulullah! Anne babanın evlatları boynundaki hakkı nedir?” dedi. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Onlar senin cennet ve cehennemindir."[1]

Yani onlara yapacağın iyilikler ve onlara karşı vazifelerini yerine getirmenle cenneti kazanabilirsin. Ama onlara karşı vazifelerini yerine getirmezsen, cehennemi hak etmiş olursun.

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Anne babaya iyilik yapmak en büyük farizadır."[2]

İmam Sadık (a.s): "Allah anne babaya iyilik etmeyi emretmiştir" ayetini şöyle açıklamıştır: "İyilik etmek onlarla iyi geçinmek ve ihtiyaçlarını ağız açıp istemeden yerine getirmektir..."[3]

Yine Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kim ömrünün uzamasını ve rızkının bollaşmasını istiyorsa, anne babasına iyilik etsin ve akrabalarına sılayı rahimde bulunsun."[4]

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kıyamet gününde iyilerin efendisi ölümlerinden sonra anne ve babalarına iyilik yapan kimselerdir."[5]

Sekizinci İmamımız İmam Rıza (a.s): "Anne babaya iyilik etmek vaciptir; hatta müşrik olsa dahi. Elbette Allah'a isyan olan şeylerde onlara itaat edilmez."[6]

Buraya kadar ayet ve hadislerden anne ve babanın ikisine de iyilik ve itaat etmenin önemi anlaşılıyordu. Fakat diğer birçok hadisten anlaşılıyor ki annenin hakkı ve ona iyilik yapmak daha önemlidir. İşte bu hadislerden bazıları:

Bir gün birisi Hz. Resulullah'a (s.a.a) sorar: "Ben kime iyilik yapayım." Hz. Resulullah (s.a.a) "Annene" der. Sonra tekrar “kime” diye sorduğunda tekrar "Annene" der. Adam tekrar sorar ve Hz. Resulullah (s.a.a) tekrar "Annene" der. Adam tekrar sorunca Hz. Resulullah (s.a.a) bu sefer "Babana" diye cevap verir."[7]

Rivayet edildiğine göre birisi Resul-i Ekrem'e (s.a.a) gelerek "Ya Resulullah! Ben çok kötü işler yapmışım. Acaba benim tövbem kabul olur mu?” demiş. Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) “Acaba annen veya baban yaşıyor mu?” diye sormuş. O da "Babam yaşıyor" demiş. Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) "Git ve ona iyilik et" buyurmuş. Adam çıkıp gittikten sonra, Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) yanındakilere dönerek şöyle buyurmuş: "Keşke annesi olsaydı da ona iyilik etseydi; tövbesi daha çabuk kabul olurdu."[8]

Bir gün Hz. Musa, Allah-u Teâlâ ile münacat ederken Hak Teâlâ’dan cennetteki arkadaşını kendisine tanıtmasını istiyor. Hak Teâlâ şöyle hitap eder: "Senin cennetteki arkadaşın filan nahiyedeki gençtir. Hz. Musa genci bulmak için oraya geldiğinde onun kasaplık yapan biri olduğunu görür. Hz. Musa onu gizlice takip etmeye başlar ki hangi amelle böyle büyük bir makamı elde ettiğini öğrenmiş olsun.  Akşama kadar bekler; fakat onun için önemli olan ve böyle bir makama onu layık kılacak bir ameli göremez.

Akşam olunca genç, iş yerini kapatıp eve gitmek istediğinde Hz. Musa kendini tanıtmadan adamdan, o gece kendisini misafir etmesini ister. Hz. Musa bu vesileyle gece boyunca da gencin iyi amellerini takip etmeyi amaçlamaktadır. Genç, Hz. Musa'nın isteğini kabul edip, onu evine götürür. Hz. Musa eve girdiğinde gencin her şeyden önce yemek yaptığını; sonra evde bulunan ve eli ayağı felç olan ihtiyar bir kadının yanına gelerek, büyük bir sabır ve şefkatle yemeği lokma lokma onun ağzına koyarak yedirdiğini; elbisesini değiştirdiğini; ihtiyaç gidermesine yardımcı olduğunu ve yatağına yatırdığını görür.

Hz. Musa (a.s) o gece sabaha kadar gencin normal dini vazifeleri dışında fevkalade bir amel, ibadet, münacat falanını görmez. Sabah olduğunda ise, genç yine evden çıkmadan o kadının yemeğini yedirir ve diğer ihtiyaçlarını gidermede şefkatle ona yardımcı olur. Vedalaşırken Hz. Musa gence sorar: "Bu kadın kimdir ve sen ona yemek yedirirken, gözlerini gökyüzüne dikerek ne söylüyordu?" Genç şu cevabı verir: "Bu benim annem" der. Ben ona yemek verdiğim zaman hakkımda şöyle dua ediyor: "Allah'ım! Bu hizmetlerin karşılığında oğlumu cennette Hz. Musa'nın yanına arkadaş eyle." Hz. Musa da gence annesinin duasının kabul olduğunu müjdeleyip Hak Teâlâ’yla yaptığı münacatı kendisine anlatır."

İşte anne babanın hakkına riayet etmek, insanı böyle feyizlere ulaştırır. Elbette bütün bunlardan önce, insanın mümin ve takvalı olması gerekiyor.

Yine Hz. Resul-ü Ekrem'den (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: "Cennet annelerin ayağı atındadır."[9]

Bir başka hadiste: "Annelerin ayaklarının altı, cennet bahçelerinden bir bahçedir" buyurmaktadır.

Bu hadisin bir manası şudur ki cenneti kazanmak, annelerin gönlünü kazanmak, onlara iyilik etmekle mümkün olur. Bir başka manası da: "Anneler isterse, yetiştirdikleri mümin ve salih evlatlarla dünyayı cennete çevirebilirler. Çocukların saadet ve mutluluğunun temel taşını koyan annelerdir.  Kötülük ve bedbahtlıklarının ilk temel taşını koyan da yine annelerdir. Zira niyetleri, yedikleri lokmalar, amelleri, davranışları, imanı ve takvası rahimdeki çocuğu üzerinde de etkilidir.  Doğduktan sonra da çocuk, anne ve babanın, özellikle annenin bütün hareketlerini izleyip taklit eder. Annenin verdiği terbiyeyle çocuğun ilerideki şahsiyeti yavaş yavaş oluşmaya başlar. Bu yüzden Hz. Resulullah (s.a.a)  şöyle buyurmuştur: "Saliha bir eşle evlenmesi bir erkeğin saadetindendir."[10] Zira ailenin ve çocukların saadeti büyük ölçüde anneye bağlıdır.

Başka bir hadiste İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffetli ve hayâlı bir annesi olana ne mutlu!"[11]

İşte bütün bunlar annenin insan hayatındaki vazgeçilmez rolünü ve önemini gösteriyor. Evet anne, anneliğin yanı sıra bir öğretmendir. Bu yüzden de onu imanlı yetiştirip cennetlik yaparsa, onun bütün hayırlı amellerinde ortak olur.

Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer birisi kız çocuğunu iyi bir şekilde yetiştirip terbiye ederse, ona iyi bir talim ve terbiye verip güzel ve faydalı şeyler öğretir ve onu Allah'ın verdiği nimetlerden yararlandırırsa, o çocuk onunla cehennem arasında bir perde olur (cehenneme gitmesini önler)."[12]

İmam Hasan Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teâlâ kıyamet günü bazı anne ve babalara mükâfat verecek. “Ey Rabbimiz, bu mükâfatları nereden hak ettik? Bizim amellerimiz buna layık değildi” diye sorduklarında şu cevabı alacaklar: “Bu mükâfatlar çocuğunuza Kur'an öğretmeniz ve onu İslam diniyle tanıştırdığınız içindir.”[13]

Yüce Rabbimiz'den annelerimiz hakkında görevlerimizi en iyi şekilde yerine getirmeyi ve bacılarımıza Hz. Fatıma'yı (s.a) örnek alan anneler olmayı nasip buyurmasını diliyoruz. Âmin!

 

 

--------------

[1]- Et-Terğib-u Vet-Terhib, C.3, S.316.

[2]- Ğurer’ul Hikem, Hadis: 4423

[3]- El-Kâfi, C.2, S.157.

[4]- Et-Terğib-u Vet-Terhib, C.3, S.317.

[5]- Bihar’ül envar, C.74, S.86.

[6]- Bihar’ül envar, C.74, S.72.

[7]- El-Kâfi, C.2, S.159.

[8]- Bihar’ül envar, C.74, S.82.

[9]- Kenz’ül Ummal, Hadis: 45439.

[10]- El-Kâfi, C.5, S.327.

[11]- Bihar’ül Envar, C.23, S.79.

[12]- Kenz’ül Ummal, Hadis: 45391.

[13]- Müstedrek’ül Vesail, C.1, S.290.




Bu haber 162 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAŞAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI