Bugun...



Bi'set

Bi'set (Arapça: البعثة), Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) insanların hidayeti için Allah tarafından gönderilmesini zaman ve mekân olarak anlatan bir terimdir.

facebook-paylas
Tarih: 11-03-2021 09:24

Bi'set

“Meb’es” sözcüğünde “bi’set” manasına gelen masdar anlamı da yatmaktadır. "Bi’set" kelimesi İslam litaretüründe daha çok Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) için kullanılmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.a) 40 yaşında Nur dağında (Mekke şehri yakınlarında) Hira Mağarası'nda Cebrail aracılığıyla peygamberliği kendisine iletilmiştir ve bu İslam dininin başlangıcı olmuştur. Bu olay İmamiye Şialarının meşhur görüşüne göre, Hicretten 13 yıl önce Recep ayının 27’sinde gerçekleşmiştir.

Hz. Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.a) bi’setinden önce, o bölgenin insanları daha çok putperest idi. Ancak buna rağmen, aya tapanlar, güneşe tapanlar, yıldıza tapanlar ve aslı bozulan semavi dinlere mensup olanlar da Hicaz’ın farklı yerlerinde yaşamaktaydılar. Ama Peygamber Efendimizin (s.a.a) bi’seti ve İslam’ın zuhuru ile bu din putperestlik dinini ortadan kaldırmış ve Hicaz’a hâkim olmuştur.

Hz. Resul-ü Kibriya Efendimizin (s.a.a) meb’es yıldönümü Müslümanların büyük bayramlarındandır ve "Meb’es bayramı" olarak kutlanmaktadır.

Sözlük ve Terim Anlamı

“Meb’es” sözcüğü, Arap lügatında masdar-ı mimi, ism-i zaman ve ism-i mekândır. “b-e-s” (ب ع ث) kökünden olup, göndermek anlamına gelmektedir. "Meb’es" göndermek,[1] yollamak[2] ve başlatmak[3] anlamlarındadır.

"Meb’es" kelimesinde "Bi’set" anlamına gelen mastar veya bi’set zamanını anlatan ism-i zaman da dikkate alınmıştır. Dolayısıyla genellikle meb’es, "gün" veya "yevm" kelimesiyle birlikte kullanılmaktadır (meb’es günü veya yevmu’l meb’es).[4]

Dinî terim olarak, bi’set bir insanın diğer insanların hidayeti ve Allah’ın dinine davet için gönderilmesi anlamındadır.[5] Meb’es günü veya meb’es bayramı, Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) Allah tarafından risaletle mebus edildiği gündür.[6]

Kur’an’da

Bi’set, Kur’an kültüründe, içinde bir çeşit değişiklik olan tekamülün aşamalarından birisine gönderme ve ulaştırma faktörüdür. Bundan dolayı, ölülerin haşredilmesi anlamında da kullanılmıştır. Zira büyük bir değişim ve yeni bir atmosfere girmenin başlangıcıdır.[7] Ancak yaygın terim anlamı olarak peygamberlerin insanların hidayeti için gönderilmesi anlamında kullanılmaktadır.[8]

Kur’an-ı Kerim'de “Bi’set” Allah’a nispet verilmektedir. Ölülerin dirilişi, yaratılışa has yasa ve kanunlar, resullerin gönderilişinin tamamı Allah’ın alemlerin yaratılışındaki mutlak egemenliğine ve ilgili hedeflere işaret etmektedir.

Peygamberlerin gönderilmesinde dikkat çeken nokta, Allah’ın insanlara olan lütfudur.[9] Bu lütuf hidayet ve danışmanlıktır. Aynı zamanda insanların içinden ve aynı türdendir.[10]

“Andolsun, Allah, müminlere kendi içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.”[11]

Peygamberlerin insan türünden seçilmesi, bazen peygamberlerin içinde bulundukları toplum tarafından alaya alınmalarına ve müşrikler, muanidler/inat ehli ve mütekebbirlerin/kendini beğenmişlerin inkarına neden olmuştur.[12] Ancak burada bir hikmet ve mantık yatmaktadır. Peygamberler Kur’an’da örnek insan ve model olarak tanıtıldıkları hasebiyle, [13] eğer başka bir türden seçilmiş olsalardı, İnsanoğlu için bir örnek olamazlardı. Dolayısıyla her peygamberin kendi türünden olanlara gönderilmesi, ilahi bir sünnet ve aynı zamanda muhalefet edenlere de bir kanıt ve hüccettir.[14]

İslam Kültüründe Bi’setin Yeri

Bi’setin İslam kültüründe çok özel bir yeri vardır. Bi’set, gerçekte İslam’ın başlama noktasıdır. İlk yıllarında çok zor koşullarda az sayıda destekçiyle insanların hidayeti için ortaya çıkan İslam dini, daha sonraları tüm dünyaya yayılmış ve çok sayıda gönülleri kendisine bağlamıştır.

Bi’set günü, tüm İslam fırkaları arasında büyük bir bayramdır ve İslam topraklarında kendine has örf ve adetlerine göre büyük şenliklerle kutlanmaktadır.[15]

 

 

---------------

[1]- Mustafavi, c. 1, s. 296.

[2]- Ferahidi, c. 2, s. 112.

[3]- Rağıb, c. 1, s. 132.

[4]- Humayi, Mebhes Bi’set-i Resul-ü Ekrem (s.a.a), s. 43.

[5]- Tehanevi, c. 1, s. 340.

[6]- Humayi, Meb'es, Bi’set-i Resul-ü Ekrem (s.a.a), s. 44.

[7]- Yasin, 52, Bakara, 56, Hac, 7; Bkz. Rağıb İsfahani, Hüseyin, el-Müfredat fi Garibi’l Kur’an, s. 52, 53.

[8]- Bakara, 213, Nahl, 36, İsra, 17.

[9]- Al-i İmran, 164.

[10]- Tevbe, 128, Cuma, 2.

[11]- Kur’an-ı Kerim, Al-i İmran, 164.

[12]- İsra, 94, 17; Furkan, 25, 41.

[13]- Ahzab, 21, 23; Mümtehine, 6, 60.

[14]- İsra, 17, 95.

[15]- Muti, Bi’set, s. 280.




Bu haber 253 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI