Bugun...



Şia'da Masumiyet İnancı - 2

İkinci olarak hadiste, onlara (Kitab'a ve Ehlibeyt'e) sarılanın dalalete (sapkınlığa) düşmemek açısından güvence içinde olacağı açıklanmıştır.

facebook-paylas
Tarih: 06-07-2021 10:14

Şia'da Masumiyet İnancı - 2

O halde bu hadis, Kur'an ve Ehlibeyt'in hatadan masum olduklarını açıkça belirtmektedir. Zira insan ancak masuma uyduğunda sapkınlıktan uzak kalabilir.

Yine Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"Benim Ehlibeyt'im sizin aranızda aynen Nuh'un gemisine benzer; kim, o gemiye bindiyse kurtuldu; kim de ondan geri kaldıysa boğuldu." [1]

Görüldüğü üzere bu hadiste de Ehlibeyt İmamları'nın (a.s) hatadan masum oldukları açıkça belirtilmektedir. Bunun için de onların gemisine binenler kurtulur ve ondan ayrı düşenler ise, dalalette boğulup, helak olur.

Yine Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"Kim, benim gibi yaşamak, benim gibi ölmek ve Rabbimin bana vaat ettiği Huld cennetine girmek isterse, Ali'nin ve ondan sonra da zürriyetinin velayetini kabul etsin. Çünkü onlar, asla sizi hidayet kapısından ayırmaz ve dalalet kapısına da sokmazlar." [2]

Bu hadis de Ehlibeyt İmamları'nın (a.s), yani Hz. Ali (a.s) ve zürriyetinin, hatadan masum olduklarını açıkça belirtmektedir. Zira bu hadiste, Ehlibeyt İmamları'nın (a.s) kendilerine tabii olanları hiç bir sapkınlığa götürmedikleri açıklanmıştır. Oysa hata etmesi mümkün olan bir kimsenin, halkı için de hiçbir sapma olmayan bir hidayete götürmesi mümkün değildir.

Yine, Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"Ben sakındıranım ve Ali ise, hidayet edendir. Ey Ali! Benden sonra hidayete erenler seninle hidayete ereceklerdir." [3]

Bu hadisin de İmam Ali'nin (a.s) masum olduğunu bildirdiği, hiç bir akıl sahibine gizli değildir. İmam Ali (a.s) ise, hem kendisinin ve hem de neslinden olan İmamlar'ın (a.s) masum olduğunu açıklamıştır. O hazret, Ehlibeyt'e (a.s) değindiği bir hutbede şöyle buyuruyor:

"Nereye gidiyorsunuz! Nereye yöneliyorsunuz! Bayraklar yücelmiş, ayetler apaçık ve alametler dikilmiştir. O halde nereye saptırılıyorsunuz! Ve nasıl körleştirilebilirsiniz! Oysaki Peygamberinizin Ehlibeyt'i sizin aranızda bulunmaktadır. Onlar halkın öncülleri, dinin önderleri ve doğruluğun dilleridir. O halde onlara, Kur'an'ın en iyi derecesinde yer verin ve susuz develerin suya koşarak gittiği gibi, onlara koşuşun. Ey insanlar! Bu hususta Hz. Resulullah'a (s.a.a) itaat edin. Çünkü bizden olan birisi ölse bile, ölü değildir ve bizden olan çürüyüp gitse bile, çürümemiştir. Tanıyıp bilmediğiniz bir şeyi söylemeyin. Çünkü hakkın çoğu, size ağır gelip, inkâr ettiğiniz şeylerdedir. Aleyhine bir hüccetinizin olmadığı şahsı mazur görün. İşte ben o kimseyim. Sizin aranızda, "Sekaleyn"den (iki değerli emanet) büyüğü tutulup, küçüğü bir kenara atılmadı mı? (Buna rağmen yine) sizin aranızda imanın bayrağını diken ben oldum.." [4]

Ehlibeyt İmamları'nın (a.s) masumluğunu bildiren bunca Kur'an-ı Kerim ayeti, Sünnet-i Nebeviye ve Hz. Ali'nin (a.s) sözlerinden sonra, acaba akıl ve insaf sahibi bir insan, Allah-u Teâlâ'nın, hidayeti için seçtiği imamların masum olduğunu reddedebilir mi? Akıl ve insaf böyle bir şeyi asla reddetmediği gibi, hatta aksine masum bir ilahi önderin kıyamete kadar yeryüzünde bulunmasını gerekli bile görüyor. Zira beşerin önderlik ve hidayet görevini üstlenen kimse, hata, unutkanlık ve günahlar altında ezilen birisi olmamalıdır. Bu durumda bizzat kendisi, insanların sapmasına sebep olur.

-----------------

[1]- Müstedrek-i Hâkim, c. 2, s. 343; Kenzu’l Ummal, c. 5, s. 95; Savaik'ul Muhrika, s. 184.

[2]- Kenzu’l Ummal, c. 6, s. 155; Mecmau'z-Zevaid, c. 9, s. 108; İbn-i Hacer'in yazdığı "El İsabe-Camu'l Kebir-Tarih-i İbn-i Asakir, c. 2, s. 99; Mustedrek-i Hâkim, c. 3, s. 128; Hileytu’l Evliya, c. 4, s. 349; İhkaku’l Hakk, c. 5. s. 108.

[3]- Tefsir-i Taberi, c. 13, s. 108; Tefsir-i Razı, c. 5, s. 271; Tefsir-i İbn-i Kesir, c. 2, s. 502; Tefsir-i Şevkani, c. 3, s. 70; Tefsir-i Dürrü’l Mensur, c. 4, s. 45; Nuru’l Ebsar, s. 71; Müstedrek-i Hâkim, c. 3, s. 129; Tefsir-i İbn-i Cevzi, c. 4, s. 307; Şevahidu’t-Tenzil, c. 1, s. 293; El Fusulu’l Mühimme ve Yenabilu’l Mevedde.

[4]- İmam Ali'nin (a.s) hutbelerini içeren Nehcu’l Belağa, c. 1, s. 155, Şeyh Muhammed Abduh, bu hutbeyi şerh ederken şunları yazıyor: “Buna göre Ehlibeyt imamlarından (a.s) birisi ölse bile, gerçekte ölü değildir. Zira onun ruhu, alem-i zuhurda nur saçmağa devam etmektedir.”




Bu haber 139 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EHLİ BEYT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI