Bugun...



Humus Konusu - 2

Ayet ve Sünnet-i Nebevi'yi te'vil etme yöntemi, bazı mezhepler için meşhur bir yöntem haline gelmiştir.

facebook-paylas
Tarih: 13-03-2021 10:57

Humus Konusu - 2

Onlar Kur'an'ın ve Sünnet'in açık naslarını te'vil etmekle bu hususta bazı sahabe ve halifelere uymuşlardır. [1] Eğer bu te'viller ayrı ayrı ele alınıp incelenecek olursa, başlı başına bir kitap yazmak gerekecektir. Bu konuda araştırma yapmak isteyen kimse, te'vilcilerin Allah'ın ahkamını nasıl da kendi görüşleri istikametinde te’vil ettiklerinin yorumladıklarının bazı örneklerini görmek için 'En-Nass-u ve'l İçtihad" adlı kitaba müracaat etmelidir. Ama bir araştırmacı olarak, Kur'an ayetlerini ve Sünnet-i Nebeviyye'yi kendi heva ve hevesimiz gereğince veya meylettiğimiz mezhebin görüşü esasınca te'vil edemeyiz.

Hums konusunda Ehl-i sünnet kendi sihahlarında humsun, harp ganimetlerinden başka şeylerde olduğunu da nakletmişlerdir. Sahih-i Buhari'nin "rikazda (yer altındaki maden ve hazine) humsun farz olduğu" bölümünde şöyle yazıyor.

"Malik ve İbn-i İdris'e göre, “rikaz”da yani cahiliyet döneminde defnedilmiş hazinelerde, ister az olsun ister çok, humus farzdır. Maden ise “rikaz” sayılmaz. Zira Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki:

"Madende birşey yoktur. Rikaz'da ise, humus vardır." [2]

Denizden çıkarılan yeraltı zenginlikleri hakkında şöyle yazıyor:

"İbn-i Abbas diyor ki: Amber, rikazdan sayılmaz; o sadece denizde gömülü (güzel kokulu) bir şeydir.." Hasan ise şöyle diyor: "Hem amberde ve hem de incide humus farzdır. Hz. Resulullah (s.a.a) yalnızca rikazda humsu farz kılmıştır; suda bulunan şey ise, rikaz değildir." [3]

Bu hadislerden Allah'ın humsu farz kıldığı, ganimetin yalnızca harpte elde edilen mallar için geçerli olmadığı anlaşılıyor. Zira rikaz yerden çıkarılan bir hazinedir; onu kim çıkarırsa, sahibi olur; fakat humsunu vermesi gerekir, çünkü ganimettir. Yine denizden çıkarılan amber ve incinin de ganimet olduğundan dolayı humsunu vermesi gerekiyor.

Böylece, Buhari'nin naklettiği bu hadislerden humsun yalnızca harp ganimetlerine mahsus olmadığı anlaşılıyor. Böylece Şia'nın görüşünün haklılığı ortaya çıkıyor. Çünkü Şia bütün hüküm ve inançlarında Allah'ın tertemiz kıldığı hidayet imamlarına (a.s) baş vuruyorlar. Bu imamlar (a.s) Allah'ın kitabının eşi olup, onlara sarılan dalalete düşmez ve onlara sığınan güvencede olur.

Ayrıca İslam hükümetinin başlıca gelirinin harplerden elde edilen ganimetler olduğunu söylemek de doğru değildir. Zira bu, İslam'ın barışa dayalı özüyle ters düşmektedir. İslam devleti, milletleri esarete alıp, kaynaklarını sömürmek esasına dayalı sömürgeci bir devlet değildir.

İslam düşmanları, İslam Peygamberi'nin (s.a.a) kılıç ve zor gücüyle milletleri esareti altına aldığını söyleyerek, gerçekte kendi fikri sömürgeciliği için bir ortam hazırlamak istiyorlar.

 

 

----------------

[1]- İmam Şerefuddin "En-Nass-u ve'l İctihad" adlı kitabında Ehl-i Sünnet'in te'vil ettiği yüzden çok açık naslara işaret etmiştir. Araştırma yapan kardeşlere mezkur kitabı okumağı tavsiye ederim. Zira o kitapta yalnızca Ehl-i Sünnet alimlerinin kendilerinin tahriç edip, sahih olduğunu itiraf ettikleri naslara yer vermiştir.

[1]- Sahih-i Buhari, c.2, s.137, "Rikaz'da humsun farz olduğu" bölüm.

[1]- Sahih-i Buhari, c.2, s.136. "Denizden çıkarılan şeyler," bölümü.




Bu haber 160 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AHKAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI