|
Tweet | Tarih: 26-08-2026 11:45 |
Bismillahirrahmanirrahîm
Çocuk, merhametli Allah tarafından bahşedilen göksel bir hediyedir ve insan hayatını güzelleştiren en güzel unsurlardan biridir. Çocuğun hayata beraberinde getirdiği canlılık ve tazelik, anne ve babanın manevi neşesine vesile olur. Çocuklar temiz ve nurlu melekut âlemden gelirler ve anne ile babanın varlık kanalından geçtikten sonra, gökten gönderilen berrak ve temiz su gibi bu dünyevi düzenin sahnesine adım atarlar.
“Gökten bereketli bir su indirdik; onunla bahçeler, biçilecek taneler yetiştirdik.” [1]
Bir başka ayette ise şöyle buyurulmaktadır:
“… Gökten tertemiz bir su indirdik.” [2]
Bu temiz ve bereketli göksel su, yeryüzündeki kirliliklerle karşılaşırsa, onların bulanıklığını ve rengini alacaktır!
Bütün bebeklerin yaratılışının özü nur ve güzelliktir; ancak bu dünyaya geldiklerinde, eğer anne ve baba doğumun ilk döneminden itibaren, bebek de hayatının devamında yetişkinliğe kadar gerekli özeni göstermezse, kirlenmeler kısa sürede onun peşinden gelecektir. Çocuk, anne rahminin yolundan bu dünyaya adım atmadan önce, anne ve babasının etkileri, hâlleri ve düşüncelerinin yolundan dünyaya gelecektir.
Nutfeyi Oluşturmaya Ne Zaman Hazırlanmaya Başlamalıyız?
Bazı kitaplarda, en az 40 gün öncesinden hazırlık yapılması gerektiği belirtilmiştir. Ancak dikkatlice düşündüğümüzde, çocuğumuz olan varlığımızın meyvesinin de ilahi temizliğini koruyabilmesi için kendimizi daha yıllar öncesinden temiz tutmamız gerektiğini görürüz. Tıpkı ilahi temiz suyun tuzlu ve verimsiz bir arazide birikmesi hâlinde onun rengini ve tadını alması gibi, bebek de anne ve babasından bu tür etkileri alacaktır. Elbette bu etkiler insanın ruhunda onun seçme özgürlüğünü ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle temel tavsiye, anne ve babanın hâllerinin temiz ve manevi olması, böylece Allah’ın bu nurlu hediyesini kabul etmeye hazır hâle gelmeleridir.
Nefsi ve Mekânı Kirliliklerden Arındırmanın Birkaç Yolu
İnsanın ruhunun temizliğindeki en önemli etken, “İki Ağır Emanet” ile, yani “Kur’an ve Ehlibeyt” ile ünsiyet kurmaktır.
1-Kur’an-ı Kerim’i Okumak ve Onunla Ünsiyet Kurmak:
İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Gençliğinde Kur’an okuyan her müminin etine ve kanına Kur’an karışır. Yüce Allah onu şerefli ve iyilik sahibi meleklerle birlikte kılar ve Kur’an, kıyamet günü onun için bir koruyucu olur.” [3]
İmanlı ve nurlu bir çocuğa sahip olmak isteyen her karı koca, Kur’an ile ünsiyet kurmalıdır. Bu durum genç çiftler üzerinde daha fazla etki gösterir. Rivayetlere göre kişi, Kur’an-ı Kerim’i her gün okuyup ona dikkat ettiğinde Kur’an onun ruhuyla bütünleşir. Bu durum, insanın ruhunun ve tüm hâllerinin nurlanmasını sağlar. Bu nedenle ilk tavsiye, anne ve babanın çocuk doğmadan önce mutlaka Kur’an ile ünsiyet kurmasıdır.
a) Anne ve baba, bazı kısa sureleri ezberlemelidir.
b) Kur’an-ı Kerim’e gösterilen ilginin anne üzerindeki etkisi daha fazladır. Anne, hamilelik döneminde ve hatta sonrasında da Kur’an okumaya çalışmalıdır.
c) Her evde bir Kur’an-ı Kerim bulunması çok güzeldir; bu, o evin nurlanmasına vesile olur.
d) Evden çıkarken, onun bereketlerinden yararlanmak için yanımızda küçük bir cep Kur’an’ı bulundurmak güzel olur. Ancak Kur’an-ı Kerim’e karşı saygısızlık edilmemesine dikkat edilmelidir; aksi hâlde bu, günaha ve ilahi lütuflardan mahrum kalmaya sebep olabilir.
e) Her gün Yâsîn Suresi’ni okumak çok etkili ve faydalıdır.
2- Evin Nurlanması:
Ev, anne ve babanın en fazla zaman geçirdiği ortamlardan biridir. Bu nedenle onların ruh hâli üzerinde de büyük bir etkisi olacaktır. Evde “iftira, gıybet ve haram müzik” gibi günahların bulunmamasına mutlaka dikkat edilmelidir; çünkü bu etkenler olumsuz ve şeytani etkilerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Uygunsuz ve şiddet içerikli filmleri izlememek ve haram müzikten uzak durmak da anne ve babaların programlarının bir parçası olmalıdır.
Evin temiz ve manevi bir ortam hâline gelmesi için mutlaka Kur’an ve ezan seslerinin evde yankılanmasını sağlamaya çalışın. Şu rivayetin ne kadar güzel olduğuna bakın:
Hz. Peygamber (s.a.a.) bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Evlerinizi Kur’an okuyarak aydınlatın ve nurlandırın. Çünkü bir evde Kur’an çokça okunursa, o ev gök ehli için, gökteki yıldızların yeryüzündekiler için parladığı gibi parlar.” [4]
3- Tövbe ve Bağışlanma Dilemek:
Eşlerin temizlenmesini ve nurlanmasını sağlayan etkenlerden biri de tövbedir. Çocuğun dünyaya gelişinde bir geçiş kanalı olan anne ve baba ne kadar temiz olursa ve davranışlarına ve niyetlerine ne kadar dikkat ederse, çocuğun ilahi fıtratının o kadar sağlıklı kalmasını ve olumlu etkiler almasını sağlar. Genç çiftler ibadet programlarında bolca bağışlanma dilemeye mutlaka yer vermelidir; bu, temizliğe ve maddi ve manevi rızkın artmasına vesile olacaktır.
a)- İstiğfar etmek
Merhum Ayetullah Gâzi (ks.) öğrencilerine şu zikri okumalarını tavsiye ederdi: “Benden başka ilah olmayan Allah’tan, bütün zulümlerimden, günahlarımdan ve kendime yaptığım haksızlıklardan dolayı bağışlanma diliyor ve O’na dönüyorum.” Bu zikrin sürekli olarak okunması güzeldir.
Rivayetlerde, ikindi namazından sonra 70 kez ve uyumadan önce 100 kez bağışlanma dileme zikrinin okunması özellikle tavsiye edilmiştir.
Bir kimse yalnızca “Allah’tan bağışlanma diliyorum” sözünü tekrar etse bile bu çok güzeldir. Bir 40 günlük dönem boyunca veya hamilelik öncesinden doğumun sonuna kadar ve hatta emzirme döneminde, bağışlanma dileme zikrini 1001 kez veya daha fazla okumayı bir ibadet programı hâline getirebilir. Bunun ruh üzerinde şaşırtıcı etkileri vardır.
b)- Yunusiye zikri okumak: “Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.”
Bu zikri yatsı namazından sonra secde hâlinde 40 kez veya her namazdan sonra okumak gerekir. Nefsi arındırmada çok etkilidir. Hamilelik döneminde veya uzun süre secde etmenin uygun olmadığı zamanlarda secde ettiğini zihninde canlandırarak bu zikri tekrarlayabilir.
c)- Tövbe Guslü: Marifet ehlinin büyükleri arasında, rivayetlerde de işaret edilen bir tövbe uygulaması vardır. Bu, Zilkade ayının pazar günü yapılan tövbe ibadetidir. Elbette bu ibadet programı yılın diğer günlerinde ve özellikle eşler arasındaki yakınlaşmadan önce veya çocuk sahibi olmak için girişimde bulunmak istedikleri günlerden önce de bir kez yapılabilir. Ancak kişi namazı ve diğer amelleri yerine getiremiyorsa, yalnızca tövbe guslü niyetiyle bir gusül alabilir.
Not: Tövbe, gerçek ve ciddi bir niyetle yapılmalıdır. Bir kimsenin üzerinde kul hakkı varsa veya mali yükümlülüklerini (humus, zekât ve özellikle tesettür gibi) yerine getirmemişse bunları telafi etmelidir; yalnızca diliyle tövbe etmek yeterli değildir! Mali açıdan şu anda humus ödeme imkânı yoksa, en azından humus yılını taklit merciinin bürosuyla (veya bazı cami din görevlileriyle) belirlemeli ve humusu taksitlendirme konusunda anlaşmalıdır; böylece mal üzerindeki diğer tasarruflar herhangi bir sakınca olmadan gerçekleştirilebilir.
4)- Fakirlere ve İhtiyaç Sahiplerine Yardım Etmek, Nefsi Arındırmanın En İyi Yolu:
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Büyük günahların kefaretlerinden biri, sıkıntı içindeki kimseye yardım etmek ve dertlinin sıkıntısını gidermektir.” [5]
5)- Sürekli Abdestli Olmak:
Din önderlerinin sözlerinde abdestten “nur” olarak söz edilmiştir: “Abdest üzerine yeniden abdest almak, nur üzerine nurdur.” [6]
Gün boyunca mümkün olduğunca sürekli abdestli olmaya çalışın. Uyku veya başka nedenlerle abdest bozulduğunda hemen yeniden abdest alın. Hatta bir günah işlendiğinde veya toplumda bir günah görüldüğünde ve hoş olmayan bir durum ortaya çıktığında, günahın manevi etkilerinin daha az etkili olması için hemen abdest almak güzeldir.
Eşlerin cinsel birliktelikten sonra cenabet guslü almaları güzel olur; ancak namaz için cenabet guslü almaları kesinlikle gereklidir. Uzun süre cenabet hâlinde kalmamaya dikkat etmelidirler! Ancak kadın, doktor tavsiye ederse 1 saat kadar bekleyebilir ve ardından gusül alabilir.
6- Haramlardan Uzak Durmak ve Farzları Yerine Getirmek
Hiçbir şey, farzları yerine getirmek ve haramlardan uzak durmak kadar ilahi lütufları kazanmaya ve dünyevi kirlilikleri ortadan kaldırmaya vesile olmaz. Birkaç rivayet:
İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah şöyle buyurmuştur: Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli olan hiçbir şeyle bana yakınlık kazanmamıştır.” [7]
İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Hiç kimse dilini korumadıkça günahlardan kurtulamaz.” [8]
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Günahın küçük olmasına bakmayın; fakat kime karşı günah işlediğinize bakın.” [9]
Nutfenin Oluşmasının Adabı Hakkında Rivayetler (Cinsel Birliktelik)
Âlimler, çocuk sahibi olurken dinî adaba riayet edilmesi konusunda büyük önem vermişlerdir. Allâme Hasan Zâde Âmulî, Hayrü’l-Eser adlı kitabının 146. sayfasında Hz. Peygamber’in (s.a.a) meşhur rivayetinden bazı bölümleri aktarmış ve bu adaba uyulmasını tavsiye etmiştir. Burada söz konusu rivayetin bazı bölümlerini aktarıyoruz:
Şeyh Sadûk’un Emâlî adlı eserinde, 84. meclis, 1. hadis:
“Allah Resulü (s.a.a), Ali bin Ebû Tâlib’e (a.s) şöyle tavsiyede bulunmuş ve buyurmuştur:
‘Ey Ali! Gelini senin evine getirdiklerinde, oturduğu zaman ayakkabılarını çıkar ve ayaklarını yıka. Sonra onun ayaklarını yıkadığın suyu evinin kapısının dışına dök. Bunu yaptığında Allah evinden 70 bin çeşit fakirliği giderir, oraya 70 bin çeşit bereket getirir ve üzerine 70 bin çeşit rahmet gönderir. Bu rahmet gelinin etrafında dolaşır ve bereketi evinin her köşesine ulaşır. Allah, gelin o evde bulunduğu sürece onu delilikten, cüzzamdan ve alaca hastalığından korur.’
Sonra şöyle buyurdu:
‘Ey Ali! Gelini ilk hafta süt, sirke, kişniş ve ekşi elma yemekten uzak tut. Çünkü rahim bu dört şeyden dolayı soğur ve doğurganlığını kaybeder. Evin bir köşesinde serili bir hasır bulunması, kısır bir kadından daha iyidir. Gelin sirke yediği dönemde âdet kanaması görürse, bundan hiçbir zaman tam anlamıyla temizlenemez. Kişniş o kanı içeride harekete geçirir ve doğumu onun için zorlaştırır. Ekşi elma ise âdet kanının gelmesini engeller ve bunun sonucunda hastalık ortaya çıkar.’”
Sonra şöyle buyurdu:
1- Ey Ali! Cinsel birliktelik sırasında konuşma; aksi hâlde çocuğun dilsiz ve konuşamaz olmasından korkulur.
2- Cinsel birliktelik sırasında kadının cinsel organına bakma; bu, çocuğun kör olmasına sebep olur.
3- Başka bir kadına duyduğun arzuyu zihninde canlandırarak eşinle cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk çift cinsiyetli doğabilir.
4- Eşinle ayakta cinsel birliktelikte bulunma; bu, eşeklerin yaptığı bir davranıştır. Eğer çocuk dünyaya gelirse yatağa idrarını yapan biri olabilir.
5- Kamerî ayın ilk, orta ve son günlerinde cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde delilik, cüzzam ve şaşkınlık çocuğa doğru hızla yönelir.
6- Öğleden sonra cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk şaşı ve çift görür şekilde doğabilir. Şeytan da insanın şaşı olmasından hoşlanır.
7- Eşiyle aynı yatakta cenabet hâlinde bulunan kişi Kur’an okumasın. Gökten bir ateşin inerek ikisini de yakmasından korkarım.
8- Cinsel birliktelikte bulunacağın zaman yalnızca kendin için bir bez, eşin için de başka bir bez bulundur. İkiniz aynı bezle temizlenmeyin; aksi hâlde şehvet şehvete karışır ve bu durum aranızda düşmanlığa neden olur, ardından sizi ayrılığa ve boşanmaya sürükleyebilir.
9- Ramazan Bayramı gecesinde cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk dünyaya gelirse çok yaramaz olabilir.
10- Kurban Bayramı gecesinde cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk 6 veya 4 parmaklı doğabilir.
11- Meyve veren bir ağacın altında cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk cellat, katil veya zorba bir yönetici olabilir.
12- Her ikiniz de üzerinize bir örtü almış olmadıkça güneşin karşısında ve güneş ışığı altında cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk dünyaya gelirse hayatı boyunca sıkıntı ve yoksulluk içinde yaşayabilir.
13- Ezan ile kamet arasındaki zamanda cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk kan dökücü olabilir.
14- Eşin hamile kaldığında onunla abdestsiz olarak cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk kalbi kör ve cimri olabilir.
15- Şaban ayının 15. gecesinde cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk uğursuz ve yüzünde ben bulunan biri olarak doğabilir.
16- Kamerî ayın bitimine 2 gün kala cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk vergi tahsildarı ve zalime yardım eden biri olabilir ve onun eliyle bir grup insan helak olabilir.
17- Çatıların üzerinde cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk münafık, gösteriş meraklısı ve bidat çıkaran biri olabilir.
18- Yolculuğa çıkmaya karar verdiğinde, yolculuktan önceki gece cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk savurgan olabilir. Allah Resulü bu ayeti okudu: “Şüphesiz savurganlar şeytanların kardeşleridir.” [10]
19- Yolculuğa çıktığında 3 gece boyunca cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk sana karşı zalime ve haksızlık edene yardım eden biri olabilir.
20- Gecenin ilk saatinde eşinle cinsel birliktelikte bulunma; aksi hâlde çocuk dünyaya gelirse sihirbaz ve dünya tutkunu biri olabilir. [11]
Hafta ve Yıl İçinde Çocuk Sahibi Olmak İçin En İyi ve En Kötü Zamanlar
Dinî öğretilerden, çocuk sahibi olmak amacıyla cinsel birlikteliğin aşağıdaki zamanlarda müstehap olduğu anlaşılmaktadır:
Pazartesi gecesi: Bunun sonucunda çocuk, Allah’ın kitabını ezberleyen ve Allah’ın kendisi için takdir ettiğine razı olan biri olur. [12]
Salı gecesi: Bunun sonucunda İslam saadetinden sonra şehadet kendisine nasip olur. Allah onu müşriklerle birlikte azaplandırmaz. Ağzı güzel kokulu, kalbi merhametli ve yiğit olur; dili yalan, gıybet, iftira ve kötü sözlerden uzak kalır. [13]
Perşembe gecesi: Bunun sonucunda çocuk, yöneticilerden biri veya âlimlerden bir âlim olur. [14]
Perşembe günü öğle vakti: Bunun sonucunda şeytan, çocuk yaşlanıncaya kadar ona yaklaşamaz ve kendisine din ve dünya sağlığı nasip olur. [15]
Cuma gecesi: Bunun sonucunda çocuk hatip ve güzel konuşan biri olur. [16]
Cuma günü ikindi vakti: Bu birliktelik sonucunda çocuk, tanınmış âlimlerden biri olur. [17]
Cuma gecesi yatsı namazından sonra: Çocuğun anne babasına benzeyen Salih kimselerden olması umulur. [18]
Kaçınılmasının daha iyi olduğu bazı mekruh durumlar da vardır:
1. Ay veya güneş tutulması sırasında gece veya gündüz cinsel ilişkide bulunmak.
2. Güneşin batışı sırasında.
3. Fecrin doğuşundan güneşin doğuşuna kadar olan süre içinde.
4. Ramazan ayı dışındaki ayların ilk gecesinde.
5. Ayın son gecesinde.
6. Uykuda ihtilam olduktan sonra cinsel ilişkide bulunmak.
7. İçinde çocuk bulunan bir odada cinsel ilişkide bulunmak.
8. Cinsel ilişki sırasında kadının avret yerine bakmak.
9. Çıplak olarak cinsel ilişkide bulunmak.
10. Kıbleye dönük veya kıbleye sırtı dönük şekilde cinsel ilişkide bulunmak.
11. Abdest veya gusül almadan cinsel ilişkide bulunmak.
12. Karın tamamen doluyken.
13. Kendilerine bakabilecek veya çıkardıkları sesleri duyabilecek bir çocuğun bulunduğu yerde cinsel ilişkide bulunmak; çocuk herhangi bir şey anlamasa bile.
14. İbadet için ayrılmış olan ezan ile kamet arasındaki sürede cinsel ilişkide bulunmak.
15. Ramazan Bayramı gecesinde cinsel ilişkide bulunmak.
16. Kurban Bayramı gecesinde cinsel ilişkide bulunmak.
Devam Edecek…
-------------
[1]- Kaf Suresi, 9.
[2]- Furkan Suresi, 48.
[3]- Kâfî, c. 2, s. 603. İslamiyye baskısı.
[4]- Usûl-u Kâfî, c. 2, s. 610.
[5]- Nehcü’l-Belâğa, s. 472, h. 24, (Subhî Sâlih).
[6]- Men Lâ Yahzuruhü’l-Fakîh, c. 1, s. 41.
[7]- el-Kâfî, c. 2, s. 82, h. 5.
[8]- Tuhafü’l-Ukûl, s. 298; Bihârü’l-Envâr, c. 75, s. 178, Beyrut baskısı.
[9]- Kenzü’l-Fevâid, c. 1, s. 55.
[10]- İsrâ Suresi, 30.
[11]- Şerh-i Defter-i Dil, c. 2.
[12]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 7, Bâb: 190.
[13]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 7, Bâb: 190.
[14]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 7, Bâb: 190.
[15]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 7, Bâb: 190.
[16]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 7, Bâb: 190.
[17]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 7, Bâb: 190.
[18]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 7, Bâb: 190.