Bugun...



Hz. Sakine’nin (s.a) Vefatı

Hz. Sakine’nin (s.a) Vefatı

facebook-paylas
Tarih: 12-10-2021 11:49

Hz. Sakine’nin (s.a) Vefatı

İmam Hüseyin’in (a.s) Kızı Hz. Sakine’nin (s.a) annesi Emru’l Kays’ın kızı Rubab’dır. [1] Onun isimlerini “Amine”, “Emine” ve “Emime” olarak zikretmişlerdir. Sessiz, sakin ve vakarlı olmasından dolayı annesi ona “Sakine” lakabını vermiştir. [2] Tarih kaynaklarında onun doğum tarihi belli değildir ama onu kız kardeşi Fatime’den daha küçük olarak tanıtmışlardır. [3] Tarih kitaplarından anlaşıldığına göre Sakine, İmam Hüseyin’in (a.s) Kerbela’ya doğru hareketi sırasında büluğa ermiş ve evlilik çağındaydı. Zira Hasan-ı Mesna, İmam Hüseyin’in (a.s) kızlarından birini istediği zaman, İmam (a.s) onu Sakine ve Fatıma’dan birini seçmesinde serbest bıraktı. [4]

İmam Hüseyin’in (a.s) Kızı Hz. Sakine’yi kendi zamanının kadınlarının en akıllısı, en güzeli, en güzel ahlaka sahip olan, en takvalısı olarak bilmişlerdir. [5]İmam Hüseyin (a.s) kız Hz. Sakine’yi “Allah’ın zatında garkolmuş kul” şeklinde tanıtmıştır ve bu onun fazilet ve kemalinin göstergesidir. [6]

Kerbela Olayında Hazır Bulunması

Maktel kitaplarında bulunan verilere göre, Hz. Sakine (s.a) Kerbela olayında hazır bulunuyordu. Bu kitapların naklettiklerine göre Aşura gününde İmam Hüseyin’in (a.s) savaş meydanından gelerek kendi ehlibeytine son olarak veda etmesi sırasında onlarla vedalaşıp sonra bir köşede oturup ağlayan kızı Sakine’nin yanına gitti. İmam Hüseyin (a.s) onu sabra davet ederek, kucağına aldı ve gözyaşlarını silerek ona şöyle bir şiir okudu:

سَيَطُولُ بَعْدِى يَا سُكَيْنَةُ فَاعْلَمِى                   مِنْكِ الْبُكَاءُ إذَا الْحَمَامُ دَهَانِى

لاَ تُحْرِقِى قَلْبِى بِدَمْعِكِ حَسْرَةً                     مَا دَامَ مِنِّى الرُّوحُ فِى جُثْمَانِى

فَإذَا قُتِلْتُ فَأنْتِ أوْلَى بِالَّذِى                   تَبْكِيَنهُ يَا خَيْرَةَ النِّسْوَانِ

Ey Sakine! Bil ki benden sonra senin ağlaman çok uzun olacaktır.

Canımda can olduğu sürece beni özlem gözyaşlarınla yakma.

Ey kadınların en iyisi! Ben öldürüldüğüm zaman, sen ağlamağa layıksın. [7]

Aşura olayından sonra diğer Kerbela esirleriyle birlikte Kufe’ye ve Şam’a götürüldüler.

Vefatı

Hz. Sakine (s.a) esirlikten sonra, esirlerin kervanı ile birlikte Medine’ye döndü. Tarih kaynaklarında onun Medine’de ve vefatına kadar olan yaşamından söz edilmemiştir ve sadece bazı münazere ve ilmi toplantıların zikredilmesiyle yetinilmiştir. [8] Hz. Sakine’nin (s.a) nasıl vefat ettiği ve nerede defnedildiği konusu da tarihçilerin ihtilaf ettiği bir durumdur. Bazı tarih kaynakları, Hz. Sakine’nin (s.a) 5 Rabiülevvel 117 hk. yılında Medine’de vefat ettiğini nakletmişlerdir. [7]

Bu durumda bu kaynakların nakline göre, Halid b. Abdullah (Dönemin Hakimi) ona cenaze namazı kılmış ve onu Baki Kabristanlığında toprağa vermişlerdir.

Bazıları da şöyle nakletmişlerdir: Hz. Sakine (s.a), Esbeğ b. Abduaziz ile evlenerek Medine’den Mısır’a doğru hareket etmiş ve Şam’da vefat etmiştir. [10] Şam’ın “Babu’s-Sağır” kabristanlığında Hz. Sakine’ye (s.a) ait bir kabir vardır.

Bir grup da şöyle demişlerdir ki Esbeğ b. Abduaziz ile evlendikten sonra Mısır’a gitmiş ve orada defnedilmiştir. Kahire’de İmam Hüseyin’in (a.s) Hz. Sakine’ye (s.a) ait bir mozole bulunmaktadır. [11]

 

 

 

--------------------

[1]- İsfahani, Mekatilut-Talibin, c. 4, s. 192, 1419 hk; İbn-i Esir, El-Kamil fit-Tarih, c.4, s. 94, 1965.

[2]- İbn-i Hallekan, Vefeyatul-Ayan, c. 2, s. 397, 1364 hş; İbn-i Cevzi, el-Muntezem, c. 7, s. 175, 1992; İsfahani, el-Eğani, c. 16, s. 360, 1415 hk.

[3]- Taberi, Tarihu’l Umem vel-Muluk, c. 5, s. 464, 1967; İbn-i Esir, El-Kamil fit-Tarih, c.4, s. 86, 1965.

[4]- İsfahani, el-Eğani, c. 21, s. 79, 1415 hk; Şeyh Müfid, el-İrşad, s.366, 1380 hş; İbn-i Anbe, Omdetut-Talib, 1417 hk.

[5]- Zerkulî, el-İ’lâm, c. 3, s. 106, 1989; İbn-i Hallekan, Vefeyatul-Ayan, c. 2, s. 394, 1363 hş; Safdî, el-Vafî bil-Vefeyat, s. 182, 2000; Emin, A’yanuş-Şia, c. 11, s. 257, 1420 hk. 

[6]- el-Mukarrem, Maktelül Hüseyin (a.s), s. 349, 1979.

[7]- İbn-i Şehraşub, Menakıb-i Âl-i Ebi Talib, c. 4, s. 109 – 110, 1379 hk; Musevi el-Mukarrem, Maktelül Hüseyin (a.s), s. 277, 1979; Kunduzi, Yenabiu’l Meveddet, c. 3, s. 79, 1416 hk.  

[8]- İsfahani, el-Eğani, c. 16, s. 362, 1415 hk.

[9]- İbn-i Asakir, Tarihi Medinetü Demeşk, c. 69, s. 218, 1415 hk; İbn-i Hallekan, Vefeyatul-Ayan, c. 2, s. 396, 1363 hş; Belazurî, Ensabul Eşraf, c. 2, s. 197, 1974; Taberi, Tarihu’l Umem vel-Muluk, c. 7, s. 107, 1967. 

[10]- İbn-i Asakir, Tarihi Medinetü Demeşk, c. 69, s. 421, 1415 hk.

[11]- Hosrov Şahî, Ehlul Beyt fi Mısr, s. 216, 1427 hk.




Bu haber 64 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI