Bugun...


Ersan Baydemir

facebook-paylas
Âlimler ve Hacı-Kalbayı-Meşedilerimiz
Tarih: 20-07-2021 09:12:00 Güncelleme: 20-07-2021 09:12:00


Camilerimiz âlimlerimiz var diye var.

Âlimlerimiz de onları yetiştiren, okumaya gönderen ve dönünce baş tacı eden ihlaslı Hacı-Meşedi-Kalbayı insanlarımız var diye var.

Hacı-Meşedi-Kalbayılarımız da yine âlimlerimizin varlığı sayesinde varlar.

Bu biraz yumurta mı civcivden civciv mi yumurtadan meselesine benziyor.

Benim görüşüm o ki hem âlimler hem Hacı-Meşedi-Kalbayılar iki türlüler:

Mektebe hizmet peşinde olanlar.

Mektebin ve toplumun sırtına binenler.

Yani kişinin ismen âlim veya gayri âlim olması değil belirleyici olan. Tarihte de böyle idi şimdi de böyle. Bu konuda sınıfçı bir yaklaşım bizi feci bir çıkmaza sürükler.

En doğru yaklaşım kişinin kim olduğuna bakmadan doğrular ve yanlışlara odaklanmak.

Doğru doğrudur ve yanlış yanlıştır; faili kim olursa olsun bu değişmez.

İster âlim olsun ister sıradan bir mümin kardeşimiz olsun eğer hatası kişisel ve özelse kendisiyle Alllah’ı arasındadır. Nazımız geçiyorsa emr-i maruf yapar geçeriz. Yok, eğer hatası toplumu ilgilendiriyorsa yine evvela ortaya dökmeden meselenin çözümüne gayret gösterir, ıslah yolunu tutarız. Sorun yine çözülmez ve herkesin gözünün önünde cereyan eder, her kesin gözüne soka soka devam ederse, bu durumda artık görmedim, duymadım demek hakkaniyet ve mektep adına hiçbir şey ifade etmez aksine tutarsızlığımızı tescillemiş olur.

Âlimin yanlışına yanlış demek âlimliğin itibarını sarsmaz, aksine, alimdir ne yapsa yeridir, mantığıdır ki âlimliğin itibarını yiyip bitirir.

Ne Kuran-ı Kerim ne de Peygamberimiz ve Ehl-i Beyt'inin sünnetinde âlimlere bir yanlış yapma ayrıcalığı tanınmış değil aksine "Âlimin bir günahı bağışlanana kadar cahilin yetmiş günahı bağışlanır” buyurulmuştur.

Esasen âlim aldığı ilim ve tezkiye ile halkı hakka ve doğruya çağırmakla yükümlüdür. Bu da bir nevi âlimin hastalıklarla savaşan bir tabip gibi olması gerektiği anlamını taşır.

Âlimler peygamberlerin varisleridir, buyruğu âlimlerin toplum içindeki rolünü özetlemektedir.

Evet âlimlerden beklenti doğal olarak yüksektir. Ancak âlimlerle ilgili bu özel konumu da tek taraflı değerlendirenler çok maalesef. Âlime saygıda pek istekli olmayan ama âlimi eleştirmekte her an hazır ve zinde olanlar var.

Bu kesim âlimin her yaptığında bir bit yeniği aramak, her sözüne her fiiline suizanla bakmak gibi büyük bir yanlışa düşmekteler.

Nihayetinde âlimler de insandırlar, hata yapabilirler, eksikleri zaafları olabilir. Sadece hatalarına odaklanmak, onları eleştirmeyi bir zevk haline getirmek, büyükleri eleştirerek büyüdüğünü sanmak, âlimlere karşı büyük bir haksızlık olur.

Halbuki âlimlerin ilminden faydalanan halk olarak gönlümüz her zaman âlimlerimizin güzelliklerini görüp göstermekten yana olmalı. Çünkü onlar sayesinde biliyoruz, dinliyoruz, okuyoruz, öğreniyoruz. Onların konuştuğu, onların yazdığı, onların çevirdiği… olmasa belki böyle eleştiri kahramanı olacak birikimimiz de olmayacaktı.

Yani eleştiri mecburiyet haliyle sınırlı olmalıdır, eleştirmek için içimizde bir susamışlık olmamalıdır.

Ayrıca eğer âlimlerimizin güzelliklerini, hizmetlerini takdir ediyorsak eleştirmeye de hakkımız olur aksi takdirde iyi niyetli görülmeyeceğizdir.

Bir alimin hatasını başka bir alime yüklemek, zanna, tahmine.. dayalı çıkarımlar yapmak İslam ahlakına uygun değildir.

Evet, ne ayıp avcısı olup sürekli eleştirmek peşinde olmak ne de hakkı haksızı eşit görmek…

Mümkün olduğu sürece ayıp örtücü, hoşgörülü, ıslahtan yana, çözümden yana olup ancak yeri geldiğinde yanlışa yanlış demeyi de bilmek hatta engel olmaya çalışmak gerekir.

Orta yol budur, hakkaniyet budur, tevelli ve teberriyi bir arada tutmak budur, hakkı üstün tutmak budur.

Kötülükleri serip, dizip, cilalayıp toplumu kötülüklerde boğmamak ama aynı zamanda hakkın ve hakkaniyetin hatırını korumak…

Güzelliklerin, iyiliklerin müşterisi olup, iyilikleri dile getirmeye istekli olup ama yeri geldiğinde hayır bunu kabul edemem de diyebilmek…

Âlimleri baş tacı edip, onların vazgeçilmez rolünü kabul edip, onların ilminin ve amelinin hürmetini koruyup aynı zamanda yeri geldiğinde de “hocam bu sizin bize anlattıklarınıza, kitabımıza, Ehl-i Beyt'e uymuyor” da diyebilmek…

Rabbimiz ne güzel buyuruyor:

"Allah, çirkin sözün açıklanmasını sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka." Nisa/148



Bu yazı 87 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI