Bugun...



İmam Hüseyin’in (a.s) Fazilet ve Erdemleri

İmam Hüseyin’in (a.s) hayatı, ilmi, ahlakı, fazlı, keremi, zühdü, şecaati, sabrı, musibetleri ve mazlumiyeti ne dile getirmek ve ne de sayfalara dökmekle tükenmez.

facebook-paylas
Tarih: 17-03-2021 12:31

İmam Hüseyin’in (a.s) Fazilet ve Erdemleri

İmam Hüseyin’in (a.s), çocukluğunu Resul-u Ekrem'in (s.a.a) dizlerinin dibinde, ilim şehri babasının kucağında, gelmiş geçmiş kadınların en üstünü anası Fatıma'nın (s.a) bağrında ve kendi gibi, cennet gençlerinin efendisi olan kardeşi Hasan'ın (a.s) yanında geçirmiştir. Yeryüzünde onların nesebi kadar pak ve temiz bir nesep; ilimde, amelde, sabırda, şecaatte, fedakârlıkta, adalette ve kısacası her alanda onlardan daha üstün bir insan yokken İsrailoğullarının peygamberlerini öldürdükleri gibi, Muhammed (s.a.a) ümmeti de onları öldürdü, ölümü onlara reva gördü. Halbuki kanlı Kerbela sultanına Hüseyin adını veren, "Hüseyin bendendir, ben de ondan; Allah onu seveni sever, ona kin besleyene kin güder; o torunlarımdan biridir, Allah onun katiline lânet etsin"[1] diyen Resul-u Ekrem'den başkası değildi.

İmam Hüseyin (a.s) beyaz yüzlü idi.[2] Bazen kürkten[3] yapılmış bir sarık bazen de siyah bir sarık takardı.[4] Baş ve sakalına kına yakardı.[5] Bir çok hadis, tarih ve eski rical kaynaklarında Hz. Hüseyin’in (a.s), dedesi Hz. Resulü Kibriya Efendimize (s.a.a) benzediğine dair bilgiler mevcuttur.[6] Bir rivayette ise İmam Hüseyin (a.s), Peygambere (s.a.a) en çok benzeyen kişi olarak tanıtılmıştır.[7] İmam Ali’den nakledilen başka bir rivayette ise oğlu İmam Hüseyin’i (a.s) yaratılış ve ahlak açısından kendisine en çok benzeyen kişi olarak tasvir etmiştir.[8]

İki yüzüğünden birinde “la ilahe illallah, uddetun lilikaullah” diğerinde ise “İnnellahe baliğun emrehu” yazmaktaydı.[9]

İmam Hüseyin (a.s), İmam Hasan’ın (a.s) şehadetinin ardından yaşı kendisinden büyük olanlar olmasına rağmen Haşim Oğullarının içinde en saygın olan kişiydi.[10] Onunla danışıp, onun görüşünü başkalarının görüşüne tercih ederlerdi.[11] İmam Hüseyin (a.s), yakınları ile birlikte 25 kere yaya olarak hacca gitmiştir.[12]

Ya’la Amiri, Hz. Peygamber Efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet etmiştir: “Hüseyin benden ve ben Hüseyin’denim; Allah onu seveni sever. Hasan ve Hüseyin torunlardan iki torundur.” [13]

Selman-ı Farisi’den nakledildiğine göre Hz. Resulullah (s.a.a), Hz. Hüseyin’i (a.s) dizleri üzerine oturtur, onu öper ve şöyle buyururdu: “Sen seyyit oğlu seyyit ve seyyitlerin babasısın; Sen imam, imam oğlu ve imamların babasısın. Sen Allah’ın hüccetinin oğlu ve sonuncuları kaim olan dokuz hüccetin babası olan hüccetsin.”[14]

Yine Selman-ı Farisi’nin Hz. Resulü Ekrem’den (s.a.a), naklettiği rivayette Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Ey Salman! Her kim bunları severse, beni sevmiştir ve her kim beni severse, Allah’ı sevmiştir.” Sonra ellerini Hüseyin’in (a.s) omuzları üzerine koyarak şöyle buyurdu: “Bu, imam oğlu imamdır. Onun neslinden olan 9 imam, emin ve masumdurlar. Onlardan dokuzuncusu onların kaim (kıyam edici) olanlarıdır.[15]

Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a), defalarca şöyle buyurmuştur: “Hasan ve Hüseyin benim çocuklarımdır; onları seven beni sever, beni sevense Allah'ı sever; Allah'ı seveni de Allah cennete koyar. Onlara buğzeden bana buğzeder, bana buğzeden Allah'a buğzeder; Allah da kendisine buğzedeni, cehenneme atar.”[16]

Ebu Hureyre ise Hz. Resulullah’tan şöyle nakletmiştir: “Her kim bu iki çocuğumu –Hasan ve Hüseyin’i- severse, beni sevmiştir ve her kim onlara düşmanlık ederse, bana düşmanlık etmiştir.”[17]

İmam Hüseyin’in (a.s) düşmanları bile onun faziletlerini itiraf etmişlerdir. Nitekim azılı düşmanlardan Muaviye bile, İmam Hüseyin (a.s) hakkında "Hüseyin de babası gibi hile ve dalavere ehli değildir" diye itirafta bulunmuştur.[18] Ayrıca İmam Ali ve İmam Hasan’a (a.s) da düşmanlık eden Amr b. As da İmam Hüseyin (a.s) hakkında ‘gök ehli yanında yeryüzündeki en sevgili kişinin İmam Hüseyin olduğunu’ söylemiştir.[19]

İmam Hüseyin (a.s), her daim ağabeyi İmam Hasan’a (a.s) saygı duymuş ve onun karşısında konuşmamıştır.[20] Hiçbir zaman onun önünde yürümemiş ve her ikisinin hazır bulunduğu yerde ondan önce konuşmamış ve görüş bildirmemiştir.[21] Hatta oldukça bağışlayıcı ve Medine’de bağış ve cömertliği ile tanınmasına[22] rağmen cömertliğinde bile İmam Hasan’a (a.s) ihtiram göstermekteydi. Söylendiğine göre bir ihtiyaç sahibi İmam Hasan’ın (a.s) yanına gelir ve ondan yardım ister. İmam Hasan (a.s) ona bir miktar yardımda bulunur. Aynı kişi daha fazla yardım almak için bu kez İmam Hüseyin’in (a.s) yanına gider. İmam Hüseyin (a.s) ağabeyinin ona yardım ettiğini öğrenince ağabeyine saygısızlık olmasın diye İmam Hasan’ın (a.s) yardım ettiği miktardan bir dinar daha az o kişiye yardımda bulunur.[23]

Kendisi öksüzlerle oturur, onların davetlerini kabul eder, onlarla yemek yer ve onları evine davet ederdi. Evinde olan şeyleri onlardan esirgemezdi.[24] Fakir birisi ondan bir şey istediğinde namazda bile olsa namazını kısa kesip (çabuk bitirip) her neyi istiyorsa ona verirdi.[25] Köle ve cariyelerini güzel ahlakları gereği azat ederdi. Söylendiğine göre Muaviye çok sayıda mal, elbise ve bir cariyeyi İmam Hüseyin’e (a.s) hediye olarak gönderir. Cariyeyi Kur’an’dan birkaç ayet okuduğu ve dünyanın fani oluşu ve insanların öleceğine dair bir şiir okuduğundan dolayı azat eder.[26] Hatta bir gün kölelerden birisi cezayı gerektiren bir hata yapar, ancak köle "insanları affederler" [Not 6] ayetini okur ve bunun üzerine İmam Hüseyin (a.s) onu Allah yolunda azat eder.[27] Hastalanarak yatağa düşen ve borcunu ödemekten aciz kalan Usame b. Zeyd’in borcunu kendisi öder.[28]

Bir rivayete göre bir arsa ve bir miktar eşya ona miras kalır, ancak daha kendisine ulaşmadan onları bağışlar.[29] Üç soruya verdiği cevaptan dolayı bir adama yüzüğünü bağışlar.[30] Kerem ve cömertliği o kadar çoktu ki Yahudi bir kadınla erkek onun güzel ahlakından dolayı Müslüman olmuşlardı.[31] Çocuklarının öğretmenine fazlaca mal, elbise ve inci bağışlar, buna rağmen “bu senin taliminin karşılığı değildir’ derdi.[32] İmam Hüseyin’in (a.s) hilim ve alçakgönüllülüğü hakkında dediklerine göre, Şamlı adamın birisi ona ve babasına küfreder, ama İmam Hüseyin (a.s) onu bağışlar ve ihsanda bulunur.[33] Tarihi nakillere göre yetim ve yoksullara o kadar çok erzak taşırdı ki taşıdığı erzak çuvalı sırtında iz bırakmıştı.[34]

 

 

---------------

 

[1]-İhkaku'l-Hak, Kadı Nurullah Tesettürî, c.11, s.265; Biharu'l-Envar, Allame Meclisî, c.43, s.261; Tarihu'l-İslam, Zehebî, c.5, s.97.

[2]- Natık Bil Hak, s. 11.

[3]- Tabarani, c. 3, s. 101.

[4]- İbn-i Sa’d, c. 6, s. 415; İbn-i Ebi Şeybe, c. 6, s. 46; Tabarani, c. 3, s. 100.

[5]- İbn-i Sa’d, c. 6, s. 413 – 417; İbn-i Ebi Şeybe, c. 6, s. 3, 15.

[6]- Belazuri, 1996–2000, c. 2, s. 366, 453; Dulabi, s. 104; Tabarani, c. 3, s. 95; Natık Bil Hak, s. 11; Mufid, c. 2, s. 27.

[7]- İbn-i Hambel, c. 3, s. 261; Buhari, c. 4, s. 216; Tirmizi, c. 5, s. 325.

[8]- İbn-i Sa’d, c. 6, s. 413; Belazuri, 1996–2000, c. 2, s. 123.

[9]- Kuleyni, c. 6, s. 473–474; Saduk, el-Emali, s. 193, 543.

[10]- Tarihu’l Yakubi, s. 226 ve İbn-i Sa’d, c. 6, s. 409.

[11]- İbn-i Sa’d, c. 6, s. 414–415.

[12]- İbn-i Sa’d, c. 6, s. 410; Tabarani, c. 3, s. 115; İbn-i Abdulbirr, c. 1, s. 397.

[13]- Ahmed b. Hambel, c. 4, s. 172; Hâkim Nişaburi, c. 3, s. 177 ve el-Kazvini, Muhammed b. Yezid, Sünen-i İbn-i Mace, c. 1, s. 51.

[14]- Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c. 1, s. 262; Seyyid b. Tavus, et-Teraif, c. 1, s. 174 ve Kummi, Ali b. Muhammed; Kifayetu’l Eser, s. 46; Mektelu’l Harezmî, c. 1, s. 146, Kemalu’d-Din, Saduk, s. 152.

[15]- Kummi, aynı kaynak, s. 45; Meclisi, Biharu’l Envar, c. 36, s. 304.

[16]- Tabersi, İ’lamu’l Ver bi-A’lami’l Huda, c. 1, s. 432; el-Mukrizi, c. 6, s. 11 ve Harkuşi Nişaburi, Ebu Said, 1424, c. 5, s. 334.

[17]- İbn-i Sa’d, c. 10, s. 266; Ahmed b. Hambel, c. 2, s. 440 ve Hâkim Nişaburi, el-Müstedrek, c. 3, s. 166. Ayrıca Sünen-i Tirmizi, c. 5, s. 324.

[18]- İbn-i İ’sem Kûfi, c. 3, s. 40.

[19]- İbn-i Sa’d, c. 6, s. 408; İbn-i Ebi Şeybe, c. 7, s. 269.

[20]- İbn-i Şehraşub, c. 3, s. 401; Allame Meclisi, c. 43, s. 319.

[21]- Ebu’l Fadl Ali b. Hüseyin Tabarsi, Mişkatu’l Envar, s. 170 ve Muhaddis Nuri, Mustedrek el-Vesail, c. 8, s. 393.

[22]- İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 73.

[23]- Şeyh Saduk, el-Hisal, c. 1, s. 135; Allame Meclisi, Biharu’l Envar, c. 43, s. 333 ve Şeyh Hurrü Amuli, Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 447.

[24]- İbn-i Sa’d, c. 6, s. 413.

[25]- İbn-i Asakir, c. 14, s. 185.

[26]- İbn-i Asakir, c. 70, s. 196–197; İbn-i Hazm, c. 8, s. 515; Bahattin Erbili, c. 2, s. 476.

[27]- Erbili, c. 2, s. 478–479.

[28]- İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 72–73.

[29]- Gazi Numan, c. 2, s. 339.

[30]- Meclisi, c. 44, s. 196; İbn-i Ebi ed-Dünya, s. 140; Kuleyni, c. 4, s. 47; İbn-i Babaveyh, 1362, c. 1, s. 135–136.

[31]- İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 83.

[32]- İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 73–74.

[33]- İbn-i Asakir, c. 43, s. 224–225.

[34]- İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 73.




Bu haber 180 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI