Bugun...


Nefsin Islah ve Kontrolü İçin Önemli Bir Etken - 1
Tarih: 06-07-2023 11:35:07 Güncelleme: 06-07-2023 11:35:07 + -


Kendini yetiştirmek ve nefsi eğitmek için önemli etkenlerden biri de, nefsi kontrol edip ona hâkim olmaktır.

facebook-paylas
Tarih: 06-07-2023 11:35

Nefsin Islah ve Kontrolü İçin Önemli Bir Etken - 1

Bismillahirrahmanirrahim

Gözetim Altında Tutmak

Kendi saadetini düşünen bir insan, kendisinin çirkin ahlâkî özelliklerinden ve nefsanî hastalıklarından gafil olamaz. Bilakis nefsini devamlı gözetim altında tutar; melekelerini, davranışlarını, ahlâkını ve hatta düşüncelerini sıkı bir şekilde kontrol eder.

Amellerin Kayda Geçmesi

Kur’an-ı Kerim’in ayetleri ile Hz. Resulullah (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamlarından (a.s) bize ulaşan hadislerden, insanın amellerinin, hareketlerinin, sözlerinin ve hatta nefeslerinin, fikirlerinin ve niyetlerinin amel defterinde kaydedildiği; kıyamet günü onlardan hesaba çekilmek üzere saklandığı; kıyamet günü herkesin iyi amelinin mükâfatının ve kötü amelinin cezasının verileceği anlaşılmaktadır.

Örneğin Allah-u Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

O gün insanlar, yaptıklarını görmek için gittikleri yerden gelirler. Artık kim, bir zerre ağırlığı hayır yapmışsa, onu görür ve kim bir zerre ağırlığı şer yapmışsa, onu görür. [1]

Kitap ortaya konmuştur; suçluları görürsün ki o kitapta yazılı olan şeyler yüzünden korku içinde ve "Eyvahlar olsun bize!" derler, "Ne biçim kitap bu?! Ne küçük bir şey bırakmış, ne büyük, hepsini sayıp dökmüş." Ve ne yaptılarsa, hepsini karşılarında bulurlar. Rabbin hiçbir kimseye zulmetmez. [2]

O gün öyle bir gündür ki herkes, yaptığı hayrı hazırlanmış bir hâlde karşısında bulacak, işlediği kötülükle de arasında pek uzun bir mesafe olmasını arzulayacak. [3]

Hiçbir söz söylemez ki yanında onu zapt eden, gözleyip kollayan biri bulunmasın. [4]

Eğer biz, bütün amel, davranış, sözler ve hatta düşüncelerimizin bile kaydedilip kıyamet günü için saklandığına inanıyorsak, onların akıbetlerinden nasıl gafil olabiliriz?!

Kıyamette Hesap

Sayıları oldukça fazla olan ayet ve hadislerden, kıyamet günü kulların dikkatli bir şekilde hesaba çekilecekleri; insanların irili ufaklı bütün amellerinin muhasebe edileceği ve onların en küçüğünden bile gaflet edilmeyeceği anlaşılmaktadır.

Örneğin Allah-u Teâlâ Kur’an’da şöyle buyuruyor:

Biz ise, kıyamet gününe ait hassas teraziler koyarız da, artık hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa, ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak biz yeteriz. [5]

İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi onunla sorguya çeker. [6]

O gün tartı haktır. Kimin tartıları ağır basarsa, işte kurtulanlar onlardır. Kimin de tartıları hafif kalırsa, onlar da ayetlerimize zulmettiklerinden dolayı nefislerini hüsrana uğratanlardır. [7]

Kur’an-ı Kerim'de kıyamet, “hesap günü” ve Allah-u Teâlâ ise, “çabuk hesaba çeken” olarak vasıflandırılmıştır. Birçok ayet ve hadisten anlaşılmaktadır ki, bütün insanların karşılaşacakları zorlu aşamalardan biri, hesaba çekilme ve amellerin tartılmasıdır. İnsan, hayatı boyunca tedricen birtakım ameller yapar ve bir süre sonra onları unutuverir. Oysaki onun en küçük ameli bile amel defterinden ve varlık sayfasından silinmez; hepsi bu dünyada kaydedilip insanla birlikte baki kalır.

İnsan bu dünyada onlardan tamamen gafil olsa da, ölümden sonra insanın basiret gözü açılınca, onların hepsini bir yerde görecektir. İşte o zaman bütün amel, söz, inanç ve düşüncelerinin kendisiyle birlikte ve yakınında olduğunu, onların kendisinden asla ayrılmayacağını bilfiil hisseder.

Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

Ve herkes yanında bir sürücü ve bir şahit ile gelir. Andolsun ki, sen bundan gafletteydin, derken perdeyi gözünden kaldırdık, artık bugün gözün keskindir. [8]

Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: Kıyamet günü insan, şu dört şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden kıpırdayamaz: Ömrünü nerede sarf ettiğinden, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nasıl toplayıp nereye harcadığından ve biz Ehlibeyt'i sevip sevmediğinden. [9]

Yine şöyle buyuruyor: Kıyamet günü bir insanı hesaba çekmek için hazır ettiklerinde, dünyada yaşadığı her gün için yirmi dört -gece ve gündüzün saatleri miktarınca- sandık getirirler. Sonra nur ve neşeyle dolu bir sandığın kapağını açarlar. İnsan sandığın içindekileri görünce, o kadar sevinir ki, eğer onun sevincini cehennem ehli arasında bölüştürseler, cehennem ehli artık ateşin acısını hissetmez. İşte o, insanın Allah'a itaat ettiği saattir. Ondan sonra karanlık, kötü kokulu ve dehşet verici diğer bir sandığı açarlar. İnsan onu görünce, öyle bir sızlanıp yakınır ki, eğer bu acıyı cennettekiler arasında bölüştürseler, cennetteki nimetler onlara hoş gelmez. O ise, insanın Allah'a rağmen günah işlediği saattir. Daha sonra onun için başka bir sandık açılır. Onda ne sevindirici ve ne de üzücü bir amelinin olmadığını görür. O da uykuda olduğu veya mubah bir işle meşgul olduğu saattir. İnsan bu sandığı görünce, yine üzülür. Zira dünyada onu (boş vaktini) iyi işlerle doldurabilirdi; ancak bunu önemsemediği ve kusur ettiği için yapmamıştır. Bundan dolayı Allah-u Teâlâ kıyamet hakkında şöyle buyuruyor: "İşte bu, aldatma (teğabun) günüdür." [10]

Kıyamet günü insanlar çok ince bir hesaba çekilirler ve akıbetlerinin ne olacağı belli olur. İnsanın organları, peygamberler, melekler ve hatta yer tanıklık eder. O hesap çok zor ve hayatî bir hesaptır. Kalpler, hesabın sonucunu bilmek için heyecanla doluverir ve hızla çarpar. Bedenler korkudan titrer. Hem öyle bir korku ki, süt veren anneler süt emen çocuklarını unutuverir ve hamile kadınlar çocuklarını düşürürler. Herkes akıbetinin ne olacağının sıkıntısı içinde kıvranıp durur.

Acaba hesaplarının sonucunda, Allah'ın hoşnutluğunu kazanacak, özgürlük ve kurtuluşa mı erişecek? Peygamberlerin ve evliyaullahın arasında alnı açık olacak, ebedî cennet hayatına kavuşacak ve Allah'ın liyakatli kulları arasında mı yer alacak? Yoksa âlemlerin Rabbinin öfke ve gazabına uğrayıp, mahlûklar arasında rezil olup ebedî cehennem hayatına mı duçar olacak?

Hadislerden, insanların hesaplarının bir olmayacağı anlaşılmaktadır. Onlardan bazılarının hesabı çok zor ve uzun olacak ve bazılarının hesabı da kolay ve kısa olacaktır. Çeşitli merhalelerde ve defalarca hesaba çekileceklerdir. Her merhalede bir şeyden sorguya çekilirler. Onlardan en zoru da yaptığı zulümler için insanın hesaba çekildiği yerdir. Orada insanların haklarından ve zulümlerden sorulur. Orada hesaplar tamamen kapanmalıdır ve herkes borçlu olduğu kimseye borcunu vermelidir. Ancak ne yazık ki, borçlarını ödemek için orada mal bulamazlar. Çaresiz eğer varsa, iyiliklerinden alınıp borçlu olduğu kimselere verilir. Eğer iyi ameli yoksa, borçlu olduğu kimselerin günahlarından alınır ve borcu miktarınca onun amel defterine yazılır.

Her durumda, çok zor bir gündür hesap günü. Allah hepimizin imdadına yetişsin. Elbette hesabın uzunluğu ve zorluğu bütün insanlar için bir değildir; kişilerin iyi ve kötü oluşuna ve onların derecelerine göre değişir. Muttakiler ve Allah'ın liyakatli kulları için hesap çok kısa ve kolay olacaktır.

Hz. Resulullah'tan (s.a.a) kıyamet gününün uzunluğunu soran bir kişiye cevaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Allah'a andolsun ki, (o gün) müminler için farz namazı kılmaktan daha kolay olacaktır. [11]

Kıyamet Günü Gelmeden Kendimizi Hesaba Çekelim

Ahirete, hesaba, kitaba, amellerin ceza ve mükâfatına inanan ve bütün amellerinin kaydedildiğini, kıyamet günü ince bir hesaba çekileceğini ve onların iyi veya kötü sonuçlarına kavuşacağını bilen bir kimse, amellerine, sözlerine ve ahlâkına nasıl ilgisiz kalabilir?! Gün, hafta, ay, yıl ve ömrü boyunca ne yaptığını, ahireti için azık olarak ne hazırladığını nasıl düşünmeyebilir?

İman etmemizin gereği olarak bu dünyada amellerimizi hesaplamak, geçmişte ve şimdi ne yaptığımızı düşünmek zorundayız. Tıpkı akıllı bir tacirin zarar etmemek ve sermayesini kaybetmemek için her gün, her ay ve her yıl gelir ve giderlerini hesaplaması gibi. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: Kıyamette sizi hesaba çekmeden bu dünyada kendinizi hesaba çekin ve kıyamette amelleriniz tartılmadan bu dünyada amellerinizi tartın. [12]

Yine şöyle buyuruyor: Kim bu dünyada nefsini hesaba çekerse, kâr eder. [13]

İmam Ali Naki'nin (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: Her gün nefsini hesaba çekerek, eğer iyi amel yapmışsa, Allah'tan daha fazla muvaffakiyet istemeyen ve eğer kötü bir amel işlemişse, istiğfar ve tövbe etmeyen bizden değildir. [14]

İmam Ali'den (a.s) şöyle naklediliyor: Nefsini hesaba çeken kimse kâr eder ve nefsini hesaba çekmeyen ise, ziyan eder. Her kim bu dünyada korkarsa, kıyamet günü güvende olur ve her kim öğüt dinlerse, basiretli olur; basiretli olan da anlar, idrak eder ve anlayan da bilir. [15]

Hz. Resulullah (s.a.a), Ebuzer'e hitaben şöyle buyurmuştur: Ey Ebuzer! Kıyamette hesaba çekilmeden bu dünyada nefsini hesaba çek. Çünkü dünyada nefsini hesaba çekmen, yarın kıyamet gününün hesabından daha kolaydır. Kıyamet günü tartılmadan nefsini tart ve böylece kendini kıyamet için hazırla. O gün öyle bir gündür ki, amellerin Allah'a arz edilir ve en küçük şey ondan gizli kalmaz.

Ey Ebuzer! İnsan, iki ortağın birbirlerini hesaba çekmelerinden daha sıkı bir şekilde nefsini hesaba çekmedikçe muttaki olmaz. İnsan yiyecekleri, içecekleri ve giyecekleri hangi yoldan elde ettiğini, onların haramdan mı, yoksa helalden mi olduğunu iyice bilmelidir.

Ey Ebuzer! Her kim malını hangi yoldan kazanacağını düşünmez ve önemsemezse, Allah da onu hangi yoldan cehennem ateşine sokacağını düşünmez ve önemsemez. [16]

İmam Seccad (a.s) şöyle buyuruyor: Ey insanoğlu! Nefsinde devamlı sana bir öğüt veren oldukça, nefsini muhasebe ettikçe, Allah korkusunu şiar ve hüznü kendine elbise edindiğin müddetçe, devamlı hayır üzeresin. Ey insanoğlu! Doğrusu sen öleceksin. (Sonra) kıyamet günü dirilecek ve (hesaba çekilmek için) Allah'ın (adalet terazisi) karşısında yer alacaksın. O hâlde (kıyamette hesaba çekilirken) cevap vermeye hazır ol. [17]

İnsan dünyada bir tüccar gibidir. Sermayesi ise sınırlı hayat, yani bu saatler, günler, haftalar, aylar ve yıllardır. Paha biçilmez ömür sermayesi ister istemez harcanacak ve insan tedricen ölüme yaklaşacaktır. Gençlik ihtiyarlığa, kuvvet zaafa ve sağlık hastalığa dönüşecektir. Ömrü harcamak karşısında salih amelde bulunur da ahiret için bir azık gönderirse, zarar etmiş olmaz. Zira kendisi için mutlu bir gelecek temin etmiş olur. Ancak değerli sermayesi olan ömrünü, gençliğini, güç ve sağlığını boşa geçirir ve onun karşısında ahireti için salih amelde bulunmaz da çirkin ahlâkla ve günah işleyerek nefsini kirletirse, telafi edilmeyecek büyük bir ziyana uğramış olur.

Allah-u Teâlâ, Kur’an’da şöyle buyuruyor:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Asra andolsun; gerçekten insan ziyan içindedir. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. [18]

İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: Akıllı kimse, bugünden yarınını (kıyameti) düşünen ve nefsini özgürleştirmek için çaba harcayan, kesin olan, kurtuluş ve kaçışı olmayan şey (ölüm ve ahiret) için salih amelde bulunan kimsedir. [19]

Yine İmam Ali'den (a.s) şöyle naklediliyor: Her kim nefsini hesaba çekerse, kusurlarına vâkıf olur ve günahlarına üstün gelir. Dolayısıyla günahlarından tövbe eder ve kusurlarını ıslah eder. [20]

Ayetullah İbrahim EMİNÎ

 

 

----------

[1]- Zilzâl, 8.

[2]- Kehf, 49.

[3]- Âl-i İmrân, 30.

[4]- Kaf, 18.

[5]- Enbiyâ, 47.

[6]- Bakara, 284.

[7]- A'râf, 8-9.

[8]- Kaf, 21-22.

[9]- Biharu'l-Envar, c.7, s.258.

[10]- Biharu'l-Envar, c.7, s.262.

[11]- Mecmau'z-Zevaid, c.1, s.337.

[12]- Gureru'l-Hikem, s.385.

[13]- Gureru'l-Hikem, s.618.

[14]- Vesailü'ş-Şia, c.6, s.377.

[15]- Vesailü'ş-Şia, c.11, s.379.

[16]- Vesailu'ş-Şia, c.11, s.379.

[17]- Vesailu'ş-Şia, c.11, s.378.

[18]- Asr, 1-3.

[19]- Gureru'l-Hikem, s.238.

[20]- Gureru'l-Hikem, s.696.




Bu haber 1849 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MANEVİYAT Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI