|
Tweet | Tarih: 19-09-2023 14:54 |
Hz. Peygamber (s.a.a) Sur Mağarasına Gidiyor
Gecenin ilerlemesiyle düşmanlar da plânlarını uygulamak üzere Hz. Peygamber’in (s.a.a) evini kuşattılar. Ama Hz. Peygamber’in (s.a.a) yardımcısı ve koruyucusu olan yüce Allah, Hz. Muhammed’i (s.a.a) bu tehlikeden de kurtardı.
Hz. Resulullah (s.a.a) Yâsîn Suresi’nin ayetlerini okuyarak evden çıktı ve kestirme bir yol seçerek Mekke dışında olan Sur mağarasına doğru ilerledi. Olaydan haberdar olan Ebu Bekir de Hz. Peygamber (s.a.a) ile birlikte yola koyuldu. [1]
Evin etrafını kuşatan kâfirler, kılıçları kınından çıkararak Hz. Peygamber’in (s.a.a) yatağına doğru saldırıya geçtiler. Fakat Hz. Muhammed’in (s.a.a) yatağında Hz. Ali’yi (a.s) görüp olanca şaşkınlıkla, “Muhammed (s.a.a) nerde?” diye sordular.
Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Ben sizin onu gözetleyen bekçiniz miyim? Sizin amacınız onu çıkartmaktı ve o da kendiliğinden şehirden çıktı, gitti.” [2]
Kurdukları plânın suya düştüğünü gören Kureyş, işin peşini bırakmadı. Buldukları bir ayak izini takip ederek Hz. Muhammed’in (s.a.a) sığındığı mağaranın önüne kadar ilerlediler.
Yüce Allah bir kez daha Elçi’sini (s.a.a) korudu ve böylece onların şeytanî çabaları sonuçsuz kaldı.
Yesrib’e (Medine) Doğru
Hz. Peygamber (s.a.a) Sur mağarasında üç gün kaldıktan sonra Yesrib’e (Medine) doğru hareket etti. [3]
“Suraka b. Malik” isminde Mekkeli biri, Hz. Resulullah’ı (s.a.a) takip etmeye başladı; ancak atının ayağı üç kez yere gömülüp sonunda onu yere fırlatınca, pişman olarak geri döndü. [4]
Allah Resulü (s.a.a), Rebiyülevvel ayının on ikinci günü Medine’nin yakınında bulunan Kuba’ya vardı [5] ve birkaç gün [6] orada kaldı.
Ebu Bekir ısrarla Hz. Resulullah’ın (s.a.a) Yesrib’e hareket etmesini istediği hâlde, Hz. Peygamber (s.a.a) bunu kabul etmedi ve Ebu Bekir’e şöyle buyurdu:
“Ali, beni canıyla korumuştur; o, Ehlibeyt’imin en hayırlısıdır; amcamın oğlu ve kardeşimdir. Ali yanıma gelinceye kadar buradan ayrılmayacağım.” [7]
Hz. Ali (a.s) kendisine verilen görevi yerine getirdikten sonra Kuba’da bekleyen Hz. Resulullah’a (s.a.a) vardı. Hz. Ali’nin (a.s) ayakları parçalanmıştı ve güçlükle yürüyebiliyordu. Hz. Peygamber (s.a.a) şefkatle Hz. Ali’yi (a.s) kucaklayıp bağrına bastı. Mübarek ağzının suyunu Hz. Ali’nin ayaklarına sürdü. Hz. Ali’nin (a.s) parçalanmış ayakları hemen iyileşti ve daha sonra birlikte Yesrib’e doğru hareket ettiler. [8]
Hz. Peygamber’in (s.a.a) Yolunu Gözleyen Yesrib
Yesrib, çok başkalaşmış ve büyük bir heyecan şehre hâkim olmuştu. Yesrib halkı her gün her köşe-bucakta toplanarak Hz. Peygamber’in (s.a.a) yolunu bekliyordu. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.a) cuma günü [9] Yesrib şehrine vardı.
Yesribliler sevinçten ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Hz. Peygamber’in (s.a.a) nurlu yüzüne öylece baka kalmışlardı...
Hz. Muhammed (s.a.a) Yesrib şehrine yerleşerek adalet ve iman doğrultusunda İslâm’ın, yani büyük bir medeniyetin temelini atmış oldu.
Hz. Peygamber’in (s.a.a) Yesrib’e gelmesiyle şehrin adı da değiştirildi ve “Medinetü’n-Nebi” (Peygamber’in Şehri) adını aldı. [10] Ayrıca bu yıl, bu önemli tarihî vakıa -hakka kulluğun ve adaletin zaferi- hasebiyle tarihin başlangıcı olarak kabul edildi ve İslâm güneşinin doğmasıyla adeta insanlar yeniden doğmuş oldu. Kof ve kokuşmuş ahlâk yargıları, inançsal ve yaşamsal değerler yıkıldı; yerine de tam anlamıyla yaratılış ve hayat gerçekleriyle uyumlu İslâm’ın getirdiği değer sistemi oturtuldu.
----------
[1]- Tarih-i Taberî, c.3, s.1234.
[2]- A’lamü’l-Vera, s.63.
[3]- Sire-i İbn-i Hişam, c.1, s.486; Biharu’l-Envar, c.19, s.69.
[4]- Sire-i İbn-i Hişam, c.1, s.489; Biharu’l-Envar, c.19, s.88.
[5]- Kâmilü’t-Tevarih, Beyrut 1385 hk basımı, c.2, s.106.
[6]- Tarih-i Taberî, c.3, s.1245.
[7]- Biharu’l-Envar, c.19, s.116.
[8]- Kâmilü’t-Tevarih, Beyrut 1385 hk basımı, c.2, s.106.
[9]- Sire-i İbn-i Hişam, c.1, s.494; Biharu’l-Envar, c.9, s.122.
[10]- Mu’cemu’l-Buldan, “Yesrib” maddesi; Mecmau’l-Bahreyn, “Yesrib” maddesi.