|
Tweet | Tarih: 12-05-2026 13:05 |
Bismillahirrahmanirrahîm
“Dehvü’l-Arz” günü hakkında her şey ve onun önemi
Zilkade ayı, haram aylardan ilki olup, bu ayın 25. gününde gerçekleşen “Dehvü’l-Arz” olayı onun önemini daha da artırmıştır. “Dehvü’l-Arz”, Zilkade ayının 25. gününe denk gelen; dünya Müslümanları için büyük ve çok mübarek bir gündür; kendine özel adap ve amellere sahiptir.
Bazı rivayetlerde bugün, beklenen İmam Mehdi’nin (a.f) kıyam günü olarak tanıtılmıştır. Peki “Dehvü’l-Arz” günü hangi gündür ve bugünde hangi ameller tavsiye edilmiştir?
Dehvü’l-Arz günü hangi gündür?
“Dehv” kelime olarak “yaymak, genişletmek” veya “bir şeyi bulunduğu yerden hareket ettirmek” anlamına gelir. “Arz” ise yeryüzü demektir. Bu nedenle “Dehvü’l-Arz”, “yeryüzünün yayılıp genişletilmesi” anlamına gelir.
Allah-u Teâlâ yeryüzünü yarattığında, dünyanın tamamı suyla kaplıydı. Her tarafı su sarmıştı. Dehvü’l-Arz günü yani Zilkade ayının 25. gününden itibaren yeryüzü kurumaya başladı. İlk kara parçaları suyun altından ortaya çıktı ve zamanla dünya bugünkü kara parçalarının dörtte biri şeklini aldı.
Bazı rivayetlere göre, suyun altından ilk çıkan ve kuruyan yer “Mekke” toprağı ve “Kâbe” evi olmuştur. Bu yüzden Mekke’ye “Ümmü’l-Kurâ” yani “bütün yerleşim yerlerinin anası” denilmiştir.
Kur’an’da Dehvü’l-Arz gününe işaret edilmiş midir?
Kur’an-ı Kerim’de Dehvü’l-Arz gününe, yani yeryüzünün yayılıp genişletilmesine işaret edilmiştir.
Allah-u Teâlâ, Naziât Suresi’nin 30. ayetinde şöyle buyurur:
“Ve yeri de bundan sonra yayıp döşedi.”
Müfessirler, bu ayette geçen “dehâhâ” ifadesinin Deahvü’l-Arz anlamına geldiğini söylemişlerdir.
Dehvü’l-Arz gününde hangi olaylar meydana gelmiştir?
İmam Rıza’dan (a.s) nakledilen bir rivayete göre, Hz. İbrahim’in (a.s) ve Hz. İsa’nın (a.s) doğumu bugünde gerçekleşmiştir. [1]
Ayrıca bugün, beklenen İmam Mehdi’nin (a.f) kıyam günü olarak da tanıtılmıştır. [2]
Bugünde Hz. Resûl-i Ekrem (s.a.a), Veda Haccı amacıyla binlerce hacıyla birlikte Medine’den Mekke’ye doğru yola çıktı. Bu yolculukta Hz. Fatıma (s.a) ile Hz. Peygamber’in (s.a.a) bütün eşleri de ona eşlik ediyordu.
Rivayetlerde Dehvü’l-Arz
Dehvü’l-Arz’ın önemi ve fazileti hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) rivayetinde Dehvü’l-Arz
İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) İbn Ebî’l-Avcâ ile yaptığı uzun münazarayı anlatan bir hadiste, İmam (a.s) Dehvü’l-Arz’dan söz etmiş ve Kâbe’nin tanımı hakkında şöyle buyurmuştur:
“Bu, Allah’ın kullarını onun aracılığıyla ibadete yönelttiği bir evdir; böylece onların itaati sınansın diye. İnsanları onu yüceltmeye ve ziyaret etmeye teşvik etmiştir. Allah, Kâbe’yi peygamberlerinin merkezi ve namaz kılanların kıblesi kılmıştır. Kâbe, Allah’ın rızasından bir parçadır ve O’nun bağışlamasına götüren bir yoldur. O, kemalin sağlamlığı ve azamet ile yüceliğin temeli üzerine kurulmuştur. Allah onu, yeryüzünün yayılmasından iki bin yıl önce yaratmıştır. Bu yüzden emrettiği konularda kendisine itaat edilmeye ve yasaklayıp engellediği şeylerden kaçınılmaya en layık olan, ruhları ve bedenleri yaratan Allah’tır.” [3]
Dehvü’l-Arz ve İmam Hüseyin’in (a.s) kabrinin seçilmesi
İmam Hüseyin’den (a.s) nakledilen bir rivayette ve cinlerden bazı toplulukların İmam’a (a.s) yardım etmek için gelmesi olayında şöyle aktarılmıştır: Cinlerden bir grup, Ebu Abdullah İmam Hüseyin’in (a.s) huzuruna gelerek şöyle dedi: “Ey efendimiz! Biz senin Şiilerinden ve yardımcılarındanız. Ne istersen bize emret. Eğer burada kalıp bütün düşmanlarını yok etmemizi emredersen, sen buradan ayrılmadan önce bunu gerçekleştiririz.” İmam Hüseyin (a.s) onlara dua ederek hayır dileğinde bulundu ve şöyle buyurdu:
“Resûlullah’a (s.a.a) indirilen Kur’an’ı okumadınız mı? Orada şöyle buyurulmuştur: ‘De ki: Eğer evlerinizde kalsaydınız, öldürülmesi yazılmış olanlar, mutlaka öldürülecekleri yerlere çıkıp giderlerdi.’ [4] Eğer ben vatanımda kalsaydım, bu altüst olmuş insanlar kim tarafından imtihan edilecekti? Nasıl sınanacaklardı? Ve benim kabrimde kim ikamet edecekti?
Oysa Allah, Dehvü’l-Arz (yeryüzünün yayılıp genişletildiği gün) sırasında o kabri benim için seçmiştir. O kabri bizim Şiilerimizin ve dostlarımızın sığınağı kılmıştır. Allah onların amellerini ve namazlarını kabul eder, dualarını kabul eder. Şiilerimiz orada ikamet eder ve orası onlar için dünyada ve ahirette azaptan bir güven yeri olur.” [5]
Dehvü’l-Arz hakkında diğer hadisler
Ali b. Muhammed’den, Salih el-Lefâfî aracılığıyla İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:
“Şüphesiz Allah yeryüzünü Kâbe’nin altından Mina’ya doğru hareket ettirdi. Sonra Mina’dan Arafat’a, ardından Arafat’tan tekrar Mina’ya genişletti. Böylece yer, Arafat’tan, Arafat Mina’dan ve Mina da Kâbe’den yayılıp genişletilmiş oldu.” [6]
Sahl b. Ziyad, Muhammed b. Abdullah es-Saykal aracılığıyla İmam Rıza’dan (a.s) şöyle rivayet etmiştir:
“Zilkade ayının 25. gününde Allah’ın rahmeti yayılır. Bugünde yeryüzü genişletilmiş, Kâbe yerleştirilmiş ve Âdem (a.s) yeryüzüne indirilmiştir.” [7]
Ali b. Ahmed b. Musa, Muhammed b. Sinandan rivayet etmiştir: İmam Rıza (a.s), “Kâbe’nin neden yeryüzünün ortasında bulunduğu” sorusuna cevaben şöyle yazmıştır:
“Orası, yerin altından hareket ettiği bir makamdır. Dünyada esen bütün rüzgârlar Kâbe’nin Şam rüknünün altından çıkar. O, yeryüzünde yerleştirilen ilk bölgedir; çünkü yerin merkezidir. Doğulular ve batılılar için onun hükmü eşittir.” [8]
Seyf b. Umeyre, Ebu Bekir el-Hazremî aracılığıyla İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet eder:
“Allah-u Teâlâ yeryüzünü yaratmak istediğinde rüzgârlara emretti; suyun iç yüzeyine çarptılar ve böylece su dalgalandı. Sonra dalgalar köpüğe dönüştü ve bu köpükler birbirine birleşti. Allah, birleşen bu köpüğü Kâbe’nin bulunduğu yere topladı ve onu köpükten bir dağ hâline getirdi. Ardından yeryüzünü onun altından yaydı.” [9]
İbn Münzir, Ebu Hureyre’den şöyle rivayet eder: “Kâbe, yerden bin yıl önce yaratılmıştır ve o, yerin içindendir. O, su üzerinde bir adadır ve üzerinde Allah’ı tesbih eden iki melek bulunmaktadır. Allah, yeryüzünü yarattığında onu Kâbe’nin altından hareket ettirdi ve onu yerin ortasına yerleştirdi.” [10]
Dehvü’l-Arz gününün adap ve amelleri
Bu mübarek ve faziletli gün için bazı amel ve edepler tavsiye edilmiştir:
* Oruç tutmak; bunun sevabının yetmiş yıllık ibadete denk olduğu bildirilmiştir. [11]
* Zikir ve dua okumak.
* Dehvü’l-Arz niyetiyle gusül almak. [12]
* Şu duayı okumak: “Allâhumme dâhiyel-Ka‘be…” [13]
* İmam Rıza’nın (a.s) ziyaretini yapmak; bugünün en faziletli müstehap amellerinden biri olarak özellikle tavsiye edilmiştir. [14]
* Zilkade ayının 25. gecesini ihya etmek ve ibadetle geçirmek; bunun yüz yıllık ibadete denk olduğu rivayet edilmiştir. [15]
* Dahvü’l-Arz gününde Hz. Mehdi’ye (a.f) dua etmek.
Dehvü’l-Arz özel namazı
İki rekât namazdır. Öğle vakti (güneşin tepe noktasına ulaştığı zaman) kılınır. Her rekâtta bir defa Fatiha Suresi ve beş defa Şems Suresi okunur. Selamdan sonra şöyle denir:
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.” [16]
Daha sonra şu dua okunur:
“Ey hataları bağışlayan! Benim hatamı bağışla. Ey dualara icabet eden! Duamı kabul et. Ey sesleri işiten! Sesimi işit, bana merhamet et, benim ve yanımda bulunan günahları bağışla. Ey celal ve ikram sahibi Allah!”
Dehvü’l-Arz gününe özel dua
Şeyh Tûsî (r.a), “Misbahü’l-Müteheccid” adlı eserinde Zilkade ayının yirmi beşinci günü için bir dua nakletmiş ve bu duanın o günde okunmasının müstehap olduğunu belirtmiştir. Dua şöyledir:
Ey Kâbe’yi yayan, tohumu yarıp çıkaran, sıkıntıyı gideren ve kederi açıp yok eden Allah! Bugün, kıymetini yücelttiğin ve diğer günlerden öne geçirdiğin günlerden biri olan bugünde senden istiyorum. Onu müminler için bir emanet ve sana ulaşmada bir vesile kıldığın, geniş rahmetinle senden diliyorum ki: "Sözleşme gününde ve (hesap için) kavuşma gününde seçilmiş olan Muhammed'e salât etmeni (dilerim)."
Ve bütün batılları yarıp, hakkın tamamına davet eden ve onun tertemiz Ehl-i Beyt’ine de salât eyle; onlar hidayet rehberleri, ilahi nurun alametleri, Allah’ın dininin direkleri, cennet ve cehennem üzerinde tasarruf sahibi olanlardır.
Ve bu günümüzde bize, hazinelerinde sakladığın ne kesilen ne de başa kakılan ihsanlarından ver.
Tövbeyi ve güzel dönüşü bizim için bir araya getir. Ey kendisine en hayırlı şekilde dua edilen, en çok ümit bağlanan ve en keremli olan!
Ey yeterli olan, ey vefalı olan, lütfu gizli olan! Bana lütfunla lütfet ve affınla beni mutlu kıl.
Beni yardımınla destekle, beni senin emrini taşıyanlar ve sırlarını koruyanlar hakkı için güzel zikrinden unutturma.
Beni zamanın kirlerinden, haşir ve diriliş gününe kadar koru.
Canımın çıkışında, kabre konuluşumda, amelimin bitişinde ve ecelimin sona ermesinde dostlarını bana göster.
Allah’ım! Çürüyüp yerin katmanları arasına girdiğimde bile beni unutma.
İnsanlar beni unutsa ve ben yok olup gitsem bile, beni hatırla; beni ebediyet yurduna yerleştir ve keramet makamına konumlandır.
Beni dostlarının, seçilmiş kullarının ve arındırılmış kullarının yoldaşlarından eyle.
Sana kavuşmayı benim için bereketli kıl; ecel gelmeden önce bana güzel amel nasip et; hatalardan ve kötü sözlerden uzak bir halde.
Allah’ım! Beni Peygamberin Muhammed’in (s.a.a) havuzuna ulaştır.
Beni doyurucu, tatlı, hoş ve temiz bir içecekle sula; ondan sonra asla susamayayım, onun kaynağından uzaklaştırılmayayım ve ondan kovulmayayım.
Onu benim için en hayırlı azık ve şahitlerin kıyam ettiği günde en güvenilir vaad kıl.
Allah’ım! Öncekilerden ve sonrakilerden, senin velilerinin haklarını gasp eden tüm zorba kimseleri lânetle.
Onların dayanaklarını kır, taraftarlarını ve yardımcılarını yok et; helaklerini çabuklaştır, ülkelerini ellerinden al ve yollarını daralt.
Onların ortaklarını ve suç ortaklarını rahmetinden uzaklaştır.
Allah’ım! Dostlarının ferahlığını çabuklaştır, mazlumların haklarını geri ver ve hak ile Kâim’ini (Mehdi’yi) ortaya çıkar.
Onu dinine yardımcı ve düşmanlarına karşı senin emrini yerine getiren kıl.
Onu yardım melekleriyle koru ve Kadir gecesinde ona verdiğin emirle senin için intikam alan kıl; ta ki razı olasın.
Senin dinin onun eliyle yeniden canlı ve taze hâle gelsin; hakkı batıldan tamamen ayırsın ve batılı kökünden söküp atsın.
O’na ve atalarına salât eyle; bizi onun yarenlerinden ve ailesinden kıl.
Onun dönüşü zamanında bizi dirilt ki o dönemde yardımcılarından olalım.
Allah’ım! Onun kıyamını bize yetiştir, günlerini bize göster, ona salât ve selâm eyle ve selametini bize ulaştır. Allah’ın Selavat ve rahmet ve bereketi onun üzerine olsun. [17]
Daha sonra İbn Tavus (r.a) şöyle diyor: “Bu duadan sonra, Allah’ın kalbine doğurduğu her şey için dua et.” [18]
----------
[1]- Ali b. Tavus el-Hüseynî, el-İkbâl, s. 525.
[2]- Ali b. Tavus el-Hüseynî, el-İkbâl, s. 525.
[3]- Kâfî, c. 4, s. 198.
[4]- Âl-i İmrân, 154.
[5]- Muhammed Muhammedî Eştihardî, Gamnâme-i Kerbelâ, s. 92.
[6]- Kuleynî, Kitabü’l-Hac, c. 4, s. 188, 1384 hk.
[7]- Meclisî, c. 11, s. 217, 1403 hk.
[8]- İbn Babeveyh el-Kummî, c. 2, s. 99, 1408 hk.
[9]- Aruşî el-Huveyzî, c. 1, s. 365, 1415 hk.
[10]- Suyûtî, c. 2, s. 93, 1411 hk.
[11]- el-İkbâl, s. 527.
[12]- el-İkbâl, s. 527.
[13]- Mefâtîhu’l-Cinân, Zilkade Ayı Amelleri.
[14]- El-İkbâl, s. 525.
[15]- Vekâyi‘u’l-Eyyâm, s. 101.
[16]- Vekâyi‘u’l-Eyyâm, s. 102, 101.
[17]- Misbahü’l-Müteheccid, s. 669-670.
[18]- İkbâlü’l-A‘mâl, s. 620.