Bugun...



Humus Konusu - 3

Ekonomi, hayatın şah damarı konumundadır. Özellikle de İslam ekonomi doktrini bu günün deyimiyle sosyal güvenceyi sağlayarak, fakir ve acizlerin de onur içinde yaşamasını öngörüyor.

facebook-paylas
Tarih: 20-03-2021 09:52

Humus Konusu - 3

İslam devleti ekonomisi, Ehl-i Sünnet'in “zekat” diye adlandırdıkları ve % 2.5 oranında olan az bir gelire dayandırılamaz. Zira bu devletin üstlenmesi gereken işlere oranla çok az bir gelirdir. İslam devleti bununla öğretim, sağlık ve ulaştırma gibi hizmetlerin giderini bile karşılayamaz; nerede kaldı ki herkesi kapsayan sosyal sigortayı sağlayıp, normal şekilde her ferdin ihtiyaçlarını karşılayabilsin.

Evet, Ehl-i Beyt İmamları (Allah'ın selamı onlara olsun) Kur'an-ı Kerim'e hakkıyla vakıf olduklarından, yani ilimleri kesbi değil, vehbi olduğundan kendilerine itaat edilseydi, İslam devleti için gerekli olan ekonomik ve toplumsal ilkeleri tespit edip, uygulardı. Ama ne yazık ki önderlik ve hakimiyet başkalarının elindeydi. Onlar (yezid'in yaptığı gibi) salihleri öldürerek, hilafet makamını gasbetmiş, Allah'ın hükümlerini kendi siyasi ve dünyevi çıkarlarının gerektirdiği doğrultuda değiştirmişlerdir. Böylece de hem kendileri dalalete düşmüş ve hem de diğerlerini sapıklığa sürüklemişlerdir ve ümmeti bugüne kadar da etkisi her yönüyle devam eden bir çöküşe itmişlerdir.

Bu nedenle de Ehl-i Beyt İmamları’nın (a.s) öğretileri yalnızca bir teori halinde kalmış ve sadece şiiler inanmış ve sahip çıkmıştır. Tatbiki uğruna sürekli fedakarlık göstermiştir. Bu yüzden Şia, tarih boyunca Emevi ve Abbasi devletlerinin zulüm ve baskısına maruz kalmıştır. İslam devletinin dört bir köşesinde takip altında tutulup, sürgün hayatı yaşamıştır. Fakat bu iki devlet (Emevi ve Abbasi devletleri) yıkılır yıkılmaz, Şia'nın toplumsal birliği daha da belirginleşmiş ve şiiler, gizli olarak Ehl-i Beyt İmamları’na (a.s) ulaştırdıkları humsu, açıkça uygulamaya koymuşlardır.

Onlar bugün humslarını İmam Mehdi’nin (a.f) naiblik makamında olan (taklit ettikleri) müçtehitlere veriyorlar. Müçtehitler de bunu humsun masrafı için tayin edilen yerlerde harcıyorlar. Örneğin dini medreseler, hayır merkezleri, umumi kütüphaneler ve kimsesizler yurdu kurmakta, medreselerde ders okuyan talebelere aylık vermektedirler.

Bu nedenle de Şia uleması baştaki devlet yöneticilerine bağlı değillerdir; yani saraylardan, köşklerden aylık ve emir almıyorlar. Zira humstan gelen gelir, onların ihtiyacını gidermektedir. Ama Ehl-i Sünnet alimleri başta olan hakimlere muhtaç ve bağımlı olup, resmen onlardan görev alıyorlar. Bu yüzden de hükümetin başında olanlar, onlardan istediğini öne geçirir ve istediğini de geriye atar. Bu onların hangisinin daha fazla başta olan şahıs ve düzenin yararına fetva verdiğine bağlıdır. Gerçekte birinin öne geçmesinde ilminden daha çok, onun yöneticiye ve yönetime uymasının rolü vardır. Bu ise, onların hums farizası ile Ehl-i Beyt'in (a.s) beyan ettiği şekliyle amel etmemelerinden doğan korkunç sonuçlardan birisidir.




Bu haber 197 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AHKAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI