Bugun...



İslam Dininde Ahiruz-Zaman – 3

Müslümanların ve özellikle Şiaların kültüründe, “Ahirüz-Zaman” ıstılahı vaadedilen ve beklenen Mehdi’nin zuhur ettiği asrı ve dünyada olacak olan özel olayları belirtmek istemektedir.

facebook-paylas
Tarih: 03-09-2021 15:04

İslam Dininde Ahiruz-Zaman – 3

Müslümanların rivayetlerinde bu asır için özel tanımlamalar “Ahirüz-Zaman Alametleri” adıyla nakledilmiştir. Hadis, tefsir ve tarih kitaplarındaki vadedilen Mehdi’nin (a.f) zuhur asrı konusunda naklolunan rivayet mecmualarından Ahiruz-Zaman’ın özellikleri hakkında “Vaadedilen Mehdi’nin asrı” ismiyle iki konu manevi olan yaygın söylenti olarak ele gelmektedir:  

Birincisi şudur ki bu asırda vaadedilen Mehdi’nin zuhurundan önce ahlaki çöküntü feryat etmiş ve zulüm insanlığın her tarafını sararak, insanların irtibatında genel bir hal alacaktır. Dünya geneli açısından insanlık önceden tahmin edilmeyen olaylar ve ittifaklara düçar olacaktır. Diğer bir durum ise, Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhurundan sonra toplumda büyük bir değişim meyfana gelecek; zulüm ve kötülük ortadan kalkarak, insanların genel yaşamında tevhid, adalet, tam olarak akli ve ilmi açıdan gelişim yayılacaktır. Değişik tabirlerle naklolunan en meşhur hadis, Ahiruz-Zaman’da Hz. Mehdi’nin (a.f) hükümeti döneminin asıl alametinin kainat genelinde adaletin yayılmasını saymıştır:

“Allah, zulüm ile dolmuş olan dünyayı onun vasıtasıyla adaletle dolduracaktır.” [1]

Müslümanların kültüründe “Ahiruz-Zaman” ıstılahına ilave olarak benzer bir ıstılah da vardır ve o da “İşratu’s-Saat” yani yeniden dirilişin alametleridir. Bu ıstılah, kıyametin gerçekleşmesinin özel alametleridir. Ama bu unvanın zeylinde naklolmuş olan rivayetler incelendiğinde anlıyoruz ki bu rivayetlerin mazmununun Ahiruz-Zaman rivayetleriyle birçok ortak konusu vardır. [2]

Bu konunun rivayetlerinin mazmunundaki ortaklığın müslümanların değişik bütün dönemlerindeki orataklığın varlığıyla, Ahiruz-Zaman konusuyla kıyamet konusu arasında açık firkin olduğu şüphe götürmez bir durumdur. Zira müslümanların inancına göre kıyamet bu maddi alemin nabut olmasından sonradır ve ondan sonra sonsuz bir yaşamdır. Ama Ahiruz-Zaman dönemi, bu dünyanın sonunun bir bölümüdür ki onda toplum ve kişiler büyük bir değişime düçar olurlar.  

Kur’an-ı Kerim’de çok fazla kullanılan “el-Yevmu’l-Ahir” tabiri ahiret dünyasının eşanlamlısı ve bu olayın nazır ve denetçisidir ki o dünyanın yaşamı dünya hayatının sonundadır. Bu nedenle bu ıstılah da söz konusu olan Ahiruz-Zaman konusundan farklıdır. [3]  

Rivayetlere ilave olarak bir grup son dönem müfessirlerine göre insanlığın geleceğini açıklayan ayetler de vardır ve bunlar tevhit ve adalet hükümeti konusundadır. bu müfessirler şuna inanmaktadırlar ki yeryüzünde insanın hilafeti ve iyilerin hakim olacağı, salihlerin varis olacağı, hakkın batıla karşı zafer kazanacağı konusunda ayetler vardır ki insanlığın geleceği konusunda kehanette bulunmakta ve doğrudan Ahiruz-Zaman konusuyla ilgilidirler. [4] Böyle kimseler Ahiruz-Zaman olaylarıyla ilgili ayet ve rivayetleri bir çeşit tarih felsefesinin açıklanması olarak bilmektedirler. Bu müfessirler, insanın tarih felsefesine inanmakta ve onun keşfedilmesini İslam olarak bilmektedirler. Onlara göre rivayetlerde açıklanan Ahiruz-Zaman olayları insan toplumunun doğal geleceğinden başka bir şey değildir. Ahiruz-Zaman asrı, insanın bir çeşit doğal ve toplumsal olarak gelişiminin çiçeklenme dönemidir. Böyle bir gelecek muhterem bir emirdir ve müslümanların onu beklemeleri gerekmektedir.    

Bazılarına göre bu beklenti kesinlikle pasif bir şekilde olmamalı aksine genel olarak ümit ederek ve faal bir şekilde olunmalıdır. Zira parlak bir gelecek ve bütün peygamberlerin hedefinden ümitli olan insan, tam kapasiteyle hazırlıklı olmalı ve gayret ederek kendisini ve toplumunu böyle bir güne hazırlamalıdır. Böyle bir felsefi yaklaşım açısından Ahiruz-Zaman insan açısından kesinleşmiştir ki ileri veya geri alınması mümkün değildir. İnsan, tedrici olan gelişme hareketini hakkın batıla oranla tedrici zaferi aslı üzerinden şekillendirmeli ve sürekli takip ederek Ahiruz-Zaman dönemine ulaşmalıdır.  

Tarih felsefesi alanında planlanmış olan bu görüş karşısındaki noktada Şia ve Sünniler genelinde eski müslümanların eserlerinde Ahiruz-Zaman konusu zahir olarak tarih felsefesiyle ilgilendirilmemiştir. Eski alimler, ayetlerin tefsirinde ne insan toplumunun doğal olarak tevhit ve adalet hükümetine doğru gidişinden söz etmişler ve ne de Ahiruz-Zaman rivayetlerini tarih için böyle bir felsefeyle ilgilendirmişlerdir. Onların görüşünde Ahiruz-Zaman olayları addi olmayan bir emirdir ki insanlık yaşamının son bölümünde gerçekleşecektir ve insanlık toplumunun önceki olaylarıyla ilgili değildir. Böyle kimselere göre tarih, birbirinden ayrı ve dağınık olan olaylar mecmuasıdır ki her dönemin kendine has olayları vardır. Bir süre sonra o dönem geçmektedir ve bu esas gereğince de hakkın batıl karşısında zafer kazanması, tarihin hareket etme felsefesiyle değil, Ahiruz-Zaman dönemine özeldir. Bu görüşe göre, Ahiruz-Zaman’dan çıkarılmış olan felsefenin aksine, insanlık tarihinin her parçasında Ahiruz-Zaman olması mümkündür.   

Ama Şia ve Sünni eski alimler arasında da ihtilaf vardır. Ehli Sünnet müfessirleri hakkın batıla karşı zafer kazanması ve ilahi vadelerini Sadr-ı İslam’ın zaferleri olarak bilmektedirler. [5] Ama Şia alimleri o ayetleri vaadedilen ve beklenen Mehdi’nin (a.f) asrıyla ilgilendirmektedirler. [6]  

Genel olarak söylenebilir ki Ahiruz-Zaman’a inanç, İslam’ın bütün büyük fırkaları arasında Kabul edilmiştir. Ama Ahiruz-Zaman olayları beklenen Mehdi’nin (a.f) zuhuruyla başlayacak veya beklenen Mehdi’nin (a.f) mısdakının kim olduğu konusunda ihtilaf vardır. Şia ve Ehli Sünnet arasında var olan farklılık şudur ki Şia’dan başkaları Ahiruz-Zaman olaylarını kıyam ve kıyamete ve onun mukadimesiyle ilgili olarak bilmekte ve “İşratu’s-Saat” olarak tabir etmektedirler. [7] Ama Şialar, Ahiruz-Zaman’I kıyametten ayrı bir kategori olarak bilmekte ve Ahiruz-Zaman’ın bu alemin son parçası olduğuna inanmaktadır. Bu parçada olacak olayların bazılarının Ahiruz-Zaman’ın mukaddimesi ve bazılarının Ahiruz-Zaman şartlarında gerçekleşeceğine inanmaktadır.

Sonuç:

Bu durumda şu sonuç elde edilebilir ki Ahiruz-Zaman mefhumu, insanlık neslinin ömrünün son dönemi ve parçasıdır ki alemin bu döneminin sonu için mukaddimedir ve daha sonra kıyamet kurulacaktır. Ama bu dönemin kendisi insanlığın ömründen bir süreyi kapsamaktadır ki ıslah edici ve kurtarıcının zuhuruyla insanlık layık olduğu gelişme ve ilerlemeğe ulaşacaktır. Bundan önce ve döneme mukaddime olan dönemde insanlık yaşamı ve alem olaylar ve değişimlere maruz kalacak ve “Ahiruz-Zaman alametleri” ünvanıyla anılacak ve daha çok olumsuz boyutu olacaktır; insanlığın sağlam olan fıtratı ondan sıkıntı çekecek ve toplumlar tedirgin olacaktır. Sonunda alem selah ve doğruluğa doğru gidecektir.

 

 

----------------

[1]- Biharu’l-Envar, c.52, s.266; Süneni İbn-i Mace, c.2, s.1336.

[2]- Süneni İbn-i Mace, c.2, s.1341-1343; İşratu’s-Saat, s.29-40.

[3]- el-Tahkik, c.1, s.46; Hezare Gerayi, s.21.

[4]- el-Menar, c.9, s.80; Tefsirü’l-Mizan, c.14, s.330; Fi Zilali’l-Kur’an, A’raf suresinin zeylinde, 128; Enbiya, 105; Saffat, 171-175.

[5]- Allah, Nur suresi 55. ayette şöyle buyuruyor: Allah, sizden inanıp iyi işlerde bulunanlara, onlardan önce gelip geçenleri nasıl yeryüzüne sahip ve hakim kıldıysa onları da mutlaka yeryüzüne sahip ve hakim kılmayı ve onlara, razı ve hoşnut oldukları dini nasip edip o dini, bütün dinlerden üstün etmeyi, korkularını emniyete tebdil eylemeyi vaadetmiştir;     

[6]- el-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an, c.7, s.283-284; c.8, s.129.

[7]- Şerhi Mekasid, c.5, s.315-320.




Bu haber 64 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI