|
Tweet | Tarih: 31-08-2026 15:39 |
…
Sahîfe-i Seccâdiyye’de İnsanın Olumsuz Özellikleri
İmam Zeynelâbidîn (a.s), yakarışları sırasında insanın eksikliklerine ve olumsuz özelliklerine işaret etmiş ve bunların insanın zayıf yönlerini oluşturduğunu göstermiştir. Aşağıda bunlardan bazılarına değinilecektir:
a) Kendisinin Esiri Olmak
İnsanın zayıf yönlerinden biri, hayvanî arzularının ve nefsanî heveslerinin kendisine hâkim olması ve insanın kendi nefsinin tuzağına düşerek ‘onun esiri hâline gelmesi’ tehlikesidir. Kur’ân-ı Kerîm’in ifadesiyle:
“Şüphesiz nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, daima kötülüğü ve çirkinliği emreder.” [1]
İmam Zeynelâbidîn (a.s) da çeşitli vesilelerle insanın bu zayıf yönüne vurgu yapmış ve insanın nefsinin arzularına teslim olduğu takdirde kendi nefsinin esiri hâline geleceğini ortaya koymuştur. Örneğin İmam (a.s), bir duasında nefsin şerrinden Allah’a sığınmakta ve bu sığınışının gerekçesi olarak nefsin sürekli kötülüklere yönelen eğilimlerini göstermektedir.
İmam (a.s), başka bir yerde Allah’a şöyle hitap etmektedir:
“Allah’ım! Ben, yaratılmadan önce de yaratıldıktan sonra da kendisine nimet verdiğin kulunum... Sonra ona emrettin, fakat o emrine uymadı; yasakladın, fakat o vazgeçmedi... Yasakladığın şeyi işledi. Bu, sana düşmanlık etmekten veya sana karşı başkaldırmaktan dolayı değildi; aksine hevesi ve arzusu, onu senin kesin olarak yasakladığın şeye ve kendisinden sakındırdığın şeye yöneltti.” [2]
b) Haset ve Dar Görüşlülük
İnsanın bir diğer zayıf yönü, başkalarının sahip olduklarını ve başarılarını kabullenmekte zorlanmasıdır. Örneğin İmam (a.s), Allah’ın kendisine bahşettiği nimetleri hasetçilerin zararından gizli tutmasından dolayı O’na şükretmekte; başka bir yerde ise, Allah’tan, başkalarının sahip olduğu nimetlerle karşılaştığında bu zayıf yönünün ortaya çıkmasını engellemesini istemektedir. [3]
İmam Zeynelâbidîn (a.s) başka bir yerde hasedi şeytanî bir davranış olarak nitelendirmekte; Allah’ın azametini hatırlamayı ve O’nun kudreti üzerinde düşünmeyi, insanın bu eksikliğiyle mücadele etmenin yolları arasında saymaktadır:
“Allah’ım! Şeytanın yalan, kuruntu ve haset yoluyla kalbime attığı şeyleri, senin yüceliğini hatırlamaya, kudretin üzerinde düşünmeye ve düşmanının akıbetini göz önünde bulundurmaya dönüştür.” [4]
c) Sabırsızlık
İnsanın olumsuz özelliklerinden biri, günah, belâ, yoksulluk, haz ve Allah’a itaat karşısında sabır ve tahammülden yoksun olması ve kısa vadeli haram menfaatleri, uzun vadeli helâl menfaatlere tercih etmesidir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu durum “acelecilik” [5] şeklinde ifade edilmiştir.
İmam Zeynelâbidîn (a.s) da insanın bu zayıf yönüne işaret etmekte ve insanın tahammül ve sabır bakımından eksiklik içinde bulunduğunu göstermektedir:
“Allah’ım! Açgözlülük ve hırs, öfkenin şiddeti, hasedin hâkimiyeti ve sabır ve tahammüldeki gevşeklikten [ve zayıflıktan] sana sığınırım.” [6]
“Allah’ım! Sıkıntılara karşı dayanacak gücüm, musibetlere karşı sabrım ve yoksulluğa karşı koyacak kudretim yoktur.” [7]
Görüldüğü üzere İmam (a.s) bu duasında da insanın sabırsızlığından ve tahammül eksikliğinden söz etmekte ve bu eksikliğin giderilmesi için Allah’tan yardım istemektedir.
d) Şehvetler Karşısındaki Zayıflık
Kur’ân-ı Kerîm, insanı en üstün varlıklardan biri olarak tanıtmakla birlikte onun zayıflığına da işaret ederek şöyle buyurmaktadır:
“...İnsan zayıf yaratılmıştır.” [8]
Burada kastedilen, insanın şehevî arzularının çekimine karşı zayıf olmasıdır.
İmam Zeynelâbidîn (a.s) da birçok kez bu zayıflığa değinmiş ve bunun giderilmesi için Allah’tan yardım dilemiştir.
“Allah’ım! İki iş arasında karar vermek durumunda kaldığımda, bunlardan biri seni bizden razı edecek, diğeri ise seni gazaplandıracak olursa, bizi seni razı edecek olana yönelt; seni bize karşı gazaplandıracak olana yönelik gücümüzü zayıflat. O sırada nefislerimizi kendi hâllerine bırakma. Çünkü onlar, senin tevfik verdiğin şey dışında bâtıl ve yanlış olanı seçer ve senin merhamet ettiğin şey dışında kötülüğü emrederler.” [9]
“Rabbim! Gerçekten sen bizi zayıf yarattın ve bizi güçsüzlük üzerine bina ettin.” [10]
“Allah’ım! Sabah ve akşam, senin zelil kulun olarak girdim; senin yardımın olmadıkça kendi yararıma ve zararıma güç yetiremem. Söylediklerime şahitlik ediyor ve kendi acizliğimi ve çaresizliğimi itiraf ediyorum.” [11]
e) Arzuların Esiri Olmak
İnsanın arzuları, gayreti, gücü ve sahip olduğu imkânlar arasında bir uyum meydana geldiğinde bu durum onda hareket ve dönüşüme yol açacaktır. Ancak sorun şudur ki, insanın arzularının çoğu dünyevî ve ulaşılması mümkün olmayan şeylerdir ve sahip olduğu güçle hiçbir uyum göstermez. Bu durum ise insanın hayatında yerinde saymasına, ileri ve geri gidip gelmesine, hatta ümitsizliğe kapılmasına ve fırsatlarını yitirmesine neden olmaktadır.
İmam Zeynelâbidîn (a.s) çeşitli vesilelerle insanın bu zayıf yönüne işaret etmiştir:
“Öyleyse ey Mevlâm ve Efendim! Uzun arzuları sebebiyle boş ve faydasız işlerle meşgul olmuş kimsenin isteğiyle senden istiyorum.” [12]
“[Senden] arzuların kendisine galip geldiği ve nefsinin isteklerinin kendisini esir aldığı kimsenin isteğiyle [istiyorum].” [13]
f) Gurur ve Kendini Beğenmişlik
Kendini beğenmişlik, insanın bir diğer zayıf yönüdür. İmam Zeynelâbidîn (a.s) buna sıkça işaret etmiş ve hatta onun sonuçlarını dua ve yakarış diliyle ortaya koymuştur.
Örneğin yirminci duada ‘kibir ve kendini beğenmişliği’ ibadeti bozan bir unsur olarak tanımlamakta ve Allah’tan yardım dileyerek şöyle niyaz etmektedir:
“Beni aziz ve değerli kıl; beni kibir, gurur ve üstünlük taslama hastalığına düşürme; beni kendine kulluk için boyun eğdir ve ibadetimi kendini beğenmişlik ve gururla boşa çıkarma.” [14]
Başka bir duasında ise, Rabbinden şöyle istemektedir:
“Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyti’ne salât eyle. Beni insanlar arasında herhangi bir derece ve makama yükseltme ki nefsimin gözünde beni o ölçüde alçaltmayasın. Benim için insanlar nezdinde açık bir değer ve itibar meydana getirme ki nefsimin gözünde de aynı ölçüde gizli bir zillet meydana getirmeyesin.” [15]
g) Cehalet ve Bilgisizlik
Şüphesiz hataların ve günahların başlıca sebeplerinden biri cehalet ve bilgisizliktir. İnsan, tehlikeleri ve kötülükleri tanımış, iyi ve kötü davranışların sonuçları hakkında bilgi sahibi olmuş olsaydı, birçok kötülüğü işlemez ve iyiliklere sırt çevirmezdi.
İmam Zeynelâbidîn (a.s), “Tövbe Duası”nda cehalet ve bilgisizliğin insanın sapmasının temel sebebi olduğunu defalarca ortaya koymaktadır:
“Allah’ım! Cehaletim ve bilgisizliğim sebebiyle huzurunda özür diliyorum.” [16]
“Ben, ömrünü günahlarla zayi eden kimseyim; ben, bilgisizliği kendisini isyan ve günaha sürükleyen kimseyim...”
h) Gaflet Tuzağına Düşmek
Aşağıdaki yüce ayet, gafleti ve gaflet içinde bulunanların konumunu en güzel şekilde açıklamaktadır:
“Andolsun ki cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların anlayıp kavramayan kalpleri, görmeyen gözleri ve hakikati işitmeyen kulakları vardır. Onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapkın ve aşağıdırlar. İşte onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir.” [17]
İmam Zeynelâbidîn (a.s), çeşitli vesilelerle bu özelliğe değinmiş ve gafleti, sapma ve günahkârlığa zemin hazırlayan bir unsur olarak tanımlamıştır. Bunlardan biri şöyledir:
“Eğer beni azaplandırırsan, şüphesiz ben kendime zulmetmiş, zayi etme, hata, kusur ve eksiklik yolunu tutmuş ve kendi nasibimden ve payımdan gaflet etmişimdir. Eğer günahlarımı bağışlarsan, şüphesiz sen merhametlilerin en merhametlisisin.” [18]
İmam (a.s) başka bir bölümde ise, gafletin insanı yaratılış gayesinden, yani kemal yolunda ilerlemekten, Yüce Allah’a kulluk etmekten ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmekten uzaklaştırdığını ortaya koymaktadır:
“Vay benim gaflet ve bilgisizliğime ki benden istenen şeylerden habersiz kaldım.” [19]
ı) Nankörlük ve Nimeti İnkâr
İnsanın bir diğer olumsuz özelliği, nankörlük etmesi ve kendisine verilen nimetlerin kıymetini bilmemesidir. Kur’ân-ı Kerîm’de on beşten fazla yerde bu eksiklik ele alınmış ve bunun çeşitli örnekleri zikredilmiştir. Örneğin:
“Şüphesiz insan çok nankör ve nimete karşı pek kadirbilmezdir.” [20]
İmam Zeynelâbidîn (a.s) da çeşitli vesilelerle insanın bu özelliğine işaret etmiş ve insanın hem hemcinslerinin kendisine yaptığı iyilikler karşısında hem de Allah’ın nimetleri karşısında son derece nankör ve kadirbilmez olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin şöyle buyurmaktadır:
“Allah’a hamdolsun ki O, kullarını kendilerine ardı ardına verdiği nimetleri ve onlar için tamamladığı sürekli bağışları sebebiyle şükretmesini bilmekten alıkoymuş olsaydı, elbette onlar O’nun nimetlerini kullanır, O’na şükretmezlerdi; verdiği rızıkta bolluğa kavuşur, yine de O’nun şükrünü yerine getirmezlerdi.” [21]
İmam Zeynelâbidîn (a.s), aynı dua bölümünün devamında bu özelliğin çirkinliğini dikkat çekici bir ifadeyle ortaya koyarak şöyle buyurmaktadır:
“Eğer insanlar böyle olsalardı, insanlık sınırlarının dışına çıkar ve hayvanlar gibi olurlardı.” [22]
Ferzane Abdülhamid
Devam Edecek…
--------------
[1]- Yûsuf, 53.
[2]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 47. Dua/67-68.
[3]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 35. Dua/2-3.
[4]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 20. Dua/13.
[5]- İsrâ, 11.
[6]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 8. Dua/1.
[7]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 22. Dua/2.
[8]- Nisâ, 27.
[9]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 9. Dua/3-4.
[10]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 9. Dua/5.
[11]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 21. Dua/7.
[12]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 52. Dua/8.
[13]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 52. Dua/9.
[14]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 17. Dua/4.
[15]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 20. Dua/3.
[16]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 31. Dua/21.
[17]- Âl-i İmrân, 179.
[18]- Sahîfe-i Seccâdiyye,1, s. 553.
[19]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 53. Dua, s. 6.
[20]- Hac, 66.
[21]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 1. Dua/8.
[22]- Sahîfe-i Seccâdiyye, 1. Dua/9.