Bugun...



Şaban Ayı Duaları - 2

Rabbanî dergâhta –hem de- ilâhî nimetlerden faydalanarak ve üstelik Allah-u Teâlâ’nın ziyafetine katılmış olduğunuz halde günaha bulaşmayasınız sakın!

facebook-paylas
Tarih: 17-03-2022 10:17

Şaban Ayı Duaları - 2

Bu değerli ayda Hak Teâlâ’nın ziyafetine davetlisiniz siz; “ziyafetullah”ın davetlilerisiniz hepiniz! Hak Teâlâ hazretlerinin görkemli ziyafetine hazırlayın kendinizi. Hiç olmazsa orucun zahiri ve dış görünümünün kural ve kaidelerine sadık olun (hakiki kural ve kaideler çok başka bir sahadır ki sürekli ve aralıksız zahmet ve kollamaları gerektirir). Orucun anlamı sırf yiyip içmekten uzak duruş değildir, günahlardan uzak durmak gerekir!

Daha işin başında olan acemiler için orucun ilk kaidelerindendir bunlar. Yoksa azamet ve büyüklüğün madenine ulaşmak isteyen gerçek Allah kulları için öngörülüp buyurulmuş olan orucun kaideleri bunlardan çok daha başkadır. Sizler hiç olmazsa orucun ilk –henüz başlangıç demek olan- adap ve erkânına uyun ve midenizi yiyip içmekten alıkoydunuz gibi, gözünüzü, kulağınızı ve dilinizi de günahtan alıkoyup koruyun. Dilinizi gıybet, töhmet, başkalarını kötüleme ve yalandan korunmaya; kin, kıskançlık ve diğer şeytani çirkin sıfatları kalbinizden söküp atmaya şimdiden karar verin ve kararınızı uygulayın. Becerebilirseniz Allah’tan gayrısından kopun, amellerinizi tam bir ihlasla ve riyasız olarak yapın. İnsan ve cin şeytanlarından koparın kendinizi ama göründüğü kadarıyla böylesine değerli bir saadete ulaşmaktan ümitsiz gibiyiz. O zaman hiç olmazsa orucunuzun haram ve günahla iç içe olmamasına çaba gösterin. Aksi takdirde orucunuz eğer şer’an sahih –fıkhî açıdan doğru olsa da-  Allah indinde makbul düşmez ve yukarı yükselmez. Amelin yukarı yükselip –Allah indinde- makbul olması, şer’an ve fıkhen doğru ve sahih olmasından çok farklı bir olaydır.

Mübarek Ramazan ayı biter de sizin amel, hal ve davranışlarınızda hiçbir değişim olmazsa, haliniz ve gidişatınız Ramazan öncesinden hiçbir farklılık arz etmezse, sizden istenen orucu yerine getirememişsiniz demektir ki, bu durumda tuttuğunuz oruç sıradan ve hayvanî bir oruç olmuş olur.

Allah’ın konukevine davet edilmiş olduğunuz bu mübarek ayda Hak Teâlâ’yı tanıyamadıysanız veya O’nu daha iyi tanıyamadıysanız bilin ki ziyafetullaha gereğince katılamamış ve ziyafetin gereğini yerine getirememişsiniz… Unutmayın, “Allah’ın Ayı” olan ve ilahi rahmet kapılarının kullara açık olup rivayet gereğince şeytanların zincire vurulduğu mübarek Ramazan ayında kendinizi ıslah edip düzeltemezseniz; nefs-i emarenizin kontrolünü ele geçiremezseniz; nefsanî arzu ve isteklerinizi ayaklar altına alıp, dünya ve maddiyatla olan ilgi ve ilişkilerinizi kesemezseniz; oruç ayı sona erdikten sonra bu meseleleri yerine getirebilmeniz zor olur.

Binaenaleyh fırsatı değerlendirin ve bu büyük feyz sona ermeden işlerinizi düzeltip ıslah etmeye, tasfiye edip yoluna koymaya çalışın; oruç vazifelerini yerine getirmeye hazırlayın kendinizi. Şeytanların zincire vurulmuş olduğu bu ayda, tıpkı şeytanın eliyle kurulmuş bir saat gibi bu bir ay boyunca tutup da kendiniz otomatik olarak İslam’ın emirlerine aykırı şeylerle meşgul olup günaha girmeyesiniz sakın!

Kimi zaman âsi ve günahkâr insan Hak’tan uzaklaşma ve fazla günah işleme neticesinde karanlığa ve cehalete öylesine saplanmaktadır ki, şeytanın vesvesesine bile gerek kalmamaktadır artık; bizzat kendisi şeytanın rengine bürünüvermektedir! “Sıbgatullah” şeytanın sıbgasının –renginin- karşı noktasındadır. Nefsinin istekleri peşinden koşan ve şeytana itaat eden kimse, tedricen şeytanın rengini almaya başlar. Hiç olmazsa bu bir ay boyunca kendinizi kontrol etmeye karar verin; Allah-u Teâlâ’nın razı olmayacağı söz ve davranışlardan sakının.

Mübarek Ramazan ayında gıybet, iftira ve başkalarını kötülemekten sakınacağınıza ve dilinizi, gözünüzü elinizi, kulağınızı ve diğer organlarınızı kendi irade ve kontrolünüz altına alacağınıza dair burada şimdiden Rabbinizle ahitleşip, söz verin. Amelinizi ve sözlerinizi kontrol altına alın; bizzat bu iyi ameliniz Allah-u Teâlâ’nın size lütfetmesine ve O’nun inayetini kazanmanıza neden olabilir. Şeytanların zincirlerinin çözüldüğü oruç ayı tamamlandıktan sonra, siz artık ıslah olup düzelmiş olabilirsiniz; bir daha şeytanın oyununa gelmeyebilir ve tertemiz kalabilirsiniz.

Yine tekrar ediyorum; bu mübarek Ramazan boyunca otuz gün dilinize, gözünüze, kulağınıza ve diğer organlarınıza hâkim olmaya karar verin ve yapmak istediğiniz amelin, dilinize getirmek istediğiniz sözün, duymakta olduğunuz mevzunun şer’î açıdan nasıl bir hüküm taşıyor olduğuna daima dikkat edin. Orucun birincil ve görünüşteki adabıdır bu; hiç olmazsa orucun bu görünüşteki adabına samimiyetle uyun. Birinin gıybette bulunmak istediğini görürseniz onu engelleyin ve “bu otuz Ramazan günü boyunca haram şeylerden sakınmaya söz verdik biz!” deyin. Yine de onu gıybet etmekten vazgeçiremezseniz, orayı terk edin; oturup dinlemeyin. Müslümanlar sizin elinizden âmânda olmalıdır. Eğer Müslümanlar birinin elinden, dilinden ve gözünden âmânda değillerse, o kimse gerçekte Müslüman değildir artık. [1] Görünüşte ve sadece şekil itibarıyla Müslüman’dır o ve görünüşte “la ilahe illallah” demiştir böyle biri.

Allah göstermesin, birine karşı densizlikte bulunmaya, hakaret etmeye, gıybetini yapmaya yeltenecek olursanız, Rabbinizin huzurunda bulunduğunuzu hatırlayın ve Yüce Allah’ın misafiri olduğunuzu bilin! Bilin ki Hak Teâlâ’nın (c.c) huzurunda O’nun kullarına edepsizlikte bulunmaktasınız ki, Allah’ın kuluna edepsizlikte bulunmak da, Allah’a edepsizlikte bulunmaktır! Allah’ın kullarıdır bunlar; hele ilim ehli iseler, hele ilim ve takva yolunda yürüyen insanlarsa…

Bazen bir bakıyorsunuz insan bu gibi işlerle öyle bir noktaya varıyor ki ölüm anında Allah’ı yalanlayıveriyor ve Allah’ın ayetlerini inkâr ediveriyor: “Sonra, kötülük yapanların uğradığı son, Allah’ın ayetlerini yalan saymaları ve onları alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu” [2] Bu işler tedricen olur. Bugün doğru olmayan bir görüş öne sürersiniz, yarın bir kelime gıybette bulunursunuz, ertesi gün bir Müslüman’a terbiyesizlik edersiniz ve derken böylece yavaş yavaş bu günahlar kalpte yığılıverir. Kalbi karartarak, insanı Allah’ı tanımaktan alıkoyar. Derken öyle bir noktaya varır ki her şeyi inkâr ederek, hakikatleri yalanlar.

Bazı ayetlerde bildirildiği ve bazı rivayetlerde de belirtildiği üzere, insanın amelleri Hz. Resulullah (s.a.a) ile mutahhar imamlara (a.s) sunulur [3] ve onların mübarek nazarından ve kontrolünden geçer. O hazret sizin amellerinize bakar da hep hata ve günahla dolu olduğunu görürse, ne kadar rahatsız olur ve ne kadar üzülür biliyor musunuz?! Allah Resulü’nün (s.a.a) rahatsız olup üzülmesini istemeyin ve o hazretin mübarek kalbinin kırılıp, gönlünün mahzun olmasına rıza göstermeyin.

O hazret sizin amel defterinizin Müslüman’a karşı hep gıybet, töhmet, iftira ve kötülemeyle dolu olduğunu ve sizin bütün ilginizin dünyaya ve maddiyata yönelik bulunduğunu, kalplerinizin buğz, hased, kin ve yekdiğerinize karşı kötümserlikle dolup taştığını görecek olursa, Allah-u Teâlâ ve Allah’ın melekleri karşısında mahcubiyet duyarak, ümmetinin ve kendisini izleyenlerin Allah’ın nimetlerine karşı nankörlükte bulunup, Allah-u Teâlâ’nın emanetine karşı böylesine küstahça bir tuğyanla ihanet ediyor olmasından utanabilir. İnsanla ilgisi olan biri, insanın hizmetçisi dahi olsa, uygunsuz ve aykırı bir şey yapacak olursa, insanın utanmasına ve mahcup duruma düşmesine neden olur.

Siz de Hz. Resulullah (s.a.a) ile ilgilisiniz. İslam dinine girmeniz suretiyle kendinizi İslam fıkhı, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Kur’ân-ı Kerim ile ilgili kılmış bulunuyorsunuz. Eğer çirkin bir amel işlerseniz, bu amel o hazreti incitir ve onun çok ağırına gider. Allah Resulü (s.a.a) ve mutahhar imamların (a.s) tedirgin ve mahzun olmalarına rıza göstermeyin.

İMAM HUMEYNİ

 

----------------

[1]- İmam Bakır (a.s) Hz. Resul-ü Ekrem’den (s.a.a) şöyle rivayette bulunurlar: “Sizlere müminin kim olduğunu söyleyeyim mi? Mümin, diğer müminlerin kendi canlarını ve mallarını kendisine rahatça emanet edebildikleri kimsedir. Size Müslüman’ın kim olduğunu söyleyeyim mi? Müslüman, diğer Müslümanların onun elinden ve dilinden âmânda olduğu, zarar görmediği ve rahatsız edilmediği kimsedir.” Bk: Usul-u Kâfi, c. 3, s. 331, İman ve küfür kitabında “müminin alamet ve sıfatları” babı, 19. Hadis.

[2]- Rum, 10.

[3]- Tevbe, 105’te işaret edildiği üzere: “De ki: "Amel edin (elinizden geldiğince çalışın); yakında Allah, Peygamberi ve müminler yaptıklarınızı görecekler ve yakında gaybı ve görüneni bilenin huzuruna döndürüleceksiniz. O da, yapmakta olduğunuz işleri size haber verecektir.” Aynı mazmunda Ebû Basir (r.a) İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayette bulunmaktadır: “İster iyi, ister kötü olsun, bütün insanların bütün amelleri her sabah Hz. Resulullah’a (s.a.a) arz edilir. O halde çok dikkatli olun!… “…Allah sizin yapıp ettiklerinizi görecektir. O’nun Resulü ve müminler de…” buyruğunun anlamı budur!” Bk: Usul-u Kâfi, c.1, s.318, Hüccet kitabında “Amellerin Nebi’ye (s.a.a) ve İmamlara (a.s) Arz Edilmesi” babı, 1, 2 ve 6. hadisler; Burhan Tefsiri, c.2, s.157.




Bu haber 1040 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MANEVİYAT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI